Kimdir bu, zamanın sahibi?

“Çünkü ben; Zacharius Usta, imal ettiğim bütün bu saatlerin yaratıcısıyım! Bu demir, gümüş ya da altın kutuların her birine ruhumun bir parçasını hapsettim!"


“Kibir ve inat, bir kişinin kendini önce mükemmel görmesini sonra da sonunu oluşturur.” demiş Tolstoy. Jules Verne, Tolstoy’un bu cümlesini duymuş olsaydı “Zacharius Usta” adlı öyküsüne yaptığı bir yorum zannedebilirdi…

Jules Verne’in o çok bilinen kitapları arasında değil “Zacharius Usta”, biraz kıyıda köşede kalmış bir öykü. Ben de bilmiyordum; İş Bankası Kültür Yayınları Modern Klasikler Serisi’nde görene dek. Kısa bir öykü olmasına rağmen içi dopdolu bana kalırsa. Yazar, bilim ve dini karşı karşıya getirmiş ve bu haliyle din yerine bilimin konduğu 19. Yüzyıl Avrupa’sını eleştiriyor biraz da. Dini sivriltirken bilimi gömmüş gibi olmuş ama hadi neyse…

Zacharius Usta, İsviçre’de hatta Avrupa’nın birkaç ülkesinde çok meşhur bir saatçidir. Saatleri mükemmeldir, asla şaşmaz ve bozulmaz. Saat maşasını da o icat etmiştir. Kabil’in icat ettiği güneş saati şaşar ama Zacharius Usta’nın saatleri asla şaşmaz-dı, ta ki “Saatim çalışmıyor” diyerek ustanın kapısını çalan o ilk mağdur müşteri gelene kadar… Sonun başlangıcıdır aslında Zacharius Usta için saatlerin durmaya başladığı o gün. Çünkü sadece bir saat imalatçısı olarak görmüyordu kendisini, ona kalırsa zamanın sahibiydi…

“Çünkü ben; Zacharius Usta, imal ettiğim bütün bu saatlerin yaratıcısıyım! Bu demir, gümüş ya da altın kutuların her birine ruhumun bir parçasını hapsettim! O lanet olası saatlerden biri ne zaman dursa, kalbimin durduğunu hissediyorum, zira saatleri kalp atışlarıma göre ayarladım!”

Şehirdeki halk da bir tuhaf, adamın yaptığı saatler tıkır tıkır çalışırken ondan iyisi yoktu ama bir bozulmayagörsün, ne dinsizliği kaldı Zacharius Usta’nın ne büyücülüğü… Tamam dindar değildi, hatta kızı Grande halkın gözündeki bu olumsuz imajı silmek için onu kiliseye pazar duasına da götürdü ama ustanın pek umrunda olmadı bu durum, öylece boş boş baktı etrafa, çünkü aklındaki tek şey saatlerdi.

Bir tek bozulmayan saat Andernatt Şatosu’ndaydı ve usta derhal oraya gitmesi gerektiğini düşündü. Tabii bu kadar buhranlara girince Faust’un Mephisto’su misali ustanın da Pittonacio’su çıktı ortaya. Yani şeytan… Bir anlaşma yapmak istedi şeytan, yaptı mı yapmadı mı, yaptıysa ne oldu yapmadıysa ne oldu, o kısmı da henüz kitabı okumayanlara bırakalım.

48 sayfalık bu öyküde Jules Verne bize diyor ki; kendini tanrı sanma, bilginde/başarılarında boğulma, efendi ol canımı ye, diyor. Doğru diyor, var böyle tipler… Onlardan olmayalım, Sokrates gibi olalım; “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” diyelim. Kamu spotumuzu da verdiğimize göre çekilebiliriz…

Sevgiler.

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı