Kanuni’nin çikolata yeme merakı

Hani hep verilen bir örnek vardır; Fatih, domates bile yiyememişti. Fatih, Kanuni ve 4. Murat çikolata da yiyememişti ama nedense kimse bunu örnek olarak vermez.


Kakao Amerika kökenli bir meyve. Yani “Yeni Dünya”dan geliyor. Bu nedenle daha Kolomb Amerika’yı keşfetmemişken (Niye böyle denir, hiç bilmiyorum. Sanırım bu da bir tür narsisizm. “Keşfetmek”. Yahu neyi, nereden keşfediyorsun? O, orada duruyor işte. Neye göre keşfetmek? Marko Polo da Asya’yı keşfetti o zaman. Aynı şey “Aztek ve Kuzey Amerika Kızılderililerinin Avrupalılarının ne kadar acımasız ve ahlaksız olduklarını keşfetmeleri” olarak da yaftalanabilir) kakaodan, dolayısıyla çikolatadan bahsetmek olanaksız.

Aslında Amerika’yı keşfediyor ama Kolomb’un çikolatayı hiç tatmadığı tarihçilerin çoğunun üzerinde anlaştığı bir durum. Eski Dünya çikolatayı tanımasını Hernan Kortez’e borçlu. Hernan, Aztek Kralı Montezuma aracılığıyla öğrendiği yöneticiler, rahipler kısaca kalburüstüler tarafından tadılabilen bu içeceği Avrupa’ya getirir.

Adı “xocoatl” yani “ekşi, acı içki”. Fermente edilmiş ve macun haline getirilmiş kakao, su, bal, vanilya ve diğer baharatların karıştırılmasıyla elde ediliyor. O dönemde afrodizyak olarak kabul ediliyor. Ayrıca hem güç hem de mutluluk veren özelliği olduğuna inanılıyor. Aslında bu inanç, bugün kimyasal olarak da doğrulanmış durumda.

İspanyollar bu içeceğe şeker katıyorlar. Bu buluşu pek kimseyle de paylaşmıyorlar. İspanya Kralı 3. Felipe’nin kızı Prenses En (Anne) Fransa Kralı 13. Lui ile evlenince, çikolatayı Fransa da tanıyor ve ondan sonra Eski Dünya’yı sarıyor bir çikolata tutkusu. 

Hani hep verilen bir örnek vardır; Fatih, domates bile yiyememişti. Fatih, Kanuni ve 4. Murat çikolata da yiyememişti ama nedense kimse bunu örnek olarak vermez. Belki domates herkesin kolayca alabildiği bir ürün olduğu için. Aslında kakao da o kadar lüks bir tüketim maddesi değil. Tonu 2150 dolar seviyelerinde. Yani kilosu 2,15 dolar ama çikolata üreticileri bu kafada uyanan lüks imajını her zaman canlı tutmayı becerip, yüksek kâr marjını ıskalamamıştır. Konumuza dönelim.

Çikolata yemek. Evet, ne Fatih ne Kanuni ne de 4. Murat hayatında hiç çikolata yemedi. Hatta 2. Mahmut da. Belki, Abdülmecit yemiştir. Çünkü daha önce çikolata yemek imkansızdı. Çikolata sadece içilebiliyordu. Ta ki 1847’de J.S.Fry & Sons yenilebilir katı çikolatayı üretene kadar. Abdülhamit’in yemiş olduğu kesin çünkü Osmanlı’da satılan çikolataların reklam-tanıtım kartlarında onun yüzü kullanılmış. O zamanın PR mantığına göre olağanüstü bir buluş. İki tarafa da yarıyor. 

Bununla birlikte bu “Frenk usulü gavur icadı”nın gelenekseli zedelediğini düşünenler de olmuş. @BenHarunT nin tivitinde de belirttiği gibi Evliya-yı Cedid’te “İstanbullular akide şekeri yerine “çakıl-ı ateh”ten (ihtiyarlık çakılı) galat olup “çikolata” denen şeyi yerlermiş. Tövbe!” şeklinde anılmış. 

Saadet Özen’in araştırmalarına göre sıvı haliyle Osmanlı’da kendisine pek yer bulamamış çikolata. 1857’de Journal de Constatinople gazetesinin yayınladığı 1804 yılına ait bazı ihtiyaç kalemlerinin yer aldığı listede çikolata da yer almış. Okkası 5 kuruş olan çikolata gravyer peynirinin iki, tavuğun altı katı fiyata satılıyormuş. 

Yani bugün “kadınların özel günlerinin olmazsa olmazı” olarak pazarlanan çikolatanın dünyadaki tarihi pek eski değil. Lükslüğü de aslında parasal açıdan etten pek öte değil ama sonuçta, kuralı imajın koyduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Twitter; @kuzubudu
www.kuzubudu.com

[zombify_post]


0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir