Odada


Vermiş olduğun ticari kararlar, işlerinin bozulmasına sebep olmuştu. Alacaklıların çakal sürüsü gibi etrafında dolanıyor ve fakat saygın geçmişin daha fazla yaklaşmalarına izin vermiyordu. Borçlarını ödeyebilmek için istemeyerek de olsa oturduğun evi satmak zorunda kalmıştın, bir an önce evi boşaltıp kendine kiralık bir yer bulmalıydın. İnternetten kiralık ev sitelerine baktın, dayalı döşeli “körün istediği bir göz” kıvamında bir ev buldun.

Emlakçı evi gezdirirken “Sahipleri dün apar topar ülkelerine gitmişler, kendilerini görmedim. Beni de telefonla aradılar. Önemli eşyalarını bir odaya kilitleyip anahtarı kuryeyle gönderdiler. Son anda kiraya vermeye karar vermişler, hatta birkaç özel eşyalarını da unutmuşlar. Daha sonra ben gönderirim dedim, ama artık evi tuttuğunuza göre siz gönderirsiniz. Bak işte orda ayna dolabının üstünde, üç beş parça bir şey, gözlük, mum, fotoğraf, kitap mitap ufak tefek şeyler işte…” dedi. Anahtarı teslim alıp küçük bir temizlikten sonra bir çırpıda yerleştin eve.

Yine, yeni bir başlangıç yapıyordun, yeni bir semt, kocaman, çok güzel tarihi bir ev. İlk başlarda her şey çok iyi gidiyordu, işlerini tekrar yoluna koymuştun. Bu kez daha temkinli çalışıyordun, tecrübeliydin.

Zaten tecrübe denen şey kirlenmişliğimiz değil miydi? Bir gece televizyon izlerken garip bir şey oldu, gözün televizyondan gayriihtiyarî aynadaki hareketliliğe kaydı. Aynada; eteklerini savurarak geçen orta yaşlı, kızıl saçlı bir kadın yansıması gördün, gözlerine inanamadın. Can havliyle yerinden fırlayıp bakış açından aynanın görüş alanına giren holde ve mutfakta şuursuzca kızıl saçlı orta yaşlı kadını aradın. Mutfaktan aynada tv izlediğin yere baktığında, asıl şoku o zaman yedin. Orta yaşlı, kızıl saçlı kadın senin oturduğun koltuğa oturmuş tv izlemekteydi, zihninde ılıkça bir yel esti, düşüverdin.

Kendine geldiğinde, (gelebilmek) soğuk mermerler üzerinde büzülmüş tir tir titremekteydin, dilin damağın kurumuştu. Su içtin; o an içtiğin su gibi bilinmeze akıp gitmeyi ne çok isterdin. Yüzünü yıkayıp gördüklerinin gerçek olma olasılığını tarttın, başaramadın… Hanginiz, gerçek hanginizin yansıydı.

Bir önceki eserini yazarken, ilham geldiği anki şekli alarak esin peşindeki yazar gibi sen de aynada gördüklerini tekrar görebilmek umuduyla kızıl saçlı kadını ilk gördüğün vaziyeti alarak koltuğa oturdun, bir yandan tv izliyor bir yandan da göz ucuyla aynayı kontrol ediyordun, merakına korkun engel olamıyordu. O geceyi yarı uyur (doğal olarak) yarı uyanık bir şekilde geçirdin. Ertesi gün yaşadıklarını internette araştırmak aklına geldi, spiritüalizm, ruhsal ve metafizik üzerine ne kadar forum, platform varsa girip bir şeyler öğrenmeye çalıştın, tatmin olamadın.

Okuyarak öğrenmekle, yaşayarak öğrenmek arasında dağlar kadar fark vardı. Doktorunu aramak aklına geldi, akşamüstüne randevu aldın. 

“Bu sefer öykünüz inandırıcı değil, Bu aralar çok koşturuyorsunuz. Biraz dinlenin, yoğun iş temposu sizde sıkıntı yaratmış, örselenmişsiniz. İsterseniz bir süreliğine bir yerlere gidin. Kafanızı dinleyin, önceki ilaçları bırakın, şimdi vereceğim ilaçları kullanmaya başlayın, bir ay sonra görüşürüz istediğin gün ve saatte arayabilirsin.” 

Hep yaptığın gibi teşekkür edip ayrıldın. İlaçlara başlamadan bir şeyler içeyim düşüncesiyle boğaza bakan restoranlardan birine girdin, canın balık olmak çekti şişede… Gece yarısı kör kütük eve döndün, soyunup dökünürken gözün ev sahiplerinden kalan aynaya dayatılmış resimdeki kızıl saçlı kadına ilişti, resmi eline alıp daha yakından baktın; yoksa bu kadın… Aman tanrım! İçini kaplayan aynada görünen kapının arkasındaki ev sahiplerinden kalan eşyaların olduğu odayı görme isteği, içinde bulunduğun karmaşayı özetliyordu gece boyunca kapı kilidini açma denemelerin başarısızlıkla sonuçlandı. (Eee tik pabucu yarım çık dışarı…)

Sabah erkenden çilingir çağırdın, birkaç saat söylenerek uğraştı. “Ben ömrümde böyle kilit sistemi görmedim, son model arabaların şifreli kontak anahtarı gibi. Hay aksi! Sanki kilit içinde kilit var” sonunda açıldı kilit. Çilingirden kilidi açma aletini (maymuncuk) ısrar ederek yüklü bir paraya satın aldın, ücretini verip gönderdin. Yüreğin, içinde bir yürek daha varmış gibi paldır küldür atıyordu. Heyecanını yenmenin imkânı yoktu. Kapı koluna elini uzatıp, usulca açtın. Ağzına kadar karanlıktan başka bir şey yoktu, kapıyı kapatıp ışığı yaktığın an olduğun yerde dondun kaldın. Karşında ayna dolabı, dolabın üstünde ev sahiplerinden kalan ıvır zıvır eşyalar…

Kapısı kendine açılan odada başa dönmüştün..

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı