Fritz Walter’in hikâyesi

Fritz, Sibirya yolunda mola veren trenden indi. Bir daha ailesini görebileceğini zannetmiyordu. Sibirya’da, çok sevdiği futbola zaman ayırabilir miydi?


29
8 Paylaşım, 29 Beğeni

1940, Kaiserslautern-Almanya

Defterine hızla not alıyordu. Bu çocuk bir altın madeniydi. Onun olduğu bir Almanya Milli Takımı, çok farklı işler yapabilirdi. Devlet büyükleri, şu kahrolası savaşın bitmesinin an meselesi olduğunu söylüyordu. 1942’de Dünya Kupası vardı. Eğer oynanırsa Almanya zafere ulaşabilirdi. Ve sahadaki çocuk, onun en büyük kozu olacaktı. Maç bittiğinde Kaiserslautern soyunma odasına indi. Çocuk, onu gördüğünde dudaklarını ısırdı. Koskoca Sepp Herberger’di gelen. Reich’ın takımını yöneten adam. Ve o adam ona doğru geliyordu. Birkaç dakika sonra 20 yaşındaki Fritz Walter’in yüzünde uzun süre çıkmayacak bir ifade vardı. Mutluydu, hem de çok mutlu. Alman Milli Takımı’na seçilmişti.

1940, Frankfurt-Almanya

Almanlar gol olup yağıyordu Romanya üzerine. Avrupa’da savaş kıyasıya devam ediyordu. Alman Milli Takımı ise tarafsız ülkeler ve işgal ettikleri ülkelerin takımlarıyla oynuyordu maçlarını. Romanya karşısında ilk kez milli formayı giyiyordu Fritz Walter. Sanki 40 yıldır bu takımın parçası gibiydi. Maç bittiğinde skor 9-3’tü. Fritz 3 gol atmıştı daha ilk maçında.

1942, Budapeşte-Macaristan

İşgalci Almanlar için Budapeşte’de oynanan Macaristan maçı sıradan bir tecrübeydi. Artık takımın önemli bir parçası olan Fritz ise bu maçın bir gün yaşamını kurtaracağından habersizdi. Almanya, Macaristan karşısında üstün bir futbol oynuyordu. Fritz de döktürüyordu tam anlamıyla. 2 gol atıyor ve 5-3’lük galibiyette başrol oynuyordu.

1945, Almanya

Fritz 3 yıldır ballı bir bölükteydi. Eski bir futbolcu olan Binbaşı Graf, onu yanına almıştı. Mümkün olduğunca cepheden uzak tutulmuştu. Ama bu dönemde geçirdiği sıtma, yine yaşamını değiştirecek bir tecrübe olacaktı. Hitler’in kendini vurmasıyla birlikte Almanlar için çözülme netleşmişti. Birlikler Ruslar’a değil Amerikalılara teslim olmak istiyordu. Kimse Gulaglara gitmek istemiyordu. Fritz ve arkadaşları önce bir Amerikan birliğine rastladı. Ama Amerikalı komutan netti, “Üzgünüm sizi esir alamam. Burası Rusların bölgesi. Sizi bir Rus birliğine teslim edeceğiz”. Birkaç gün sonra Fritz Walter ve arkadaşları, Kızılordu’nun esiriydi.

1945, Maramures Esir Kampı-Ukrayna

Fritz, Sibirya yolunda mola veren trenden indi. Bir daha ailesini görebileceğini zannetmiyordu. Sibirya’da, çok sevdiği futbola zaman ayırabilir miydi? Fazla iyimserlik olurdu evet yanıtı. Uyuşan ayaklarını sağa solla salladı. Askerler top oynuyordu. Çek, Macar, Polonyalı askerler de vardı futbol sahasında. Canı çekti Fritz’in. “Oynayabilir miyim” diye sordu. Gelmesini söylediler. Öyle iyi oynuyordu ki farkedildi. Bir Macar subay yanına geldi. “1942’de bizi yenmiştiniz ve sen 2 gol atmıştın” dedi gülerek. Sabah Sibirya’ya giden tren kalktığında Fritz içinde değildi. Ukrayna’daki kampta 8 ay esirlere futbol öğretti ve ardından Kaiserslautern’e döndü. 

1951, Almanya

Helenio Herrera, tüm karizmasıyla Fritz Walter’in karşısındaydı. Atletico Madrid Teknik Direktörü olarak Alman futbolcuyu takımında görmek istiyordu. 31 yaşındaki yıldızın yeteneklerinin takımını önemli yerlere getireceğine inanıyordu. 225 bin Alman markı önerdi. Almanya, yokluklar ülkesiydi o günlerde. Ama reddetti Walter. Kaiserslautern, onun yuvasıydı. Bu yoklukta nasıl reddedebilmişti bu teklifi? Çünkü hem kulübü hem de ona güvenen milli takım hocası Sepp Herberger, Fritz’in ekonomik durumuna katkıda bulunmuştu. Aldığı krediyle Walter, bir sinema ve çamaşırhane açmıştı. Bunlardan gelen para, Herrera’yı eli boş göndermişti İspanya’ya.

1954, Bern-İsviçre

Sabah kalktığında otelin penceresinden dışarıya baktı. Hava yağmurluydu, pusluydu. Keyfi yerine geldi. Tam da onun havasıydı. 34 yaşında Dünya Kupası finaline çıkacaktı Fritz Walter. Aynı anlarda uyanan ne kadar Alman futbolcu varsa, pencereden baktıklarında gülümsediler. Çünkü kaptanlarının havasını onlar da biliyordu. İkinci Dünya savaşı sırasında yaşadığı sıtma yüzünden sıcak günler, ona göre değildi. Ne kadar serin, o kadar iyiydi Almanya kaptanı için.

1954 Dünya Kupası, Almanya için Türkiye galibiyetiyle başladı. Bu galibiyetin başka bir anlamı daha vardı. 3 yıl önce Berlin’de Türkiye’ye 2-1 yenilmişlerdi. Savaştaki yenilgi kadar acı vericiydi bu. Bu kez 4-1 kazanmışlardı. Sonrasında Macarlara 8-3 kaybettiler. O kupanın özel kuralları gereği Türkiye ile bir daha oynayıp 7-2 kazandılar. Yugoslavya ve Avusturya galibiyetleri final yolunu açtı onlara.

Finalde rakip Macaristan’dı. Bern’de 8’inci dakika dolduğunda santrada Walter, topa bakıyordu. 2-0 yenik durumdaydılar. Ama onun liderliğinde Almanya 3-2 kazanıyordu. Hem de kendisini kurtaran subayın ülkesini yenmişlerdi. Kadroda kardeşi Ottmar da vardı. Bu zafer sadece futbolla ilgili değildi. Belki de Almanya’nın savaş sonrası gelişiminin habercisiydi bu sonuç.

1956, Batı Almanya

Fritz çok sevdiği futbolu bırakmıştı. Duyduğu bir haberle sarsıldı. Sovyetler Birliği, komünizme kendi yorumunu katan Macaristan’a girmişti. O sırada Macaristan Milli Takımı yurt dışında turnedeydi. Macarların onun yaşamındaki yeri büyüktü. Daha doğrusu hâlâ nefes alabiliyorsa bunu onlara borçluydu. Birçok futbolcu da arkadaşıydı. 2 yıl boyunca bu takımı ve oyuncularını destekledi. Onlar için maçlar ayarladı ve birçoğunun transferine ön ayak oldu. 

1958, Batı Almanya

Sepp Herberger, karşısındaki adama bakıp iç çekti. Ne yapıp edip onu ikna etmeliydi. Futbolu bırakalı 2 yıl olmuştu. Ama milli takımda bir lidere ihtiyacı vardı. 38 yaşında, futboldan iki yıldır uzak Fritz Walter’e o kadar güveniyordu ki hiçbir şekilde kötü performans göstereceğine inanmıyordu. Herberger dışında kim olsa Walter tarafından kibarca bir kahve içiminden sonra kapının önüne konulurdu. Ancak Fritz için baba gibiydi Herberger. Sonunda kabul etti oynamayı. Batı Almanya yine yarı final oynadı. Ama bu kez dünya dördüncülüğüyle yetindi.

1985, Kaiserslautern-Batı Almanya

Yaşlı adam ağlıyordu. Hüngür hüngür hem de. Yıllarca oynadığı, şampiyonluklar yaşadığı stadyumdaydı. Tribünler, onun adını haykırıyordu. Betzenberg Stadı’nın çimlerinde neler yaşamıştı neler! Şimdi Kaiserslautern Kulübü öyle bir jest yapıyordu ki! Artık stadın adı bundan sonra Fritz Walter Stadı olacaktı.

2006, Kaiserslautern-Almanya

Fritz Walter’in en büyük hayali 2006 Dünya Kupası’nda kendi adını taşıyan statta bir maç seyretmekti. Ancak İtalyan asıllı eşinin 2005’teki ölümü onu çok sarsmıştı. Nitekim kupa başladıktan sonra 86 yaşında hayatını kaybetti. Statta yapılan törene 10 binden fazla kişi katıldı. 1954 finalindeki Macar takımından Gyula Grosics ve Jeno Buzansky de eski dostları için Almanya’ya gelmişti. Bir büyük ustaya, bir büyük kaptana veda ediyorlardı.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

29
8 Paylaşım, 29 Beğeni

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı