Sade ve basit olmak salaş ve pis olmak mı?

Çeşme’deki o pahalı beach’lere girerken çantalarımız hırsızmışız gibi didik didik edildiği için travma olmuştu bende.


“Hayat, siz başka planlar yaparken başınıza gelenlerdir” demiş ya John Lennon. Yaklaşık iki senedir, pandemiyle beraber plan yapmayı bıraktım. Bırak yarının, bir dakika sonrasının ne olacağı meçhul. Mesela bu yıl yaz tatili ile ilgili planlar yapmamıştım. 1 Temmuz’da ‘açılma’ olunca belki de tatile çıkabiliriz umudu oldu içimde. Ancak bu kez de 28 Temmuz’da başlayan ve Akdeniz ile Ege’de canlar alan yangınlar dağladı içimizi… Ege turuna çıkmak, yangın söndürme çalışmalarına engel olmak demekti, hatta belki alevlerin arasında mahsur kalmak… O yüzden daha önce hiç gitmediğimiz Gökçeada’yı ziyaret edelim dedik. Gitmeden önce hakkında çıkan yazıların tamamını, influencer yorumlarını da üstten okudum. Üstten diyorum, zevkler ve renkler ne yazık ki birbirine hiç uymadığı gibi tartışılmaz da… O yüzden fikir alabileceğim kadar kısmını okudum, yorum bölümlerinden kaçtım.

Gökçeada ağacı az bir ada. Vapurdan inerken ‘boz’ bir görüntü karşılıyor insanı. İçlere ve merkeze doğru gittikçe ağaç ve yeşillik sayısı artsa da o boz görüntüyü yok edecek kadar değil. İnternetten yer ayırttığımız otele gidince plaja gidip deniziyle de tanışalım dedik. Aydıncık’taki sahile gittik. Çeşme’deki beach’lerden sonra buradaki kafelerin işlettiği tesisler daha sade ve basit kalıyor. Dolayısıyla fiyatları da ona göre daha uygun. Denizi kumluk ve çabuk derinleşmiyor. Şezlonglar ve şemsiyeler sağlam. Kafeden yiyecek ve içecek hizmeti alabiliyorsunuz ama yanınızda getirdiğinizi yediğinizde de kimse tepenizde bitmiyor. Çeşme’deki o pahalı beach’lere girerken çantalarımız hırsızmışız gibi didik didik edildiği için travma olmuştu bende. İçinde yiyecek ve içecek bulurlarsa ‘kötücül’ bakışlarını dikiyor ve çöpe atıyorlardı yarım litrelik yolda içtiğimiz suyu mesela.

Gökçeada’nın turistlerin en sevdiği plajı Laz Koyu imiş. İkinci gün orayı da görelim dedik. Yolu, asfalt çalışmalarının da nedeniyle kötüydü. Her yer toz içindeydi. Plaj yokuştan kayarak indiğiniz kötü bir yolun bitiminde. Aracınızı tepede bulduğunuz yere park edip iniyorsunuz. Aşağıda Trabzonlu olduğunu her yere yazmış bir tesis var, şemsiye şezlong kiralayan. Ancak şezlongların yarısı neredeyse kırık. Şemsiyenin boyu o kadar kısa ki, nefes alacak hava bile giremiyor içeri. Deniz desen, en beğenilen yer olduğu için olsa gerek çok kalabalık ve müsilaj başlangıcı vardı biz gittiğimizde. O yüzden fazla kalmadık. Bir daha da uğramadık. Aydıncık’taki plaj, Laz Koyu’nun yanında Maldivler gibi geldi bize.

Yemek yenilecek mekanlar çeşit çeşit. Ev yemekleri yiyebileceğiniz mekanlar, her yerin olmazsa olması kebapçılar, et lokantaları… Bir de canlı müzik eşliğinde yemek yenilen yerler. Biz ailecek yemek yerken müzik dinlemeyi sevmeyiz. İkisini ayrı ayrı severiz. O yüzden o tür yerleri tercih etmedik. Ancak çoğu mekan sade ve basit olmakla, salaş ve sefil olmayı karıştırmış gibi geldi bana. Gitmeden önce okuduğum birçok influencer da Gökçeada’da beş yıldızlı tatil beklentisine girmeyin, hatta bu sadeliği bozmamak için bunları istemeyin tarzında bir şeyler yazmıştı. Ancak dediğim gibi “sade ve basit” olmakla “salaş ve pis” olmanın karıştırıldığı çok yer vardı. 

Çoğu mekan ve tesis “Nasılsa ne versem gider, bir daha yüzünü mü göreceğim?” diye düşünüyor olsa gerek ki, kırık şezlonglarını, şemsiyelerini sağlamlarıyla değiştirme lüzumu görmüyor. Yol kenarında araçların geçmesiyle toz içinde kalan masalarda yemek yemeye devam ediyor insanlar. Çünkü instagram ünlüleri “daha iyisini istemeyin, ada bakir kalsın” diyor. Ben de beş yıldızlı oteller, lüks restoranlar olsun demiyorum ama hem “temiz ve sağlam”, hem “sade ve basit” bir tatil beldesi olabilir diyorum. Adanın belki de en sevdiğim yeri Tepeköy ve Zeytinli Köyü oldu bu yüzden. Yıllar önceki dokusunu hiç bozmamış mesela Tepeköy… Ama temiz ve sade… Meydandaki Rum kahvesi her daim dolu. Hem kahvenin içi hem dışı sizi çağırıyor sanki. Keşke adanın her köşesi Tepeköy gibi olsa diyerek dolaştım her köşesini… Dokusu bozulmadan da temiz ve sade kalınabiliyormuş demek diyerek…

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı