DOLAR

33,0538$% 0.69

EURO

36,0609% 0.6

STERLİN

42,9395£% 1.21

GRAM ALTIN

2.558,71%0,38

ONS

2.410,90%-0,18

BİST100

11.050,96%0,24

Akşam Vakti a 20:45
İstanbul AZ BULUTLU 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Uyku sersemi

ad826x90
ad826x90
ad826x90

   Telefonun sesiyle yataktan fırlıyorum. Saat gecenin üçü. Remzi’nin sesini hemen tanıyorum. Oğlan ağlıyor. Düpedüz hıçkıra hıçkıra ağlıyor!

ad826x90

  “Düşümde bir böcektin.” diyor iki hıçkırık arasında.

  “Ben bunun için mi uyandırdın yani?”

  “Duymadın mı yoksa? Düşümde kapkara bir böcektin dedim..”

ad826x90

  “Sıradan bir Kafka nöbeti geçiriyorsun.” diyorum buna.

ad826x90

  “Ne dedin?”

  “Yatarken fazla atıştırmamalıydın.”

  “Kafka diye bir şey yediğimi hatırlamıyorum!”

  “Kendisi yazardır ama boş ver!” diyorum. Remzi’nin durumuna entelektüel bir yaklaşım, dahası teşhis fazla kaçacak şimdi. Hele ki gecenin bu saatinde. Bu arada Remzi, benim bir böcekken kendisine yüz kağıt borç verdiğimi söylemeyi ihmal etmiyor. 

ad826x90

  “Yarın konuşsak?” diyorum.

  “Nerede ve ne zaman?”

  “Meydandaki telefon kabininin önünde. Yakamda karanfil olacak. Ayrıca polise haber vermeyeceğim.”

  “Bırak gırgırı! Meteliksiz kalmamı eğlence konusu yapman hiç hoş değil… Hele ki sabaha karşı!”

  “Arayan sensin!”

ad826x90

  “Böcek olan da sensin ama! Bu durumuna ne kadar üzüldüğümü nerden bilebilirsin.  Kahroldum!”

  “Üzüntünden ne yaptığını bilemedin ve telefona sarıldığın gibi borç istedin!” 

  “Çok ihtiyacım var. Tabii bu ayrı bir konu…”

  “Ona ne şüphe!”

  Telefonu kapatıyorum. Arkadaşıma sert davrandığımın farkındayım ama kabul edin ki düşüncesizliği bağışlanır gibi değil.

    Sabah oldukça keyifsiz  uyanıyorum. Şu böcek hikayesi benim de aklımı almiş olmalı. Yoğun bir gün beni bekliyor bu arada.  İşyerine ulaştığımda sekreter yönetim kurulunun toplantı için beni beklemekte olduğunu söylüyor. Şu bitip tükenmeyen toplantılardan biri daha! Herkes aklındakini söylüyor ve konuşulanları kimsecikler dinlemiyor. Bir ayin bu; rahatlama seansı. Üç saat süren bu işkencenin sonunda birbirimizi kutluyoruz. Odama yöneliyorum. Sekreter bir misafirim olduğunu söylüyor. Remzi masanın arkasındaki koca koltuğuma çoktan yerleşmiş bile. Zaman yitirmeden konuya giriyor.

  “Özür dilemeye geldim.” diyor.

  “Hepsi bu kadar mı?”

  İnanmıyorsun ama dün gece düşümde  gerçekten de kapkara bir böcektin.”

  “Oysa gördüğün gibi, hala sevimsiz ve cimri herifin biri var karşında.”

  “Senden para isteyeceğimi sanıyorsan aldanıyorsun. Ayrıca bu sabah ilk işim bir tefsirciye gitmek oldu ve…”

  “Neci dedin?” diyorum merakla.

  “Rüya tefsircisi canım! Yeni ve yaygın bir iş kolu olduğundan haberin yok tabii!”

  “Aklından geçenleri kısaca özetler misin?” diyorum. Sabrımın son sınırlarındayım çünkü.

   “Durumun vahim olduğunu bilmen gerekiyor öncelikle.” diyor.

   “Kısaca özetle!” diye çıkışıyorum.

   “Gördüğüm rüyaya göre, tez zamanda misafirlerin geliyor. En az dokuz kişi…”

   “Ya!”

   “Hepsi bu kadar değil.  Sevgili misafirlerin, üç aydan az olmamak kaydıyla evinde kalıyorlar…”

   “En az ne kadar olmaz?”

   “Dedim ya, üç aydan daha az bir süre katiyetle olmaz.”

   “Anlaşıldı, zarar ziyana geç.”

   “Gelen nüfusun yüzde ellisi çocuk. Çocukların yaş ortalaması sekiz. İki avize, dört antika vazo, yedi biblo, on altı tabak ve yirmi sekiz bardak kırılıyor. Plazma televizyonun istifa ediyor. Tuvalet kapısının menteşelerinden söküldüğü belli oluyor… Klozet kapağında çatlak, bilgisayarda beyin göçmesi… Bir saniye, kağıda bakmam gerekiyor… Evet, büyük halıda sekiz santimlik bir makas darbesi tespit edilmiş…”

   “Kesin hesap?”

   “Kitaplığın darmadağın! Edebiyat dergilerinin büyük bir bölümü uçurtma ve fırıldak malzemesi…”

   “Hesap dedim!”

   “Rakamlara gelir yanı var mı, sen söyle.” diyor sesini incelterek. “Ayrıca zarar ziyan listesini daha yarılamadım bile!”

   “Anlaşıldı.” diyorum. “Söyle bakalım, ne kadar istiyorsun?”

   “Aşk olsun! Senden para istemeye gelmedim ki! Bu yalnızca bir iş görüşmesi…”

   “Nasıl yani?”

   “Nasıl mı? Şimdi doğru eve gideceğim ve…”

   “.. ve şu lanet rüyayı  unutacaksın, doğru mu?”

   “Aynen öyle. Tabii sağlığın için!” diyor. “Yine de pürüzsüz bir uyku sorunlarını kökünden halletmiş temiz bir beyinle yakından ilintili, bilmem anlatabildim mi?”

   “Anladım. Miktar nedir?”

   “Şey… Dün gece ne kadar istemiştim?”

   “Bir yüzlük!”

   “Şu uyku sersemliğinin sıradan bir sersemlikten hiç farkı yok, ne dersin?”

    Parayı toka ediyorum. Bensiz rüyalar görmesini sıkı sıkıya tembihlediğimi söylemeye gerek var mı?

Comments

comments

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Behiç Pek çiziyor: Aytemis Ağamyar

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla