Bıyıklı

Ertesi gün birbirlerine alışmış oldukları ümidiyle fanusun önüne bir sandalye çekip oturdum. Küçücük ortamda büyük bir hengame, bir koşuşturma almış başını gidiyordu


Fanusta aylardır tek başına yaşayan, Japonya nüfus müdürlüğüne kayıtlı balığım Erşant’ın yanına arkadaş olması, yalnızlığını paylaşması için aldığım altınbaş cinsi Japon Balığı’nı akvaryumcu poşetinden fanusa aktarırken iyi bir şey yaptığımı düşünüyordum. Altın başlı Narin, ilk şaşkınlığını üzerinden atmaya çalışırken nazlı nazlı dolaşıp salınıyordu suyun içinde. Erşant ise normaldeki hareketliliğine ek olarak daha da hareketlenmiş, sert ve seri hamlelerle volta atmaya başlamıştı suyun içinde.

Ertesi gün birbirlerine alışmış oldukları ümidiyle fanusun önüne bir sandalye çekip oturdum. Küçücük ortamda büyük bir hengame, bir koşuşturma almış başını gidiyordu. Erşant, Narin’in peşinde hırçın hırçın dolanıyor, kenarda, köşede denk getirip dudaklarıyla darbeler indiriyordu Narin’in karnına. Yemlerini attığımda Narin kovalanmaktan yorgun düşmüş bir halde yeme yaklaştı. Usul usul emerek darbelere maruz kalmış karnını doyurmaya uğraşırken Erşant tabandaki boncukların üzerine uzanmış Narin’in yumuşatıp yutamadan düşürdüğü yem parçalarını yiyordu. Yüzeydeki tüm yemin yumuşadığına kanaat getirince yukarı doğru fırlayıp, bütün halde yuttu yemi. Şişkin karnıyla kabadayı gibi ağır ağır dolanarak bir yandan Narin’in yeminin geri kalanını takip ediyordu. Tek bir kuyruk vuruşuyla Narin’i uzaklaştırıp kalan lokmayı da yuttu. Narin, o sırada dipteki boncukları dudaklarıyla yoklayıp yiyecek bir şeyler aranırken, suyun içine karışan, ince, solucanımsı dışkıları vakumlayıp, yenecek bir şey olmadığını anladığında ise geri püskürtüyordu.

Üçüncü günün sabahında onları yan yana yüzerlerken görünce “n’aptınız gençler! Alıştınız mı len!” diyerek eğildim fanusa doğru. Belki arkadaş oldular, belki de çift oldular diye sevinmiştim. Bu sakin ve mutlu tabloya rağmen sıklığı azalsa da ara sıra kafa atmayı sürdürüyordu Erşant şerefsizi. Yine yemleyince ikisi de emmeye başladılar. Erşant dingin, Narin ise tedirgindi. Yemek faslı bitince Erşant yeterince doymamış olacak ki Narin’in ardında salınıp duran dışkıyı içine çekip kopardı ve tekrar geri püskürttü. Suyun içinde dalgalanan dışkı, bir süre sonra zemindeki boncukların üstüne düştü. İlerleyen saatlerde tekrar başlayan kovalamacada daha da vahşileşen Erşant, Narin’in kaçmasına fırsat vermiyor ve vurdukça vuruyordu dudaklarını Narin’in karnına, kuyruğuna. Kaçmaktan iyice yorgun düşen zavallı Narin son bir ümitle kafasını boncukların içine sokmuş tüm vücudunu saklamaya çabalıyordu.

Sonraki gün Narin, yer yer pulları dökülmüş, kuyruğu hırpalanmış ve o göz alıcı beyazlığı solmuş bir halde salınırken, Erşant’ın turuncu pulları daha da parlamış ve üst dudağının üstünde ince siyah bir çizgi oluşmuştu. Boncukları burnuyla kaldırıp kafasıyla oynayarak tesbih çekiyordu adeta. Solungaçları isteksizce açılıp kapanan Narin, Erşant’tan arta kalan oksijeni solumaya çalışıyordu. Ritmini kaybeden solungaçlarını oynatmaya çalıştıkça daha da yorulan Narin sağ yanına doğru devrilip, düzeldi bir zaman suyun üstünde. Sonra dibe çöküp yattı sağ yanına. Ağzı ve solungaçları dermansız açılıp kapanırken oksijeni arttırabilmek için biraz su ekledim fanusa. Bıyıklı ise deli gibi bir o tarafa bir bu tarafa atılarak yüzüyor, kaçan birisi olmayınca kendi kendini kovalıyordu. Zeminde yatan Narin’i fark edince üstüne gidip birkaç dudak darbesi daha vurdu. Narin’den herhangi bir tepki gelmeyince, bu sefer onun altına girip yumuşak itelemelerle onu yüzeye kadar çıkarıp etrafında geziniyordu. Tekrar dibe çöken Narin’i defalarca yüzeye çıkardı: “Hadi kalk, oynayalım yine, sen olmazsan ben kimi kovalarım, balık halime bakmadan kime itlik, serserilik yaparım” der gibiydi. Uğraştı, çok uğraştı. Ama akşam saatlerinde son solungaç oynatışını görünce, fanustan çıkardım Narin’in naaşını. Burnundan damlayan son su damlasına bakakaldı Bıyıklı.

İki üç gün yüzmedi hiç, öyle oturdu zeminde. Üst dudağının üstündeki siyah çizgi günden güne soluklaşıp kayboldu. Bir daha yeni bir balık almamak üzere söz verdim kendime.

Ağustosunsıcağındaikibininondokuzundaydık
instagram/fatihgoksu9

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı