DOLAR

32,5976$% 0.29

EURO

35,0574% 0.18

STERLİN

41,5469£% 0.34

GRAM ALTIN

2.445,86%0,56

ONS

2.333,42%0,26

BİST100

10.644,92%1,66

Öğle Vakti a 13:11
İstanbul AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

T3R5 MAHALLE 11: NETANYAHU’YA N’ETTİN YAHU? DİYECEK BABAYİĞİT

ad826x90
ad826x90
ad826x90

T3R5 Mahalle Lisesi’nin edebiyat öğretmeni Vah Vah Vahdettin tarafından anarşist bilgilerle donatılan gençler sonunda liseden mezun oldular. Ayrılmaz üçlü olarak gezen Kamill, Maksimilyen ve Jorj-Jak, bu anarşist bilgileri dağarcıklarında harmanlayarak özgürlük, eşitlik, kardeşlik gibi mahallede o zamana kadar adı anılmamış fikirlerle ortaya çıktılar.

ad826x90

***

O günlerde mahalleye 6 erkek 3 kız çocuğu olan Katrin ve Jozef Ceksın isimli siyahi çift taşındı. Babaları Jozef, çalgıcılık yapmaktan para kazanamamış bir müzisyendi. 9 çocuğa birden bakabilmek için ilk beş çocuğunu kendi gibi müzisyen olarak yetiştirip mahalle düğünlerinde şarkı söyletmeye başladı. Çocukların dans ederek hiplemeli hoplamalı şarkı söylemesinden para kazanmaya başlayınca “Biz yıllarca boşuna mavi mavi masmavi diyerek blues söylemişiz! Bak bebeler hip hop ediyorlar, para da kazanıyorlar!” dedi karısına. İlk beş oğlu  Ceki, Tito, Jermeyn, Marlon ve Maykıl’dan oluşan Yapabile-Ceksın-Beş grubu, ismini T3R5 mahalle dışında da duyurmaya başladı.  Diğer kardeşler Rendi, Rebi, LaToya ve Cenıt henüz küçük oldukları için şarkı söyleyecekleri günü iple çekiyorlardı.

Aynı dönemde mahalleye taşınmış olan siyahi bir genç daha vardı. Masallarla büyümüş bu gencin annesi oğluna Prens ismini verdiğinde T3R5 mahallede dalga konusu olacağını elbet bilemezdi. Prens de Katrin ve Jozef’in şarkı söyleyen beş erkek çocuğuna özenmekte gecikmedi. Bir yandan gitar çalmayı öğrenirken bir yandan da şarkı bestelemeye başladı. Muhayyilesi çok geniş olduğu için T3R5 mahalleye mor yağmurların yağdığını hayal etti ve bu yağmurlar için bir şiir yazdı. Sonra bu şiirden bir şarkı besteledi. “Ben bu şarkıyla çok meşhur olup çok para kazanacağım!” diyerek mahallede gezmeye başladı. İsmi gibi şarkısı da dalga konusu olmaktan kurtulamayacaktı.

ad826x90

***

ad826x90

Aylak sınıfın teorisini doğrulayan Kamill, Maksimilyen ve Jorj-Jak, aylak aylak gezmenin parlak birer örneği olmanın yanı sıra çok zekiydiler. Gezerken bir yandan da “Onca renk varken insan neden kara kara düşünür ki?” diye düşünüyorlardı. Kahvede otururlarken kendi aralarında konuşmaya başladılar.

Kamill: Şu mahalleden bir çıksak memleketin tozunu attırırız lan!
Maksimilyen: Tutan mı var oğlum! Yallah İstanbul orada!
Jorj-Jak: Para mı var lan mahalleden çıkmaya?
Kamill: Özgürlük demek para demek.
Maksimilyen: Bence değil.
Jorj-Jak: Parasız hiçbir halt olmaz!
Maksimilyen: Bence olur!
Kamill: Sahi, insan nasıl özgür olur oğlum?
Jorj-Jak: Aristo ‘düşünerek’ demiş. Nietzsche ‘kendin kalarak’ demiş. Platon ‘öğrenerek’ demiş. Camus ‘başkaldırarak’ demiş. Sartre ‘eyleme geçerek’ demiş. İbn Rüşd ‘vicdanlı kalarak’ demiş. Farabi ise ‘kalbine kulak vererek’ demiş.
Maksimilyen: Özgürlüğün sırrı insanların eğitimindedir oysa zulüm ve zorbalığın sırrı halkı eğitimsiz ve cahil tutmaktadır.*
Kamill: İyi de biz hangisini yapacağız?

***

T3R5 mahallenin delikanlısı, canımızın canı, esmer yasak hırsızı, bahtı doğuştan kapalı bahtsızı, penceresi aralısı, erkeğin cilvelisi, gönlümüzün efendisi, günahların en sevabı, adam gibi adam Tersettin, günlerdir kahvedeki en dip masada, kafası iki elinin arasında düşüne düşüne oturuyordu. Hiçbir muhabbete katılmıyordu. Kamill, Maksimilyen ve Jorj-Jak'ın konuşmaları dikkatini çekti. Girdiği bunalım uykusundan uyandı ve gençlerin muhabbetine katıldı.

ad826x90

Gençlerin -n’oldu abi-hayırdır-ne derdin var senin kaç gündür- diye hep bir ağızdan soru sormalarından sonra konuşmaya başladı. Tersettin, kendine dert ettiğini anlattı: Mesele dünyada masum ve günahsız çocukların, devletlerin toprak hırsı adına öldürülüyor olması ve dünyayı yönetenlerin hiç itiraz etmeden bu katliama göz yummalarıydı. Günlerdir kahvenin en dip masasında oturup “Bir dünya vatandaşı olarak tek başıma ne yapabilirim?” diye düşünüyordu.

Tersettin: İnsan nasıl özgür olur diye sordunuz ya gençler. Sizi dinlerken aklıma bir şey geldi.
Maksimilyen: Ne geldi abi?
Tersettin: Camus ve Sartre ve İbn Rüşd’ü  dinleyeceğiz! Yani sadece kendimiz değil tüm dünya özgür olsun, çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler diye başkaldırıp vicdanımızla eylem yapacağız!
Kamill: Dördümüz mü?
Tersettin: Haklısınız önce birlik olmamız lazım. Bize bir isim ve bir de marş lazım ki kitleleri marş marş diyerek peşimizden sürüklerken hep bir ağızdan söyleyebilelim.
Jorj-Jak: İyi de biz şarkı besteleyemeyiz ki!
Tersettin: Ne yapabilirsiniz?
Kamill: Ben bol bol kitap okurum, özgürlük üzerine.
Maksimilyen: Ben bol bol düşünürüm, eşitlik üzerine.
Jorj-Jak: Ben de bol bol yazarım, kardeşlik üzerine.
Tersettin: Tamam, siz bana lazımsınız. Ama marş bestelemek için şu mahalledeki şarkıcı zencilerden birini çağırın bana!
Maksimilyen: Abi zenci deme, ayıp oluyor.  
Tersettin: Niye lan? Yıllarca ataları zencirlerle gezdiler. En güçlü ırkken kıçı kırık beyaz ırk Avrupalılara kendilerini ezdirdiler. Sonunda zencirlerinden kopup özgür kaldılar. Ben zenci deyince mi ayıp? Yahudilere de ‘de get la’ diyemedik ‘getto’yu, ‘soy’ diyemedik soykırımı hatırlatacak diye. Bir zamanlar mazlumken şimdi zalim oldular, Filistin'i bombalıyorlar. Yok mu lan bi babayiğit bu Netanyahu’ya, n’ettin yahu diyecek? 

Gençlerin üçü de bu soru üzerine başını öne eğdi.

Tersettin: Ben derim o zaman! Kapayın mahallenin kapılarını ulan! Üzerinde güneş batmayan mahallemizde krallığımı ilan edeceğim!
Kamill: Olmaz abi. Bu kadar küçük krallık olmaz. İki tane kalen bile yok. Bütün maçları tek kale yapıyoruz.
Tersettin: Birleşik Tersettin Emirliği ilan edeceğim!
Maksimilyen: Abi para yok pul yok! Ne emirliği? Onlar altından helaya sıçan, sıçan kılıklı adamların birleşip oluşturduğu bir ülke.
Tersettin: Peki, Tersettin Prensliği?
Jorj-Jak: Baban kral mıydı abi?
Tersettin: Kral gibi adamdı ki sikinin keyfine beni ve annemi terk etmiş it oğlu it.
Kamill: Baban kral değilse prens de olamazsın abi.
Tersettin: Tersettinli İmparatorluğu kursam?
Maksimilyen: Topraklarını genişletmen lazım.
Tersettin: Ne kadar?
Kamill: En az Mısır’dan Balkanlar’a kadar.
Tersettin: Mısır Çarşısı’ndan Belgrad Ormanları’na kadar alsak olmaz mı?
Jorj-Jak: Yetmez abi. Hem paran da yok. Nasıl ordu kuracaksın?
Kamill: Şu Prens denen siyahi herifin şarkısı tutarsa çok para kazanacakmış. ‘Mor yağmur’ diye gezipduruyor ya hıyar! Belki o bize para verir.
Maksimilyen: Manyak mısın oğlum? ‘Mor yağmur’ diye bir şarkıyla kim para kazanabilir ki?
Tersettin: Peki ben nasıl büyük adam olucam? Nasıl ülke kurucam?
Maksimilyen: Bağımsızlık ilan et abi. Parti kur. Seçim yap. Cumhurbaşkanı ol.

***

ad826x90

Bağımsızlık ilan edildi. Tersettin Cumhuriyeti kuruldu. Halkı Tepe Tepe Sevenler Partisi- HTTSP kuruldu. Seçim yapıldı. Tersettin, ilk Cumhurbaşkanı oldu. Kamill’i Düşişleri Bakanı, Maksimilyen’i İşişleri Bakanı yaptı. Çünkü işler sarpa sararsa iş işten geçmeden onu çağıracaktı. Jorj-Jak'ı da “Para yok oğlum, hepsine ayrı ardam tutamam!” diyerek hem makam şoförü hem danışmanı hem de başbakanı yaptı. 

Tam o sırada Yapabile-Ceksın-Beş grubu dağıldı ve Maykıl Ceksın, kardeşlerinin arasından sivrilerek solo çalışmalarına başladı.

Tersettin’in, dünyayı gezip Filistin adına yardım istemesi için her şey hazırdı. Neredeyse her şey.

Kamill: Tersettin Abi, ülke için bayrak lazım.
Tersettin: Ne renk olsun?
Kamill: Mavi!
Maksimilyen: Beyaz!
Jorj-Jak: Kırmızı!
Tersettin: Tamam ulan! Hepsini koyun!
Kamill: Ülkenin bir de milli marşı olması lazım.
Tersettin: Şu Ceksın’lardan ayrılan Maykıl Ceksın’ı bulun, bir şarkı yazsın.
Jorj-Jak: Yazdı abi.
Tersettin: Adı ne?
Kamill: Don’t stop till you get enough / Sen tamam deyinceye kadar durmam.
Tersettin: Allah belanızı versin! Böyle milli marş mı olur! Bir daha yazsın!
Maksimilyen: Yazdı abi.
Tersettin: Adı ne?
Jorj-Jak: Billy Jean.
Tersettin: Ne anlatıyor?
Kamill: Billy Jean adında bir kız varmış, çocuk doğurmuş, çocuğu ondan mıymış değil miymiş bilememiş…
Tersettin: Heeeyt! Bu ne lan! Çabuk zamanı ileri alın! Kariyer yaptırın! Karıyla kızla işleri bitsin, dünya ahvalini düşünecek olgunluğa erişsin pezevenk.

***

Maksimilyen: Bir şarkı daha yazdı abi.
Tersettin: Anaa! N’oldu lan buna? Siyahtı, düpedüz beyazlamış. Ne içiyor oğlum bu? Çamaşır suyu mu?
Kamill: Bilmiyorum abi.
Tersettin: Tamam lan, ne yazmış?
Jorj-Jak: We are the world, we are the children/ Biz dünyayız, biz çocuklarız
Tersettin: Tamam şimdi oldu!

***
Tersettin, insan hakları, çocuk hakları, masum sivil halkın çadırlarına inen bombalar, toprak hırsıyla başkasının ülkesini haksız yere işgal eden ordular, ordulara karşı gelemeyen çaresiz sivil halk gibi çok haklı bir gündemle tuzu kuru olan tüm dünya ülkelerinden medet ummak için yolara düştü. Ülke ülke gezmeye başladı. Önce Türki Cumhuriyetlere gitti. Yunus Emre, Mevlâna, Pîr Sultan Abdal, gelin canlar bir olalım falan filan, dedi. Tık yoktu. 

Kamill: İyi de bu ülkelerin hepsi %99 oyla seç(tir)ilmiş kişilerce yönetiliyor abi.
Tersettin: O ne demek?
Maksimilyen: Orta Asya coğrafyasının devlet başkanları. Diktatörden halliceler. Haydar haydar şarkısından ilham alıyev ve on dört bin yıldır ülkeyi aynı aile yönetiyev.
Tersettin: Yani?
Jorj-Jak: Sana buradan ekmek çıkmaz, Amerika’ya gidelim.

***

Tersettin: Hani lan bu Amerika’da ‘Government of the people, by the people, for the people, shall not perish from the earth’ falan filan demişti Abraham Reyiz?
Maksimilyen: Ohooo! Bunlar da uçmuş abi. Bir sarı kafa musallat olmuş ülkeye. ‘Make Amerika great again’ diyip duruyor. Dünya umurunda bile değil.
Kamill: Güney Amerika’ya hiç inmeyelim abi, hayvan terli.
Jorj-Jak: Oğlum onların burnu zaten bokta, ay pardon beyaz tozda diyecektim.
Tersettin: Gençler, Avrupa'da kimler var destek isteyebileceğimiz? İngiltere?
Maksimilyen: Brexit’ten beri ekonomi krizde.
Tersettin: Fransa?
Jorj-Jak: İslamofobi var, karışık.
Tersettin: İspanya?
Kamill: Katalanlar hâlâ ayrılmak derdinde, bize bakmazlar!
Tersettin: Belçika?
Maksimilyen: Avrupa Birliği’nin merkezi orda abi. Almazlar seni içeri.
Tersettin: Hollanda?
Jorj-Jak: İneklerle konuşursun ancak.
Tersettin: Almanya?
Kamill: Angela’dan sonra toparlayamadı.
Tersettin: Ya Çin?
Jorj-Jak: Orası uzak abi, makam arabası çok yakar.
Tersettin: Ankara?
Kamill: Orası da yakın ama makam arabası çok var.
Tersettin: Kore?
Maksimilyen: Kuzeye tükürsen bıyık, güneye tükürsen sakal.
Tersettin: Peki ya Japonya?
Kamill: 1945’te bizim çocuklarımız öldürülürken neredeydiniz derlerse ne deriz abi?
Tersettin: Arap yarımadası?
Jorj-Jak: Yarımadanın bağrında kendi dininden masum çocuklar bombalanırken sessiz kalan şerefsizlere mi gideceksin?
Tersettin: Sen de haklısın. İyisi mi biz eve geri dönelim. Anama haber salın. Bir tarhana yapsın da içelim. İnsan başka ülkelerdeyken tarhana özlüyor anasını sattığımının.
Maksimilyen: Bir de demleme çay abi…

***

İsrail’e de gitmek isteyen Tersettin’e yanındaki gençler engel oldu. Tam da o gün, 6 Haziran 2024’te Refah’ta BM’e ait bir çadır-okul bombalandı. Tersettin göz yaşları içinde konuştu: “Birleşmiş Milletler bile birleşemediyse biz boşuna çabalıyoruz gençler!” 

Böylece kimse Tersettin’i ipine takmadı. T3R5 mahallesine tırıs tırıs geri dönünce Maykıl Ceksın’a bir şarkı daha ısmarladı: They don’t really care about us / Gerçekten umurlarında değiliz. 

Bakanlar kurulunu toplayıp “Peki şimdi ne olacak?” diye sorduğunda alacağı cevaplar hiç hoşuna gitmeyecekti.

Kamill: Halk ayaklanacak, monarşi yıkılacak. Bir de Joseph Ignace Guillotin diye bir adam ortaya çıkacak. Kel kesen bir alet icat edecek ve biz senin kelin başta olmak üzere tüm kelleri alacağız.
Maksimilyen: Kel değil oğlum o, kelle. Çünkü Kral, ülkenin yaşayabilmesi için ölmeli.**
Tersettin: İyi de gençler bi durun yahu! Bu iş böyle olmak zorunda mı?
Jorj-Jak: Tabii ki böyle olmak zorunda! Çünkü tarih tekerrürden ibarettir!
Tersettin: Yok siz yanlış anlamışsınız kardeşlerim. Tarih teşekkürden ibarettir. Teşekkür ederim buraya kadar geldiniz! Onca yüzyıllar atladınız, önyargıladınız beni, kırdınız bir kalem ama kellem bırakın yerinde kalsın!
***

Tersettin ülkeyi lağvetti. Kahveye geri döndü, “Lan oğlum az kaldı kellem gidiyotin!” dedi ve koltuğunu çocuklara bıraktı. Çocuklar da koltuğu yeni doğuran bir kediye vakfettiler. Kedi orada yavrularını emzirmeye başladı. Tersettin’in devlet adamı olarak son sözü şu oldu: “Koltuk koltuk olalı bir işe yaradı…”

***

Prens denen şarkıcı “Mor Yağmur” şarkısından köşeyi döndü. Fakat Tersettin, tüm dünyaya “Durdurun bu bomba yağmurunu!” dediğinde eli boş döndü. Demek ki işin ucunda para yoksa insanlık, özgürlük, eşitlik, kardeşlik, masum siviller, bombalanan çocuklar, savaş suçları filan kimsenin ipinde değildi. Güney Amerika uyuşturucu üretmeye, Kuzey Amerika bu uyuşturucuyu tüketmeye, diğer ülkeler de uyuşturulmuş gibi savaş suçlularını seyretmeye devam edecekti. Tersettin bir dünya vatandaşı olarak elinden geleni yapmıştı. Ülke bile kurup insanlığı barışa davet etmişti. Dağları delmişti tek başına, çölleri aşmıştı, bir tek o "Eyy Dünya!” diyebilmişti erkek başına fakat silah lobisine "bir dakika-un minuto-une minute-one minute” diyememişti. En son “Benim de ipimden aşağı Kasımpaşa ulan!” dedi. 

T3R5 mahallede bir hikâye daha egemen güçlere yenik düşerek sona erdi.

*** 

Camille Desmoulins, (1760-1794), Fransız İhtilali’nin sembolik başlangıcı sayılan Bastille Hapishanesi Baskını’nın müsebbibi kabul edilen gazeteci ve politikacı.

Maximilien Robespierre, (1758-1794), 1794’te Paris’te Devrim Meydanı’nda giyotinle idam edilen Fransız avukat ve siyasetçidir. “Gökyüzünden söz etmeleri, yeryüzünü sömürmek içindir” demiştir.

Georges Jacques Danton, (1759-1794), Fransız Devrimi'nin en önemli kişiliklerinden biri olan avukat ve politikacı. 

Jackson 5, daha sonraları The Jacksons olarak adı değiştirilen Jackie, Jermaine, Tito, Marlon, Michael tarafından oluşturulan müzik grubu. Menajerleri ise babaları Joseph Jackson idi.  

Michael Jackson, (1958-2009) "Popun Kralı" olarak tanınan Afro-Amerikalı şarkıcı, müzisyen, besteci, söz yazarı ve dansçıdır. Sanatçının 1982 yapımı Thriller albümü, 1983 sonu itibarıyla dünya çapında 32 milyon kopya satarak tüm zamanların en çok satan albümü oldu ve 7 Şubat 1984'te Guinness Dünya Rekorları tarafından onaylandı. 1995 yılında çıkardığı Earth Song / Dünya şarkısı’nda şöyle diyordu:

Did you ever stop to notice / All the children dead from war? / Hiç durup düşündün mü savaşta ölen çocukları?

Prince, (1958-2016) Amerikalı şarkıcı, multi-enstrümantalist, söz yazarı, plak yapımcısı ve aktördür. 1984 yapımlı filmle aynı adı taşıyan “Purple Rain” isimli şarkısı, Rolling Stone'un 2021 “Tüm Zamanların En İyi 500 Şarkısı” listesinde 18. sırada yer aldı ve Rock and Roll Hall of Fame'in Rock and Roll'u Şekillendiren 500 Şarkısı arasında yer aldı.

(*) (**) Maximilien Robespierre’in kendi cümleleridir.

Görsel: Doğal zekâ; Tuğba Turan, yapay zekâ; Midjourney.

Comments

comments

ad826x90
ad826x90

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

T3R5 MAHALLE 10: L’ORIGINE DU T3R5 MAHALLE

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla