DOLAR

32,8788$% 0.2

EURO

35,1929% -0.06

STERLİN

41,6550£% -0.05

GRAM ALTIN

2.500,35%0,43

ONS

2.365,49%0,24

BİST100

10.716,81%-0,22

Öğle Vakti a 13:11
İstanbul AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

MADEM ÖYLE

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Çocukluğun sobalı bir evde geçtiyse, o sobanın odun kömür taşımaktan baca temizliğine kadar tüm cefasını annen baban yüklendiyse ve sen sadece sefasını sürdüysen, kış soğuğunda sıcak oluyor diye sobalı odada tavana vuran alevlerin dans eden ışığında uyuyup sabahları fokurdayan çaydanlık sesi, kızarmış ekmek kokusuyla uyandıysan, annenin dilimlediği portakalın kabuklarını sıcak saca dizip odaya salınan kokuyu içine çektiysen, hemen yanına atılan mindere kıvrılıp burnunu kitabına gömdüysen, anneanne evinin çilek reçeli kokulu küçücük odasındaki dev kuzineye özendiysen, şunu bil ki şanslı bir çocukmuşsun. Sobalarla hâlâ özlem dolu bir sevgi ilişkisi içinde olman işte tam da bu yüzdendir.

ad826x90

İyi ki de öyledir. Yoksa şu aralar içinde gömüldüğün sonu belirsiz duruma tahammül etmek biraz daha zorlaşırdı. 

Soba, dışında yanıyorken pek güzel. Burnunla dudaklarını morartıp kulaklarını kızartacak kadar soğuk havadan kaçıp yanına sığınmak daha da güzel. İçinden dışına taşan çıtırtıları dinleyip çayını kahveni yudumlamaya paha biçilmez. Hele yanında tatlı nehirler gibi akan bir sohbete koyulabileceğin dostun, sevgilin varsa ömrün uzar. 

Hayatının bugüne kadarki kısmında sobanın yeri hep evler, odalar olmuş. Nereden bileceksin içinde sessizce uyuyan ve harlanıp alevleneceği günü sabırla bekleyen bir soba olduğunu? Sağdan soldan, annelerden, ablalardan hatta son yıllarda arkadaşlarından duyuyordun ama “he” deyip geçiyordun, oralı olmuyordun, kulak arkası ediyordun, az sonra unutuyordun.

ad826x90

Şimdi unutmak ne mümkün! Sıkıysa oralı olma bakalım.

ad826x90

Evlerdeki, odalardaki sobaların ne zaman yanacağı, yakılacağı bellidir. İçine yüklersin odunu, doldurursun kömürü, tutuşturursun kâğıdı, çırayı. Soba alevleri hadlerini bilirler. Önce usul usul yanmaya başlarlar, sonra coşarlar. Gidebilecekleri en uzak mesafe duvardaki deliğe doğru çıkan borulardır. En fazla ortalığı ise dumana bularlar, açarsın pencereyi oradan kaçıp rüzgâra karışırlar.

İçindeki soba öyle mi ya! O bir özgür ruh. Ne zaman yanacağı belli değil. Canı ne zaman isterse o zaman harlanıyor. Göğsün, cezvede kaynayıp köpüğü yükselmeye başlayan kahve gibi orta yerinden ısınmaya başlıyor. Isınınca yükselen sadece hava değilmiş meğer. İşte gövdeni ele geçirmiş o adsız ve hadsiz sıcaklık, yakalayamadığın bir hızla yukarı doğru çıkmaya başlıyor. Sırtına yayılıyor, boynunu ve suratını ele geçirip kulaklarından fışkırıyor. Saç diplerinde zirveye ulaşıyor. Hele bir de ortalık soba havasında değilse, mesela mevsim yazsa, kızarıyorsun, bozarıyorsun, terliyorsun. Öyle terliyorsun ki bedeninin susuz kalmış bir çiçek gibi kuruyup solacağını sanıyorsun. O endişeyle bir sürahi suyu başına dikiyorsun. 

Sonra, ayıptır söylemesi, soyunmaya başlıyorsun. Ceketini, hırkanı, boynundaki atkını çıkarıyorsun, gömleğinden bir düğme daha çözüyorsun, çorapları fırlatıp atıyorsun. Kalabalık içindeysen bir yerde durman gerekiyor. Mecbur duruyorsun. Yalnızsan yelkenler fora. Azıcık ferahlıyorsun.

Ne zaman geleceği belli olmuyor dedik ama geceleri sanki daha çok coşuyor. Geceliğin, pijaman, çarşafın, yastığın silme tere kesiyor. Yorganı itiyorsun, kakıyorsun, atıyorsun. Sen içindeki sıcakla imtihan halindeysen yatağın yorganın da seninle imtihan ediliyor. Burada sınıfta kalma yok. Herkes elinden geleni yapıyor ve madalyalık iş çıkarıyor.  

ad826x90

Bu sıcaklar rüyayla uyanıklık arasında üzerine çullanan karabasanlar gibi soluğunu kesiyor. Sıcakla birlikte içinde bulunduğun oda basıyor, ev basıyor, araba basıyor, her neredeysen orası basıyor, hatta yanındaki insanlar bile basıyor.

Neyse ki geldiği gibi gidiyor. Sanki kabarmış bir deniz yükseliyor, dalgalarıyla sahili dövüyor. Fırtına dinince sakinleyip uslu uslu hışırdamaya başlıyor. Ya da ayla hareketlenen gelgit benzeri, bir yükseliyor bir geri çekiliyor, bir yükseliyor, bir geri çekiliyor. 

Yükseldiği zaman fena, çekildiği zamansa üşümeye başlıyorsun. Artık üzerindeki ter soğuduğundan mıdır nedir, önce ürperiyorsun, sonra üşüyorsun, daha sonra donuyorsun. Hadi bakalım, bu sefer o hırkayı tekrar üzerine geçiriyorsun, gömlek düğmelerini ilikliyorsun, boynunu atkıyla sarıyorsun, ayaklarını çorapların sıcaklığına bırakıyor, dertop olmuş yorganı sevgiyle üzerine çekiyorsun. 

Aradan sağı solu belli olmayan bir süre geçiyor, her şey yeniden başlıyor ve aynı sırayı takip ediyor. 

Yıllardır hakkında duyduğun, dinlediğin, okuduğun bütün bu sürecin sana olmayacağına dair mesnetsiz bir gaflet içerisindeydin. Alnından filan öpülmeden o uykudan uyanıverdin. Zamanıydı, hatta geç bile kalmıştın. Didişmeye hiç gerek yok. Geçmiş olsun. Artık içinde yanıp sönen alevlerle el sıkışıp barışmanın vaktidir. 

ad826x90

Ateşin harlanmadığı ve aklının başında olduğu zamanlarda şöyle sakince durursan, milyarlarca hemcinsinin benzer şeyleri, belki daha azını ama bazen de daha çoğunu yaşadığını düşünüp kendini avutabilirsin. Yap bence! Bütün bunlar yaşamda bir hayli yol aldığının kanıtıdır. Ne yani, sıcak bile basmadan öte taraf geçseydin daha mı iyiydi!

Neyse ki önümüz kış. Çıkarması kolay olsun diye kat kat giyinip elinin altında bir sürahi suyla birkaç ay rahatsın. Bahar da kolay. Sonrasına bakarsın artık. Bir gün sona ereceğini biliyorsun nasıl olsa. 

Madem bir takım erkek egemenler bas bas bağırıp kendi andropozlarını anlatıyor, hızlarını alamayıp güzellemeler yaparak diziye, filme çekiyorlar, sen de sözcüklerin gücüne yaslanıp işte böyle bu tarafı anlatırsın. Bunları yazarken geçirdiğin üç beş sıcak atağını da arada kaynatırsın. 

“Belki izleyerek, okuyarak herkes birbirini bir parça daha iyi anlar, hayat hafifler!” tümcesini de hem buraya yazar hem de cebine koyarsın.  

Comments

comments

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

ANDROPOZ

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla