DOLAR

32,6518$% 0.45

EURO

35,1478% 0.45

STERLİN

41,6261£% 0.53

GRAM ALTIN

2.450,74%0,76

ONS

2.334,47%0,31

BİST100

10.635,62%1,57

İkindi Vakti a 17:11
İstanbul AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

T3R5 MAHALLE 10: L’ORIGINE DU T3R5 MAHALLE

ad826x90
ad826x90
ad826x90

“Dünyanın merkezi neresidir?” diye sorsalar herkes başka bir yer söyler. Ama T3R5 mahallede yaşayanlara sorsalar eminim ki herkes “Dünyanın merkezi burasıdır!” diye cevap verir. Zaman tersine aksa da maşuklar aşkına kavuşamasa da insanların yaşları yüzlerinden anlaşılmasa da gözyaşları tersine akmaz T3R5 mahallede. Göz görür, gönül katlanır, bazen göz görmez ama gönül aşkından ikiye katlanır. T3R5 mahallemizin delikanlısı Tersettin’in aşktan yana şansı yoktur. Ağlıyordur, derdi çoktur. Aşkını kaybetse bile kör olası çöpçüleri suçlamaya hakkı yoktur.

ad826x90

***

1800’ler, 1970’ler falan filan derken, internet denen icat gelip dünyanın ve T3R5 mahallenin kapısına dayandı. İnternetle beraber herkesin bir derdi ve bu derdini birilerine anlatabilme ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Böylece “Blog aç Derdine Dert Kat- BDDK” devri başladı. İnovatif adamımız Tersettin, mahalleye hemen bir internet kafe açtı. Kafenin sahibi ve müdavimi olarak artık geceli gündüzlü online’dı.

İnternetin tekinsiz sayfalarında sörf yaparken bir blog sayfasına denk geldi. Bu blogun Türkçeye dünyanın orijini ya da merkezi olarak çevrilebilecek bir ismi vardı: L’Origine du Monde. İnternet denen rüyalar aleminin en büyük falcı bacısı olan Google’da bu kelimeleri aratınca Tersettin’in aklı başından gitti. Kendisi tamamen salak yani tam salak bir kişi de değildi. Fakat her sağlıklı genç erkek gibi onun da dünyası kadın bedeni etrafında dönmekteydi.

ad826x90

Bu dünyanın orijini isimli blogdaki yazıları yazan kadın, şeytana pabucunu ters giydirecek nitelikteydi. Tersettin internette sörf yapmayı bıraktı, içini gıcıklayan ve kasıklarını gıdıklayan yazılar yazılan bu blogda serbest yüzmeye başladı. Kimi zaman kıyısında güneşlendi, kimi zaman deli deli dalgalarıyla boğuştu. Kimi zaman hortumuyla bir çatıdan ötekine savruldu. Kimi zaman o dalgalar tsunami oldu, Tersettin’in dünyasını ters yüz etti.

ad826x90

L’Origine du Monde tarafından gönderildi:

“Ne yasak ne değil? Ne helal? Ne haram? Neyin nereye ne kadar gireceğinin ölçütü kıstası endazesi var mı? Kim kiminle nerde ne yapacak buna karar verecek mekanizma kim? Benimkine ben karar veririm. Karardan sonra dönmem. Dönemem. Ben kendi içimde yolculuğa çıkıyorum. Biletim cam kenarı şoför arkası. Aslında kendim kullanmak isterdim ama yollar çok virajlı. Gel, seni de içimde bir yolculuğa davet ediyorum. Ben baştan sona ilerleyeyim. Sen sondan başa gel. Ortada buluşalım. Evet. Ortada. Tüm dünyanın birleştiği noktada. Her şeyin doğduğu ve öldüğü. Her şeyi alabilecek kadar büyük ama hiçbir şeyi almaması için bin bir yasakla bezenmiş noktada. loriginedumonde.com’da.”

Tersettin, bunları okuyunca beyninde çıkan fırtınada savrularak Mariana Çukuru’nun dibine vurdu. Ayakları yere değip de nihayet kendini suyun yüzüne ittirebildiğinde boğulmamak için bir limana ihtiyaç duydu. Fakat çok naif ve zarif bir adam olduğu için bu yazıları yazan kadına sözlü değil yazılı cevap vermek istedi. İşte o zaman sığınılacak limanını buldu, loriginedut3r5mahalle.com diye bir blog sayfası kurdu. Zaten hiç görmeden âşık olduğu bu kadının karşısına çıkamayacak kadar utangaçtı. Kurduğu blogda yazdığı yazılarla kadının yazdıklarına cevap vermeye başladı. 

Tersettin, kendine mahlas olarak “Tersettin dö Berjerock” ismini seçti. Kelimelerin arkasına sığındı, kadına olan aşkını aklının imbiğinden damıtarak damla damla akıtmaya başladı.

ad826x90

Tersettin dö Berjerock tarafından gönderildi:

“Ben sana pervaneyim. Aynadan baktığında göremediğin tek göz benim. Ayın etrafında döndüğü dünya, dünyanın etrafında döndüğü güneş benim. Yuvarlağın hiç ulaşamadığı merkez noktası, merkezde sonsuz sayıda kesişerek yuvarlağı oluşturan her çap benim. Pi sayısı kadarım. Sınırsızım. Hiçim. Pervaneye yaklaştıkça kopan kelebek, ışığa yaklaştıkça yanan böcek, güneşe yaklaştıkça balmumundan kanatları eriyen bir denek. Etrafında dönüp dolaşmak benim harcım, ulaşamamak yapı iskeletim. İhtirasım; tuğlalarım, sevincim; kiremitim. Hiçbir zaman bitirilememiş evlerde söylenmiş şiirlerim. Ölüp gittikten sonra bile hatıralarının çetelesini tuttuğum insan aydınlatır gecelerim. Erimiş şekerden cadı evlerim. Cebimde geceleyin yol gösterecek tapu senetlerim. Minik kırıntılarını yollara döktüklerim. Dönüp arkama bakmadan yürüdüklerim. Madem ilk dolunayda eve dönmeyecektim. Neden yollarımı aydınlatmak istedim?”

Tersettin’in yazdıkları da kadında karşılık buldu. Kendisine bu denli güzel şeyler yazarak cevap veren erkeğe âşık olmuştu. Fakat Tersettin kocaman bir burnu olduğu için kendini yüzüne bakılamayacak kadar çirkin sanıyordu. Böyle bir fiziğe sahip bir erkeğin hiçbir kadınla fiziksel anlamda yakınlaşamayacağını düşünüyordu. O yüzden kendisinin yerine mahalleden yakışıklı bir delikanlıyı seçti ve kadınla buluşması için ikna etti. Bu diğer erkek “Ben hiçbir şey söyleyemem, tutulur kalırım Tersettin abi! Senin yerine konuşamam! Sakın beni gönderme!” diye yalvardıysa da Tersettin onu dinlemedi. 

Bu erkek mahallenin yakışıklısı Taksici Tahsin’di. Sırık Selmin, Tahsin’in uzatmalı sevgilisiydi ve hayatının aşkının Tersettin tarafından başka bir kadınla görüşmeye gönderildiğinden tabii ki bihaberdi. Taksici Tahsin, loriginedumonde mahlaslı kadının evinin bahçesine girdi. Kapısı açık olan birinci kattaki balkonun altına sığınıp konuşmaya başlayacaktı fakat dediği gibi tutuldu kaldı. 

Ne olur ne olmaz diye peşinden giderek Tahsin’i takip eden Tersettin, gizlendiği çalıların arkasından çıkıverdi. Seslenmesi üzerine kadını balkona çağırmış ama kilitlenip kalmış Tahsin’e kendi yazdıklarını sufle etmeye başladı. Tahsin, Tersetin’in söylediği cümleleri balkondaki kadına yüksek sesle tekrarladı. 

ad826x90

“Bana bunu neden yaptın? Neden kendi kendime yetmemi sağladın? Önce senin onayından geçmeliydim… Heyecanla beklemeliydim… Gözümden yaş gelene kadar baktım sana bugün… Gözümde seni gördüm… Ağlıyordun…”

Kadın ağlamaya başladı. Eros’un attığı ok kalbini tam on ikiden vurdu ve anında Tahsin’e âşık oldu. Lakin, hiç kimsenin eli hiç kimsenin elline değmedi. Takip eden günler boyunca Tahsin, Tersettin’in sufle ettiği cümleleri kadına sözlü olarak iletmeye devam etti. Ta ki Sırık Selmin, mahallenin zillileri Kur Korumalı Veronika ve Enflasyon Nejla’dan bütün bu olanları öğrenene kadar.

Sırık Selmin gelip Tahsin’in bacaklarını cart diye ortadan ikiye ayırdı. Blog yazarı kadın kendisine bunca güzel şeyler söyleyen adamın bir sevgilisi olduğunu öğrenince düşüp bayıldı. Sonra da kaderine kahretmek üzere geri ayıldı. 

Sinirinden bilgisayarı da klavyeyi de parçaladı. Fakat yine de internete girip bloguna bir şeyler yazma ihtiyacı hissedince mecburen internet kafede soluğu aldı. Göz yaşları içinde gelip Tersettin’e dert yandı. Kadının ağladığını gören Tersettin de ağlamaya başladı. Yüreği paramparça oldu ve üzülmesin diye Taksici Tahsin’in son söylediklerini kadına ezberden tekrarladı. Kadın bunları Tahsin’den daha önce duyduğunu hatırladı. Tersettin’in bunları ezberden tekrarladığını duyunca bütün her şeyi Tersettin’in yazdığını anladı. Göz yaşlarını sildi. Oturduğu bilgisayar masasından kalktı. Tersettin’e kocaman bir tokat patlattı.

“Sen! Bu kadar çirkin bir adam! Bu kadar koca burunlu bir mankafayken! Yazdıklarından dolayı sana âşık olacağımı mı sandın it? Git, o koca burnunu kazma olarak kullan da kendine bir mezar kaz! Anlayana sivrisinek saz anlamayana davulun sopası bile az!” 

Tersettin’in bütün hayalleri yıkıldı, kalbi yerinden söküldü, gözyaşları inci inci yerlere döküldü. Şövalye yüzüğündeki zehri içerek kendini öldürmek istedi. Fakat fark etti ki ne yüzüğü şövalye yüzüğüydü ne de içindeki zehirdi.

İnternet kafedekiler Tersettin’in yanına yanaşıp teselli etmeye çalıştılar. “Abi bir kadın için bu kadar kendini yıprattığına değer mi?” dediler. “Bırak yazdıkların dursun, elbet birileri okur ve birileri bir gün sana döner…” dediler. 

***

Mahallenin delikanlılarından Efem isimli bir genç tam da o sıralarda bir radyo kurmuştu. Fakat kimse beğenip de o radyoyu dinlemiyordu. 

“Tırt lan bu radyo!” dediler. Çocuğun adı TIRT Efem oluverdi. Sonra aradaki “I” harfini attı ve TRT Efem olarak yayın hayatına devam etmeye başladı. Bu olay Tersettin’in loriginedumonde isimli kadın tarafından terslendiği güne denk geldi. TRT Efem Tersettin’in kadına olan aşkını anlattığı blog sayfasındaki yazıları radyoda seslendirmeye başladı. Bizim küskün delikanlımız kendini yerden yere atarak kaderine lanet ededursun, radyoda onun yazdıklarını dinleyen yüzlerce genç kız, radyonun sabit hatlı telefonlarını kilitledi. Ama nafileydi. Âşık olduğu kadın evini ve blogunu kapatarak mahalleyi de interneti de terk etti.

T3R5 mahallede bir hikâye de böyle bitti.

***

Birkaç gün sonra Tersettin, Kur Korumalı Veronika’nın kollarında huzur bulmaya gitti. Veronika her zamanki şefkatli tavırlarıyla genç delikanlıyı koynuna aldı:

“Ne işin var dünyanın orijiniyle filan ya! Gel bizim orijinimizle takıl.”

Tersettin bir baktı. Enflasyon Nejla da oradaydı. Üçü de aynı odadaydı. Tersettin bunu fark edince siyah saten çarşafların üzerinde çıkan fırtınada savrularak Mariana Çukuru’nun dibine vurdu. Ayakları yere değip kendini yorganın üzerine ittirebildiğinde boğulmamak için bulduğu ilk yılanlı yastığa sarıldı. 

***

İllüstrasyon, Tuğba Turan tarafından Midjourney AI’a yaptırıldı.

Comments

comments

ad826x90
ad826x90

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

T3R5 MAHALLE 9: CENNETE MERDİVEN CEHENNEME OTOBAN

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla