Yılkı atları ve yurdum insanları

Bir “Anadolu insanı romantizmi” var bu topraklarda ama gerçekler bana kalırsa hiç de öyle değil. Bu; “İnsanlar bozuldu artık,” durumu da değil. İnsan hep aynıydı...


Bu hafta Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” romanından bahsetmeyi düşünürken bir soru döndü durdu kafamda. Anadolu insanı gerçekten ilim, irfan sahibi ve iyi niyet abidesi mi ya da bir zamanlar öyle miydi? Kafamızdaki bu “Anadolu insanı romantizmi” nereden geliyor? Peki tüm bunların “Yılkı Atı” romanıyla ilgisi ne? Kafamda deli sorular dönüp dururken kitaptan bahsetmek daha iyi olacak sanırım.

“Yılkı Atı” 1971 TRT Roman Başarı Ödülü’nü almış bir roman. Abbas Sayar’ın ilk romanı. Bendeki, Ötüken Neşriyat baskısı, 111 sayfa… Dili tam olarak Orta Anadolu ağzı diyebiliriz. Yazar Yozgat’lı ve sanırım kitapta geçen birçok kelime de o yöreye ait. Bilmediğim kelimeler de vardı içerisinde. Ama bu okumaya engel değil, çünkü kelimeyi tek başına anlamasak bile cümle içindeki yerinden ötürü yazarın ne demek istediğini anlamak zor olmuyor. Yöre ağzıyla yazılmış olması ayrı bir samimiyet de katmış bence.

Konusu itibariyla oldukça hüzünlü bir roman “Yılkı Atı”. Üssüğünoğlu İbram’ın Doru kısrağı nice yarışlar kazanmış, nice işler görmüş, İbram’a çevresinde şan şöhret kazandırmış, onu ihya etmiş bir attır. Ama gelin görün ki artık biraz yaşlanmıştır. Pek bir iş göremez olunca da İbram onu yılkılık yapmaya karar vermiştir. 

Benim gibi, yılkılığın tanımını yeni öğrenen varsa bu durumu şöyle açıklamak yanlış olmaz sanırım; evde bebekliğinden beri sizinle olan bir kediniz/köpeğiniz var mesela. Onu büyüyünce; “Ben artık sana bakamıyorum” diyerek sokağa atıyorsunuz… Ne kadar kötü ve acımasız bir durum değil mi? Ama böyle oldu işte romanda, Üssüğünoğlu hain İbram, kış günü Doru kısrağı saldı dağa bayıra. Neymiş efendim, zorlu kış şartları geçer gider de Doru kısrak hala hayattaysa alırmış onu geri… Neymiş efendim, onu besleyemezmiş artık fakirmiş, çoluk çocuga zor yetiyormış falan… Köylülerin bazıları en az benim kızdığım kadar kızdı tabi İbram’a… Ama ona kızsalar ne olur? Anlıyoruz ki bu yılkılık meselesi sadece romanda değil gerçekte de bir gelenekmiş Anadolu’da.

İşte tam bu noktadaki acımasızlık ve umursamazlık bana Müge Anlı programlarında gördüğüm Anadolu insanını hatırlattı. Belki ne alakası var diyeceksiniz ama, evet tam olarak düşündüğüm bu… Bir “Anadolu insanı romantizmi” var bu topraklarda ama gerçekler bana kalırsa hiç de öyle değil. Bu; “İnsanlar bozuldu artık,” durumu da değil. İnsan hep aynıydı, sadece internet sayesinde biz artık kötülükleri iğrençlikleri daha kolay ve çabuk görüyoruz. Yani mesele Anadolu’lu ya da Batılı, şuralı, buralı olmak değil, iyi yada kötü insan olmakta, ki o bile bazen duruma göre iç içe geçebiliyor… Romanda, yazarın amacı her ne kadar insanların çaresizliğini vurgulamak olsa da, benim düşündüğüm şey ne yazık ki bu acımasızlık.

Neyse kitaba geri dönelim. Doru kısrak da evine dönmek istedi ama İbram ve çocukları ona taş atarak yoldan çevirdiler. Üstelik evde yavrusu da vardı kısrağın ama almadılar onu geri. Evcil bir hayvan Anadolu’nun soğuk ve çetin kış şartlarında ne yapabilirse, Doru kısrak da onu yaptı… 

Ben çok fazla doğa betimlemesi okumayı seven biri değilim ama o zorlu şartlar kitapta çok başarılı şekilde anlatılmış. Ayrıca Doru kısrağın hisleri de öyle. O duygu okuyucuya geçiyor yani.

E havalar düzeldi, bahar geldi, sonra n’oldu derseniz, bence mutlu son oldu. Yani ben çok memnun oldum kitabın sonundan. Tabi ki romanın sonunu yine yazmayacağım buraya. Belki samimi bir köy romanı okumak isteyen vardır oralarda bi yerde…

Yazarın birkaç cümlesi var, bu kitabı neden ve nasıl yazdığıyla ilgili. O cümlelerle bitirelim bu konuyu;

“Biliyordum insan olarak hesaptan düşmüşleri, defterden silinmişleri iyi biliyordum. Bu keder içinde ertesi sabah doruya atladım, atların yanına gittim. Elimde olmayan bir gözleme girdim. Ne romanlarını yazacaktım, ne de serüvenlerini. Ama içimden gelen, ifade edemediğim bir duygu beni o atlara çekiyordu. Bir kış boyu, haftada bir iki olsa da doruya atlıyor ovayı kolaçan ediyordum. İşte Yılkı Atı romanımın başlangıç serüveni böyle oldu.”

Sevgiler.

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı