Üzerinden kamyon geçmiş anne


– Merhaba, geçmiş olsun diyelim mi?

– Diyelim, geçmiş olsun diyelim, o zaman dans diyelim, hatta gelin birlikte iki tur dönelim, ben şahsen parende bile atabilirim.

– Nasıl geçti diye sorsam?

– Sorun tabii, sizin işiniz sormak da süreci mi soruyorsunuz, sonucu mu?

– Her ikisini de!

– Süreci anlatayım önce. İki yıl önce biz velileri okulda toplantılara çağırmaya başladılar. “Bunları şöyle yapacağız, bunları böyle yapacağız” dediler. “Sizden destek bekliyoruz.” dediler. Ben zaten hazırım, dünden değil, daha evvelsi günden. Öyle bir heyecan. Ama nasıl tatlı bir heyecan. Elimden gelen her türlü desteği vermeye hazırım. Elimden gelmeyeni de sorar soruşturur, bulur buluşturur, hazır ederim. 

– Okul neler yapmayı taahhüt etti?

– Hafta içi yoğun eğitim, hafta sonları destek kurları. Çocukların danışman eğitmenleri olacak, sürekli deneme sınavına girecekler. Daha ne olsun? Dershane önermediler. Niyeyse hızlı okuma kurslarına gönderilen çocuklar varmış. Gerek olmadığını söylediler. Zaten bu dershane işinde bir tuhaflık var.

– Çok var da siz hangisini söylüyorsunuz?

– En temel olanı söylüyorum. Niye varlar? Okulların eğitiminde ne eksik de öğrenciler ayrıca destek eğitimi alma ihtiyacı duyuyorlar? Bu bir soru değil, cevap vermeye uğraşmayın. 

– Oğlunuz ne yaptı?

– O da benimle aynı fikirde ya da ben onunla aynı fikirdeyim. Dershaneye gitmek istemedi. Zaten gidemeyecekmiş. 

– Neden?

– Salgın patladı. Hemen arkasından okullar kapatıldı. Yasaklar başladı. Okulun hem hafta içi hem de hafta sonu yoğun eğitim planları hayallerde kaldı. Bu karar yanlıştır demiyorum. Çok bulaşıcı bir hastalıkta olması gereken herhalde budur ama süreçte ciddi değişiklik oluyorsa sonucu da değiştirirsin, değil mi? Bu da soru değil, üzerinize alınmayın.

– Süreç daha sonra nasıl işledi?

– Çocuklar aylar boyunca yüz yüze eğitim alamadılar. Okullar arada açıldı, gider gibi oldular. Sonra aniden tekrar kapandılar. Çeşmeyi bile çok açıp kaparsan yalama olur, su sızdırmaya başlar. Bu gençlerden de çoğunun contaları gevşedi. Hiç kimse bana online eğitimin verimli olduğu yorumuyla gelmesin. Taze bir sınav velisi olarak o yorumu alır, parça pinçik eder, kalp kırarım. Eğitime hiç erişemeyen çocukların olduğu,  adil olmayan bir dünyada siz hâlâ hangi iki günlük sınavın peşinde koşuyorsunuz? Yine soru sormuyorum ve size demiyorum.

– Anladım.

– Çocukların gençlerin geleceğe dair hayallerinin, umutlarının gerçekleşme olasılığının iki günle sınırlanmasında bir tuhaflık yok mu?  Enerjilerinin, aşklarının, hormonlarının, hayallerinin çağladığı bir dönemde iki sıcak yaz gününe hazırlanıyorlar. Bu sene bu hazırlık sürecinin çoğu ayı odalara, evlere kapanarak geçti. Hormonları iyi kötü sakinleşmiş, hayatlarını güzel çirkin bir raya oturtmuş, hayal kurmaktan neredeyse vazgeçmiş biz yetişkinlerin bile evlere kapanmayla ilgili ne çok derdi oldu. Siz şimdi bu kapanmayı alın, üzerine son derece sıkıntılı bir sınav hazırlık süreci ekleyin. Sağlarında sollarında yakınlarının hastalıklarına, hatta kayıplarına seyirci kalmalarını göz önüne alıp durumu dörtle çarpın. Sonbaharda salgının tekrar artacağı ve üniversitelerin açılamayabileceği söylentilerini de üzerine ekleyin. Ne etti? 

– Çok etti.

– Çok ediyor tabii. Ayrıca bu sınava girenlerin en genci on yedi, on sekiz yaşında. Yani ülke gündemini takip edip her şeyin farkında olacak, yalanı dolanı yutmayacak yaştalar. Evrensel eğitime hazırlanıyorlarsa öyle olmaları gerek zaten. Fakat bu durumda umutlarının suya düşmesine çeyrek varmış gibi çaresiz hissedebiliyorlar kendilerini. Şimdi bütün bu durumları da sınav stresine ekleyelim. Vardığımız sonuç sabrın sınırına gelip dayanıyor.

– Haklısınız.

– O zaman hangi akla hizmet son on yılın en zor sorularını hazırlayıp pırıl pırıl gençlerin önüne koydular? Sesimin yükseldiğini ifade etmek için bu cümleyi büyük ya da koyu renk harflerle yazarsınız artık.

– Bu bir soru mu?

– Evet, hem de sıkı bir soru ama muhatabı siz değilsiniz.

– Sınav günü nasıldı?

– Otuz sekiz derece.

– Efendim.

– Şanslarına çok sıcak iki gündü. Bizim oğlanın sınava girdiği üniversite amfisi penceresizmiş. “Neyse ki kapıya yakındım da biraz hava alabildim” diye haline şükretti çocuğum. Biz veliler de dışarıda bir cehennemin içinde bekledik. Siz hiç çok sevdiğiniz birini kaybettiniz mi?

– Efendim?

– Özür dilerim, uygunsuz bir soru oldu. Sabah sınav öncesi şöyle bir hava vardı; bir yakınınızı kaybettiğinizde, cenaze ortamında acılı bir çaresizlik ve tuhaf bir tevekkül hissedersiniz. Çok sevdiğinizin artık olmadığı ve geri dönmeyeceği gerçeğiyle yüzleşmeye çalışırken, acınızı paylaşmaya çalışanların desteğiyle ayakta durur, hayata devam etmeye gayret edersiniz. Bu da sizi çok utandırır. Allah benzetmesin ama ortam bana bunu hatırlattı. Gençler çaresizce yazgılı oldukları sınava giriyorlar, biz ebeveynler sadece yanlarında olarak onlara destek olmaya uğraşıyoruz. Bir yandan da onları buna mecbur bıraktığımız için, biz kendimiz de bu sistemin bir parçası olduğumuz için, bir ömür harcayıp bir şeyleri değiştirmeye gücümüzü yetiremediğimiz için, bütün umudumuzu onlara yüklediğimiz için utanıyoruz ve başka bir çaresizlik sarmalına dolanıyoruz. 

– Sınavdan nasıl çıktılar?

– Gözleri büyümüş ve bembeyaz yüzlerle. Ağlayanları, kusanları, sinir krizi geçirenleri, bir gece önce hastanelik olanları duydum, gördüm. Salondan çıkıp bize doğru yürüyen oğlumun çökük omuzları ve kâğıt gibi yüzü kalbimi aldı, fırtınaya tutulmuş bir kayık gibi salladı. Suya düştüm de boğuluyormuşum gibi nefesim kesildi. Evlerde, okullarda, kürsülerde lafa gelince yere göğe koyamadığımız çocuklarımızın bunları yaşamasına sebep olmamız çok utanç verici.

– Peki nasıl olmalı? 

– Vallahi üst akıl diye seçip bir yerlere getirdiğimiz, akıllı olup çözüme yönelik kararlar almalarını beklediğimiz birileri var. Bunlar sadece “bakmayıp” adil ve şaibesiz sistemler geliştirebilirler. Bunu yapmaya muktedirler ama konuşmakla yapmak çok farklı şeyler. 

– Sizin aklınıza gelenler?

– Üst akıl değilim ama anneyim. Bu da eylemde değilse de düşüncede hepimizi eşitliyor, hatta bizi öne geçiriyor. Tabii ki bir eleme sistemi olmalı. İki güne sıkıştırılmış değil de yıla yayılmış sınavlar ya da her fakültenin kendi sınavını yapması, çocuklara sadece matematik problemi değil hayat problemlerini çözmeyi öğretecek sosyal çalışmalar, özgüvenlerini pekiştirecek sunumlar, edebiyat ve dil bilgilerinin dört seçenekle değil de yazıyla ölçülmesini sağlayacak denemeler nasıl güzel olur.

– …………………

– Hiç öyle bakmayın. Ütopik öneriler getirdiğimin farkındayım. Tamam, bunların gerçekleşmesi nüfus yoğun bir ülkede zor olabilir ama bunlar zor diye distopya çamuruna gömülmek zorunda da değiliz, olmamalıyız. Hayata iki ucu boklu değnek muamelesi yapılmamalı. Daha iyisini üst akıl diye çağırdıklarımız bulsunlar bir zahmet. 

– Şimdi nasıl hissediyorsunuz?

– Üzerimden kamyon geçmiş gibi. Aman siz şimdi bu cümleyi alır, başlık yaparsınız. Gözünü sevdiğimin Türkçe’si, eğilip bükülmeye, boşlukları doldurmaya nasıl da müsait. Sırf bu sebep bile dilimize hayran olmama yetiyor. Sık kullanılan eril dil zaman zaman rahatsız edici olsa da bazen de yüzlerimiz gülüyor, hayat hafifliyor. Ne çok zenginliğimiz var. Bir de gençlerimizi soldurmasak!

– Son sözünüz?

– Çocuklarımız, gençlerimiz şu anki durumların çok daha iyisini hak ediyorlar. Biz bazı şeylerin kaçınılmaz olduğunu fark edip çaresizce zevk almaya baktık. Hayatta kalabilmemiz için bu gerekiyordu. Onları buna mecbur bırakmayalım. Ezberlerin bozulmasının, içi iyice boşaltılmış “başarı” kavramına hakkını teslim etmenin zamanı geldi de geçiyor. Biz anne babalar, yetişkinler, üst akıllar bir yerlerden başlayalım, onlar gerisini getireceklerdir!

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı