DOLAR

32,7131$% 1.34

EURO

34,9999% 0.23

STERLİN

41,4817£% 0.54

GRAM ALTIN

2.445,60%2,29

ONS

2.328,67%1,08

BİST100

10.471,32%0,76

Akşam Vakti a 20:43
İstanbul HAFİF YAĞMUR 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Uğur Günel anlatıyor: Deprem yapan çocuk

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Güzün yaşanabilir olduğu zamanlar… Kasım’ın ilk günleri, kışın ilk ürpertileri, akşamüstüyle nüfuz ediyor İzmir’e. Annemin 4,5 numara şişle ördüğü mavi-beyaz yeleğimin yün dokusunu, mavi okul önlüğümün içinde hissedebiliyorum. Pantolonumun içinde ise penye eşofman altım var. Cuma günü son ders beden eğitimi olması, hafta sonu sevincini ikiye katlıyor. Birazdan zil çalacak ve sonrasında eşofmanlarımızla özgürüz. Fakat o da ne? Beden eğitimi dersinde çantalarımız ve önlüklerimiz sınıfta kalacağı için birinin nöbetçi olması gerekiyor. Öğretmen önündeki listeden işaret parmağıyla rastgele birini seçiyor ve bingo! Ben. 

ad826x90

Henüz küfür bilmiyorum ama çok fena sövüyorum içimden. "Bahçede herkes eşyasını bir kenara koysa, sınıfta birşey kalmasa nasıl olsa sonrasında eve gidilecek” şeklinde bir soru önergesi sunuyorum sınıfa, öğretmen karşı çıkıyor. Zil çalıyor, tüm sınıf neşeyle bahçeye çıkıyor. Sonra tekrar zil çalıyor. Teneffüs bitiyor. Kimse dönmüyor. Sınıfa bir hüzün çöküyor sessizlikle. Derme çatma okulun, ikinci ve son katının penceresinden sınıf arkadaşlarımı izliyorum. İp atlayanlar, seksek oynayanlar, topun peşinde koşturanlar ve zorla kaleye geçirilen Umur. Onu bile kıskanıyorum. O basketbol potasına kaynaklanmış filesiz demir kalede file bekçisi olmak, sınıf nöbetçisi olmaktan iyidir. 

Ders saati boyunca zaman geçmek bilmiyor. Öğretmen kürsüsüne çıkıyorum. Yıpranmış kahverengi deri kumaşının altından, sarı süngeri görünen sandalyesine oturuyorum öğretmenin. Onun gözünden sınıfa bakıyorum. Simetrisi bozulmuş tahta sıralara, duvardaki askılığa ve üzerinde asılı olan, en arkada oturan şişkonun dayanarak sırt minderi haline getirdiği buruşuk hırkaya. Hemen yanında asılı olan ve geçen kıştan beri orada olması muhtemel şemsiyeye… Üzerine asılmış mataraya bakıyorum. Zaman geçmiyor. Sonra kalkıp bir tebeşir alıyorum. Yeşil tahtaya bir şeyler karalıyorum. Tahta ile öğretmen kürsüsünün arasındaki saatli maarif takvime bakıyorum. 6 Kasım 1992 Cuma yazıyor. Nasıl olsa gün bitti diyerek, yaprağı koparıyorum. Ön sıradaki yarı açık vaziyette duran beslenme çantasını görüyorum, gıcıklık olsun diye içine atıyorum o kağıdı. İçinde bir kek parçasının kırıkları duruyor. 

Birden sıkıntının da etkisiyle midem kazınıyor. O esnada kapı vuruluyor, ardından aralanıyor. Bir kafa beliriyor, “sen nöbetçi misin” diye soruyor kapıdaki kız. “Evet” diyorum. “Ben Umur’un ablasıyım” diyor. “Bunu onun çantasına koyar mısın?” Elinden sıcacık paketi alıp, mis gibi çıtır gevreğin kokusunu içime çekerek, Umur’un çantasına koyuyorum. Abla teşekkür edip gidiyor. Beni yine yalnızlığımla başbaşa bırakıyor. Vakit geçmek bilmiyor. Gevrek harika kokuyor. Çantaya yanaşıp bir çimdik alıp, almama konusunda tereddüt ediyorum. Olur mu? Olmaz! Yanlış! Ayıp! Günah! O Umur’ un gevreği. 

ad826x90

Korkulan oluyor. Kukla gibi yönetildiğimi hissediyorum. Elim sanki başkasının yönlendirmesiyle gidiyor. Bir parça koparıyorum yasak gevrekten. Ağzıma atıyorum. E göz hakkı bu. Bir şey olmaz. Sınıfta volta atmaya devam ediyorum. Midem beni günaha sokuyor. Dönüp dolaşıp bi parça daha alıyorum. En sonunda sindirim sistemime gönderiyorum Umur’un rızkını. Acemi bir günahkar olarak, içi susam kırıklarıyla dolu paketi olay yerinde bırakıyorum. Zil çalıyor. Sınıf doluyor. Umur çantasının açık fermuarını çekip, delilin üstünü kapatıyor. Sırtına takıyor herşeyden habersiz. Bahçede İstiklal Marşı ve kapanış. Hep beraber evlere dağılıyoruz. 

ad826x90

Akşam gevrekten olmasa da yediğim halttan midem ağrıyor. 8 yaşında agresifleşilebildiğim kadar agresifleşiyorum ev ahalisine karşı. TV’de istediğim kanal izlenmiyor. Sevmediğim yemekler önüme konuyor. Yemek istemiyorum. Hareket ve tavırlarım değişiyor. Babam “yapınmayın karşımda” diye uyarıyor. Annem “başına gelecek var senin bu kadar huysuzlukla” diyor.  Ağlayıp, zırlıyorum. 

Odama kapanıyorum. Sırtımı divandan oluşan yatağıma, ayaklarımı duvara yaslıyorum. Tavana bakarak işlediğim suçu düşünüyorum. Acaba polise söyleseler, hapse girer miyim?. Korkuyorum. Korkum, yine huysuzluğa dönüşüyor. Ayaklarımı duvara sürtüyorum. Duvarın pütürlü çıkıntılarıyla, ayağımın tabanını kaşıyorum sürterek. Sonra bacaklarımı kendime doğru çekip, duvara hızlı bir tekme atıyorum güm diye. Sonra tekrarlıyorum. Yan odadan babam geliyor. “Bana bak çok oldun sen, kes artık. Başına gelecek var”. “Ne gelecekse gelsin” diye zırlayıp bir daha tekme savuruyorum duvara. Sonra yastığa kapanıp ağlıyorum. Sakinleşir gibi olup tekrar duvara dönüyorum. Sağlam bir tekme daha atasım geliyor. O esnada dev bir yük katarı geçercesine bir ses uğulduyor. Sanki duvar bana tekme atıyor. Üzerime üzerime gidip geliyor. Sokakta insanlar bağırmaya başlıyor. Köpekler havlıyor. Bir anda uğultular birbirine karışıyor. Eşyalar odanın içinde sekiyor. Tavandaki kordona bağlı, abajursuz tek ampul ordan oraya savruluyor. Annem koşup beni kucağına alıyor. Babam da kardeşimi kapıyor. 

Buz gibi sokağa çıkıyoruz. Meydandaki kaldırıma oturuyoruz. Herkes sanki ilk kez görüyormuş gibi binalara bakıyor. Elinde radyo olan bir adam “Seferihisar” diyor. Bir diğeri doğruluyor. Sonra da “Doğanbey” diye düzeltiyor. Öteki “5,7” diyor. Beriki “Daha fazladır” diyor. Çoğunluk 6’da karar kılıyor. Üstünde kazak altında çizgili pijamalı yaşlı bir adam “Binada hasar yok” diyor. “Ölen kalan yoktur inşallah” diye iç çekiyor. O esnada oturduğum kaldırım tekrar sarsılıyor. Kısa bir telaşın ardından birisi “artçı” diyor. Artçı dedikleri o şey, 3-4 defa daha oluyor. Biri beni battaniyeye sarıyor. Geceyi dışarda geçiriyoruz. 

Mahalleden arkadaşım İsko, korku dolu gözlerle geliyor. Ardından sanki birşey başarmış gibi gerinerek “Bu depremi ben yaptım” diyor. “Akşam evde abime Allah belanı versin diye bağırdım. Annem bela anma, döner seni bulur dedi. Ben bi daha söyledim. Babam bana tokat attı. Sonra ona da söyledim. Sonra da deprem oldu”. Bir anda kendi yaptıklarımı düşünüyorum. Tabii ya Umur’un gevreği. Ansızın burnuma kokusu, ağzıma da tadı geliyor. Korkuyla harmanlanarak mideme iniyor. Huzursuzluk enzimleri onu parçalamaya başlıyor. İçim eziliyor üzüntüden. Ne yapacağımı bilmiyorum. Çok korkuyorum. 

ad826x90

Sabah evlere giriliyor. Haliyle hafta sonu rezil oluyor. Akşam televizyonda Saygılar Bizden dizisi oynuyor. Babam uyuklayan kardeşimi bizim odaya götürüp yatırıyor. Ardından annem mutfağa gidiyor. Bir anda odada tek başıma kalıyorum. Katalatik sobanın çıtırtıları beni korkutuyor. Bu sefer Kemal Sunal da hiç güldürmüyor beni. Koşarak annemin yanına gidiyorum. “Sana bir şey anlatmam lazım.” Ağlayarak anlatıyorum. Annem olayın yanlış ama sonucunun doğru olduğunu söylüyor. Beni öpüyor. Pazartesi tazecik bir gevrek alınacak, Umur’un çantasına konacak. Özür dilenecek. Olay kapanacak. Ancak sonrasındaki bir kaç hafta yalnız kalınamayacak. Hem sesler, hem günahlar ürkütecek. Ama zamanla iyileşip, hepsine alışacağız. Hepsine.

Comments

comments

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Arkadaş Z. Özger pazartesi Ters Dergi’de

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla