Şeker Mahallesi’nin küçük depremzedesi Yumoş


Beş yaşındaki bir çocuğu ağustos sıcağında külahlı dondurmasını keyifle ısırırken veya salıncakta sallanırken atacağı sevinç naraları ile görmek isterdim.  Ama seni apartman enkazı altında sıkıştığın çelik somyalı yatağın içinde anneni çağırırken gördüm. 17 Ağustos 1999 depreminin sabahına kurulan çalar saatlerin zemberekleri boşalıp umarsızca çaldığında sana bir metre kadar yaklaşmıştım. Çalar saatlerin metalik sesleri bir el hareketiyle susturulmayı beklerken, bir an önce annenin kolları arasına sığınmak istiyordun. “Nerede kaldılar?” diye annene ve babana kızıyordun belki de. Ben o zaman ocak lambasının ardından sana seslenen yabancı bir sestim. Ve sen o ışığın ardındaki sesin içinden annesinin sesini arayan beş yaşındaki küçük bir çocuktun. İşte o zaman sen benim kızım oluverdin birden. Benim de senin yaşıtında esmer, kara kuru bir kızım vardı. İşte o an arkadaşlarım ile birlikte kararımızı vermiştik. Kızımızı o enkazdan sağ salim çıkarmak için ant içip kendi ölüm fermanımızı oracıkta imzaladık.

Adapazarı Şeker Mahallesi’nde 24 dairelik yıkıntıydı burası. Müfit beyin tüm ailesi, eş ve dostları bu yıkıntının içindeydi. Ve biz Zonguldaklı maden işçileri gruplara ayrılıp enkaz altında sıkışmış depremzedeleri kurtarma çalışmalarına başlamıştık. İlkin en üst kısımdan aşağıya kuyu biçiminde kazı çalışması yapmayı denedik. Ama önümüze gelen çelik demir yığınları buna engel oluyordu. Sonra enkazın gövdesinden yarma  açmaya başladık. Enkazdan çıkardığımız kalın ahşap parçalarını maden direği gibi kesip, baca tahkimatı yaparak kazazedelere  kolaylıkla ulaşıyorduk. İki beton bloğun arasında yaptığımız tahikamat, her artçı deprem sonrası sıkışarak daha emniyetli hale geliyordu. Bacamızın yüksekliğini üzerimizdeki ve altımızdaki hasır betonların arasındaki kalınlık belirliyordu. Bu kalınlık hedefimize sürünerek varmamıza yeterli bir açıklıktı. En önde bulunan arkadaşımız önündeki moloz yığınlarını arkadaki arkadaşına sürüyor, o da bir arkasındaki arkadaşına bacakları arasından geriye itekleyerek ilerliyordu. Uzun uğraşlar sonunda doğalgaz kokusu altında her an oluşabilecek yangın tehlikesi ile on beş metrelik bir yarma açabildik. 

Artık sadece amcanın değil, bizim de Yumoşumuzdun

Sonra  çocuğun amcası olduğunu söyleyen genç bir delikanlı geldi yanımıza. Sana, “Yumoş!”   diye seslenince amcanın sesini tanıyıp ağlamaya başladın. İşte o zaman içimizi kanırtıp gönlümüzde yumuşacık bir yuva yapmıştın kendine. Artık sadece amcanın değil, bizim de Yumoşumuzdun. “Yumoş” diyerek sana yaklaşırken aramıza somya yatağın çelik telleri girmişti. Yatağı altından söküp alamıyor, kapladığı alanı küçültemiyorduk. İki çocuk bir yatakta yatıyordunuz. Yanındaki arkadaşının soğuk bedeni yüreğimizi sıkıştırırken, senin sıcak bedenin cesaretimiz olmuştu. 

Annen ile baban da bu akşam burada arkadaşının evinde konuk olmuştu. İki aile daha önceden sözleşmiş aynı yerde tatil yapmak için karar vermişti. Ama sen  arkadaşının isteği üzerine yeni alınan araba ile seyehat etmeye can atıyordun. O akşam sen ikna edilemeyince orada kalmak zorunda kaldın. Annenler seni orada bırakıp akşam otobüsü ile yollarına devam ettiler. Arkadaşının ailesi de sabahın erken saatlerinde yeni aldıkları araba ile aynı tatil beldesine gidecekti nasıl olsa…  

Yatağının altından doğru seni almaya çalışırken üzerimize yaptığın çiş senin yaşam belirtindi. Bu durumdan inan hiç yüksünmedik bilesin. Bu olay bizim en doğalımızdı ve bu tür şeylere hiç de yabancı değildik. Yanımda Cevdet çavuşum ve Yılmaz adında balaban bir arkadaşım vardı. Her ne pahasına olursa olsun seni oradan sağ salim çıkarabilmek için dua ediyorduk. Hedefimize az kalmıştı ve bulunduğumuz yerde ancak bir kişi çalışabiliyordu. Seni oradan çekip çıkarmak için yatağın hacmini küçültmemiz gerekiyordu. Keskin amonyak kokulu yatağının altına sırt üstü uzanıp çelik yayların arasındaki sentetik yünleri iki parmağımız ile didikleyip koparmaya çalıştık. Uzun soluklu bir çalışmanın içindeydik ve her açtığımız boşluk alanın, üzerindeki ağırlığa dayanamayıp göçmesine engel olamıyorduk. En sonunda balaban arkadaşım Yılmaz senin yanına uzanıp üstündeki ağırlığı kendi vücuduna taşıyınca seni sıkıştığın yerden çıkarmayı başarabildik. 22 saat sonra yanımızdaki sağlıkçının boynuna taktığı boyunluk ve koluna yaptığı aşıdan sonra gözlerini kapatıp seni gün yüzüne çıkarabildik. 

Hep yaşadığını düşünüp, kızımın aynadaki yansıması olarak seni gördüm. Eski yaraları kanatmak değil amacım. Sadece küçük bir sevgi yumağı göndermek amacıyla bu yazıyı kaleme aldım. Bir daha bu tür felaketlerle karşılaşmamak dileklerimle emekli madenciler olarak kurtardığımız canlara selam olsun…                                                                                                                      

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı