İçimdeki cinayet (Birinci Bölüm)

Alpay Aslanoğlu'nun kaleminden gizemli ve nefes kesen bir cinayet öyküsü. "İçimdeki Cinayet", 6 hafta boyunca pazar günleri Ters Dergi okurlarıyla buluşacak...


47
10 Paylaşım, 47 Beğeni

Cumartesi sabahı olmasına rağmen huzursuz bir gündü. Saat 05.03. Yataktan çıkılmaması gereken bir saatte tuvalet için kalkan Ekrem, bir daha uyuyamadı. Vakit geçirmek için tabletini alıp e-postalarını kontrol etti. 7 reklam, 1 anket dışında bir ileti yoktu. Ankete göz gezdirmeye karar verdi.

1.En iyi yaptığınız iş nedir?

İlk soruda takılıp kaldı, düşündü, hiçbir şey bulamadı. En iyi yaptığı iş yoktu Ekrem’in. Az çok her şeyden anlardı ama uzmanlaştığı ya da başkalarına göre üstün olduğu bir konu bulamadı. Anketi kapattı. Tableti komodine sertçe bıraktı. Sessizce tavana baktıktan sonra su içmek için mutfağa gitti. Güneş yeni doğmaya başlamış, kızıl ışık mutfağı doldurmak üzereydi. Bardağa suyu doldurup pencereden gelen ışığa doğru suyu içerek dönmeye başladı. Balkondaki masada birini otururken gördü, şaşkınlığı bir yudum suda boğulmasına sebep olacaktı. Tezgâhtaki bıçağı alıp sırtı mutfağa dönük adama yavaşça yaklaştı. Pencerenin kenarından balkondaki adamı tanımaya çalıştı. Evde tek yaşıyordu ve kimsede yedek anahtar bulunmuyordu. Akşam gelirken sarhoş değildi, eve habersiz kimse girmiş olamazdı. İhtimaller yıldırım gibi geçiyordu lobundan, zihni tamamıyla açılmış, kanındaki adrenalin hormonu seviyesi maksimuma ulaşmıştı. Balkonda oturan adamı daha önce gördüğü hissine kapıldı. Gazeteci adama da benziyordu, üniversitedeki hiç dinlemediği balkan tarihi hocasına da. Babasına benzetti daha sonra, delirdiğini düşünmeye başladı. Belki de bunlar rüyaydı. Bıçağı diğer eline batırdı, acıyı hissedince yaptığına utandı. Rüya olmadığı apaçık belliydi ve gerçek olup olmadığını anlamak için kendine acı vermek yalnızca filmlerde olurdu. Amaçsızca, düşüncesizce cama vurdu, balkondaki adam tepki vermedi. Olağan dışıydı her şey. “amcaaaa” diye seslendi. Cama daha sert vurdu. “Lan kimsin sen” diyerek pencereyi yumrukladı. Balkona, adamın yanına gitmeye cesaret edemeyip kapının 1 metre yanındaki pencereden durumun açıklığa kavuşmasını çaresizce bekliyordu. Adamın başı masaya düştü. Bayılmış mıydı korkudan, ya da ölü müydü? ölü mü? Ekrem irkildi. Balkon kapısını yavaşça açtı, gözlerini adamın üstünden ayırmadı. Balkona ilk adımını attığında ayağı ıslandı. Balkon zemini kanla dolmuştu, yavaşça zemini kontrol etti. Kan, adamın sandalyeye bağlı olan ayak bileğinden geliyordu, kesilmiş ve ucu dışarı çıkarılmış damarı gördü. Adamın ayakları sandalyeye bağlı, elleri önünde saklıydı. Ekrem’in sol ayağı hala kan dolu balkondaydı. Ne yapacağını şaşırdı, katil kimdi, bu adam neden kendi balkonundaydı, adamı balkondan aşağı atsa bu olayın kendisi ile bağlantısı kesilir miydi, yoksa tek şüpheli kendisi mi olurdu? ayak bileğinden dışarı doğru çıkarılmış damara baktı, neden bu şekilde? aklı durmuştu, her şey çok anlamsız. Balkonda düşünürken kapı çaldı. Zil sesiyle titredi Erkem, bıçağı balkona düşürdü, aniden içeri yönelip kapıyı açmak için birkaç adım attı. Mutfağı ayağındaki kan iziyle süslüyordu. Olduğu yerde kaldı.

Kapıyı açamam!

Israrla çalan zilin sesi tam kesilmişken telefonu çalmaya başladı. Balkondaki adamın yerinde olmayı istedi. Panikle yatak odasına koşup telefonu aldı. 

Pınar arıyor!

Telefonun sesini kısıp bekledi, ne diyeceğini bilmiyordu. Ya sesi titreyecekti ya da hiç sesi çıkmayacaktı. Zil yeniden çaldı, hemen ardından birkaç tokmak sesi eşliğinde bir kadın sesi ismini söylüyordu. Kapıya gelen Pınar’dı! 

-Evde olduğunu biliyorum, neden açmıyorsun? 

Hızla kapıya yöneldi. Pınar’ı kolundan tutup içeri çekerek kapıyı kapattı. Tüm kilitleri çevirirken Pınar yerdeki tek ayak izini fark etti. Sesi çıkmadı. Erkemle göz göze geldiler.

-Bak Pınar, açıklayabilirim.
-…
-Balkonda biri var, ama benim hiçbir ilgim yok, ne olduğunu anlamadım.
-Kadın mı? Kim var balkonda?

Pınar kan lekelerine aldırış etmeden balkona yöneldi. Kapı önünde beklerken ifadesi Ekrem’in kendisini aldattığını düşünüyormuş gibiydi. Evde biri olduğundan adı gibi emindi. Aldatıldığını düşünen bir kadın gibi sert bir tavırla balkona yöneldi. Gözleri kadın ararken balkona yaklaşınca çığlığı bastı. Hemen arkasındaki Ekrem, kızın ağzını eliyle kapattı. Pınar’ın bakışlarını görünce 5 dakika önce yaşadığı dehşetin dışarıdan nasıl göründüğünü öğrenmiş oldu.

-Pınar bağırma, ben yapmadım, gerçekten ben yapmadım. Bana inanmalısın. Sabah uyandım tuvalete gittim, su içmek için mutfağa gelince fark ettim. Sana yemin ediyorum ben de az önce öğrendim tüm bunları. Bana inanıyorsun değil mi?

Pınar başını evet anlamında salladı. Göz ucuyla balkona baktı, Ekrem için birlikte aldıkları bıçaklardan biri kan gölünün içinde yatıyordu. Yerdeki kan izlerini düşündü. Ekrem’in masum olduğuna inanmak istese de aklı bunu reddediyordu. 

Ya beni de öldürürse? diye düşünüyor olmalıydı.

Ekrem her zaman Pınar’a “benden şüphelenme, bana güven” derdi. Pınar’ın sabahın erken saatinde sevgilisinin evine baskın yaparcasına geldiğine pişman olması çok sürmedi. Şimdi ne yapacağı konusunda hiçbir fikri yoktu. Ya Ekrem’e inanacak ya da ani bir hareketle kaçmayı deneyecekti. Durumu düşününce kaçmanın akıl işi olmadığını fark etmesi zaman almadı. Pınar hiç bu kadar çaresiz kalmamıştı. Bir yanda sevdiği adamın katil olma ihtimali, bir yanda ölme ihtimali. Diğer ihtimali düşünemiyordu, Ekrem masumsa cesettin balkonda ne işi vardı? Tüm bu düşünceler yüzünden rahatlıkla okunabiliyordu.

-Ekrem bu ne geziyor burada?
-Dedim ya, ben de az önce gördüm.
-Bıçak var orda, sana aldığımız bıçak değil mi o?
-Evet, ilk gördüğümde adam normal oturuyor gibiydi, ölü olduğunu bilmiyordum. Silahlı olduğunu düşünüp kendimi savunmak için alıp adama doğru yaklaştım. Kafası masaya düştü, zil çalınca irkildim, bıçak elimden düştü.

Yerdeki kan izlerine baktı.

-Balkondaki kanı fark etmedim, bastım üstüne izler o yüzden.
-Ekrem, söyleyeceklerin bu kadar mı?
-Evet Pınar, bana güvenmelisin, bildiğim her şey bu kadar. Benim hiçbir şeyden haberim yok.
-Tamam, şimdi ne yapacağımızı düşünelim istersen.
-Pınar sen git, başın belaya girmesin, benim bir şekilde bundan kurtulmam lazım.

Ekrem stres içinde saçlarını karıştırıp mutfakta sağa sola yürümeye başladı. Pınar’ı göndermek istemesi, onun içini rahatlatmış, kendisine güvenmesini sağlamıştı. Tüm anlattıklarından daha çok inandırdı Ekrem’in masum olduğuna. Pınar kalıp Ekrem’e yardım etmeye karar verdi. Çantasını yere bıraktı.

-Buradayım, seninleyim. Ne yapacaksak birlikte yapacağız. Sen masumsun sonuçta, polisi arayıp her şeyi anlatalım.

Ekrem yerdeki kan lekelerini gösterdi.

-Sen polis olsan masum olduğuma inanır mısın?
-Her şeyin açıklaması var, hem…
-Açıklamaları kimse dinlemez. Cesedi buradan alıp başka bir yere bırakmamız lazım.
-Diyelim götürdük ıssız bir yere, uçurumdan aşağı attık. Evden çıkarıp ıssız bir uçurumu nasıl bulacağımızdan hiç bahsetmiyorum. Bu ceset ortaya çıkınca deliller burayı gösterecek, her yerde mobese var. O zaman ne diyeceksin? Korktum cesedi attım desen daha mı inandırıcı olur?
-Tamam, fikrini söyle o halde.
-Polisi arayalım.
-Ne diyelim?
-Balkona ceset bırakmışlar diyelim.
-Polisin soracağı sorulara cevap bul, beni ikna et o zaman. Balkondan dış kapıya kadar yerdeki kan izlerini, kana bulanmış şu bıçağı, adamın balkona nasıl geldiğini bana açıkla, hemen arayalım.
-Bana anlattıkların yalan mıydı?
-Hayır hepsi doğru ama inandırıcı değil. Sana mantıklı gelen polise saçma gelecek.
-Bu evde senin oturduğunu kim biliyor?
-Ev sahibinden başka bilen yok henüz. Eşyalar da benim değil, sadece birkaç özel eşya, mutfak malzemesi falan. Kaçalım mı diyorsun yani?
-Evet Ekrem, en temizi bu. Özel eşyalarını, market fişlerini, ekstrelerini, senin adını taşıyan her şeyi alıp gidelim buradan. Ankara’ya gideriz, babamın kiracısı evden çıkacakmış, oraya yerleşirsin. Zaten yeni geldin İstanbul’a, pek tanıdığın da yok.
-Çok mantıklı geldi ama ev sahibine ne diyeceğim? Evden çıkıyorum desem gelip eşyalarda eksik var mı diye bakmak isteyecek. Hem o gelmeden telefonda görüşüp evden çıksam bile biz gittikten sonra gelip cesedi görünce ne yapar? Benden şüphelenmez mi?
-Evi kiralarken sözleşme yaptın mı? Senin bu evde oturduğuna dair bir belge var mı, elektrik faturası, internet aboneliği?
-Henüz hiçbir şey yok. Hadi eşyaları toplayıp hemen buradan gidelim, acele et.
-Ekrem dur biraz, ev sahibi bu apartmanda mı oturuyor?
-Evet.
-Eşyaları çıkarırken karşılaşırsak ne diyeceksin? Çaktırmadan kaçıyorum da size iyi günler mi diyeceksin?
-O zaman arayıp sözleşme için bir yerde buluşma teklif edeyim, o uzaklaşınca kaçarız.
-Ara bakalım, belki zaten dışarıdadır.

Ekrem telefonunu alıp ev sahibinin numarasını buldu. Telefonu kulağına yaklaştırırken balkondan telefon sesi gelmeye başladı. İkisi de şok içinde birbirine baktı. Ekrem telefonu kapattı, balkondaki ses kesildi. Tesadüf olmalıydı. Yeniden aradı ev sahibini, telefonu kulağına götürmedi bu kez, bildiği sorunun cevabını teyit etmek istercesine balkona baktı.

Balkondaki telefon yine çaldı.

Ekrem balkona yaklaşıp adamı inceledi. Boş damacana şişesini alıp balkona çıkmadan adamı itmeye çalıştı. Ceset yavaşça yere yığıldı. Ayakları ve elleri bağlı, sol pantolon bacağı dizine kadar sıvanmış, bacağındaki damarı açıkta duran ev sahibinin bembeyaz yüzüne baktı Ekrem… 

(DEVAM EDECEK)

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

47
10 Paylaşım, 47 Beğeni

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı