Bu O’nun hikayesi

Ben bu şehrin günbatımından vazgeçemiyorum. Gökyüzü sararıyor, sonra kızıla bürüyor kendini. Bir saatlik dev gösteri. Başrolü İzmir Sarısı…


Çok değişik bir şehir İzmir. Kafan karışıyor, aklın bulanıyor. Bir gün kendini dünya cennetinde buluyorsun bir gün asla içinden çıkılmaz bir çukurda. Çok farklı.

Eski ama henüz ara sokakları yolla birleşmemiş bir mahallenin sokaklarındayım. Tenekeli diyorlar, dedikleri kadar var. Çatılar teneke, hayatlar plastik, her şey burada başlıyor ve burada bitiyor. Her zamanki gibi benim ne işim var burada? İzmir’in dağlarında yoksulluk ve türevleri açmış. 

Uzatmayayım bir arkadaşa bakıp çıkacaktım zaten. Kalıcı olmaya gelmedik. Haki bir Renault Clio’yla geliyor Seko. Kafayı sıyıralı çok uzun zaman olmuş. Ama beni sevdi. Ben de bu oğlanı sevdim. Onun mahallesine girebilmem için bana o lazım. Onunsa benim mahallede benden başka bir iki arkadaşı daha var. Minare gölgesinde günahkâr yaşamlar sürüyoruz. Onun günahı başka, benim günahım başka. Günahlarda buluşuyoruz işte. Arabaya atlıyorum. Araba korkunç yağ yakıyor. “Baktıramıyom abi” diyor. Ne sıkıntısı olduğunu soruyorum. Biraz geveledikten sonra “kız hamile abi” diyor. Baba olmak istiyormuş, kız bundan baba olmaz diye çocuğu aldıracakmış. “Bas gaza da alem lpg sesi duysun” diyorum. Yaldır yaldır şehir merkezine gidiyoruz. Neden gidiyoruz, niye hızlı gidiyoruz?

Seko dünyaya gözlerini babasından dayak yemek için açmış. On beş yaşına kadar düzenli baba dayağı yemiş; kafa ondan gidik. Efendi gibi bir gözlükçüye çırak olarak gitmiş. 4-5 ay çalışmış sonra duramamış. Sonra bol miktarda suç yazılabilecek işler. Sorsan “abi benim işim optik, dükkanı açıcam az kaldı” diyor. Meğer bir on beş senedir de optik dükkanı açacağını söyleyip duruyormuş. Biz yeni tanışız; o yüzden 40 kere falan dükkan açıcam lafı dinledim. “Abi gözlüğünü değiştireceksen bekle, şu kapanma bitsin dükkanı açıyorum.” 

He Seko he… Açarsın mutlaka. Ne senden bir cacık olur ne benden. Kulvarlarımız farklı olsa da aynı kaybedenlikten bende de yüksek doz var.

Alsancak’a geliyoruz. Beni orada bir yerde atıyor. İşte bu kadardı, muhabbet ettik geçti. Araba oturması; aptal saptal karşılıklı laf sokmalar. Taktığım bu kadar beyaz yaka, günün sonunda beni Seko’yla kanka etti. Mesafeler birçoğunun düşündüğü kadar uzak değil. 

Ben bu şehrin günbatımından vazgeçemiyorum. Gökyüzü sararıyor, sonra kızıla bürüyor kendini. Bir saatlik dev gösteri. Başrolü İzmir Sarısı…

Oturdum yine kağıdın kalemin başına bir gece yarısı. Şehir çoktan karanlığa bürünmüş. Bir duble rakımı da masanın üstüne bırakıyorum. Meze falan yok; bam bam bam!

Uzak şehirlere gidip “aman İzmir’e döndük pek güzel oldu” demeleri özledim. Bir yudum rakıdan aldım. Hayallere daldığım sırada Seko’dan mesaj geldi: S.a. abi napıyosun?

“Seni yazıp rakı içiyorum” dedim.

“Beni niye yazıyosun abi” dedi.

Sevdiğimden dedim, sevdiğimden. 

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı