Motosiklet Günlüğü

“Bu bir kahramanlık hikâyesi değil. Bu ortak amaçlar ve benzer rüyalarla bir süreliğine paralel giden iki hayatın hikâyesi!”


Ulusal kanallardan birinde gösterileceği, bütün gün whatsapp motosiklet gruplarında konuşulmuş. Yok yahu, ben o gruplara dahil değilim de eş durumundan haberim oldu diyelim. Ayıptır söylemesi, bendeniz artçılık müessesesinin naif, korkak ama yine de pes etmeyen bir neferiyim. 

Motosiklet Günlüğü 2004 yapımı bir film ki benim motosiklet olayına külliyen karşı olduğum yıllar. 1952’de tıp fakültesi öğrencileri Ernesto’yla Alberto, 500CC’lik motorlarıyla Buenos Aires’ten, yaklaşık yedi ay sürecek bir Güney Amerika turuna çıkarlar. Külliyen karşıtlıktan, tutkulu artçılığa evrildiğim yıllar içinde bu CC’nin motosikletin motor hacmini ifade eden iki iri harf olduğunu öğrendim. 500CC de çok da güçlü olmayan bir motoru anlatıyor. Belki de bu durumla dalga geçmek için motosikletlerine “Güçlü” adını veriyorlar. Ama daha yarı yola bile gelmeden bu Güçlü onları yolda bırakıyor. Ağlaya ağlaya vedalaşıyorlar.

Az buçuk biliyorum. Motosiklet tutkusunda adrenalin vardır, andropoz vardır, heyecan, merak vardır, rüzgâr, tutku, aşk vardır, macera vardır. Var oğlu vardır. Bu genç adamların yolculuğunda da andropoz hariç diğer hepsi var. Yola öyle çıkıyorlar ama öyle bitirmiyorlar. Aylar süren yolculuklarında Latin Amerika’nın başka bir gerçekliğiyle, yoksulluk, işsizlik, haksızlık, adaletsizlik, sömürü halleriyle karşılaşıyorlar. Bu onlarda bütün hayat tercihlerini etkileyecek değişimlere sebep oluyor.

Üniversite yıllarımda çok okuduğumu gören sol cenahtan bir arkadaşım bana bir kitap vermişti. Sanırım benim taraf tercihimle ilgili umudu vardı. Kitap nedense beyaz bir kağıtla kaplanmıştı. Okumaya başladım da merakıma yenilip kabını sıyırdım. Amanın, o ne yakışıklı adamdı öyle. Ernesto Guevara’nın doktorluktan sosyalist bir devrimciye dönüşümünü ve Küba’da gerilla liderliğinden Merkez Bankası Başkanlığı’na gelişini ve Bolivya’da otuz dokuz yaşında CIA’nin yargısız infazıyla öldürülüşünü anlatan kitabı okudum tabii. Bu tutkulu devrimciden çok da etkilendim. Ama kitabın kapağındaki yakışıklıyla daha çok ilgilenmem sanırım arkadaşımın devrimci umutlarını söndürdü. 

“Che” İspanyolca’da “arkadaş, dost” anlamına geliyormuş. Ernesto Guevara herkese “Che” diye hitap ettiği için bu lakabı almış. Filmin bir sahnesinde, Latin Amerika ülkelerinden birinde iki cilveli kız, Arjantin’de herkesin birbirilerine “che” diye hitap ettiğini duyduklarını söyleyip gülüşürler. Ernesto o zaman henüz “Che” değildir.

Güney Amerika benim hep gitmek istediğim bir kıta. Ernesto’yla Alberto’nun da şahane bir rotası var. And Dağları’nda Machu Picchu’ya da çıkıyorlar, benim içim gidiyor. Sonra Lima’ya iniyorlar. Binlerce yıllık gizemli uygarlıktan sonra sokaklarına daldıkları çarpık kentleşme, İspanyol sömürgecilerle ilgili ciddi sorgulamalarından birini yaşamalarına sebep oluyor. Asıl büyük sorgulamayı Atacama çölünde madende çalışmaya giden komünist çiftle karşılaştıklarında yaşıyorlar. Cüzzamlı hastalarla çalışmaları iki genç doktoru çok değiştiriyor. Astım hastası olmasına rağmen, Amazon ırmağının tehlikelerle dolu buz gibi sularına dalarak cüzzamlıların tecrit edildiği adaya yüzmesi, Ernesto’nun geriye dönülmez değişiminde ilk büyük adımlarından biri oluyor.

Öncelikle çok iyi bir yol filmi. Görüntüler, ülkeler, mevsimler, karşılaşılan kişiler, duygular sürekli değişiyor. Henüz yirmili yaşlarındaki iki genç adamın hayata dair, dünyaya dair düşüncelerinin, fikirlerinin, inançlarının değişimi, şekillenmesi, hatta olgunlaşması inandırıcı bir hikâyeyle veriliyor. Hikâyenin hem Ernesto hem de Alberto’nun tuttuğu günlüklerden yola çıkılarak yazıldığını belirtelim. 

Ernesto’nun annesi, gittiği yerlerden mektup yazması koşuluyla izin veriyor yolculuğa. Filmi izlediğim süre boyunca oğlumdan az büyük Ernesto’dan mektup bekledim hep. Bu annelik böyle bir şey işte. O da hep yazdı. 

Ernesto’yu Gael Garcia Bernal, fırlama Alberto’yu Rodrigo de la Serna canlandırıyor. İkisi de şahaneler. Filmin BAFTA En İyi Yabancı Dilde Film Ödülü ve En İyi Film Müziği ödüllerini aldığını da ekleyelim.

Bu iki idealist gencin izlediği ve Ernesto’nun dünyayı değiştirecek bir devrimci olmaya doğru ilk adımlarını attığı rotanın, günümüzde “Che Turu” adıyla pazarlanıp bisiklet seyahatine çevrildiğini öğrendim. Belki motosiklet turları da vardır, bilemiyorum. O ünlü pozu kupalarda, tişörtlerde, çantalarda karşımıza çıkıp duran Ernesto “Che” Guevara mezarında ters dönüyor mudur acaba? Belki de dünyanın çoktan beri böyle bir değişim içinde olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor.  

Ernesto’nun günlüğünden alınmış ve filmin açılışında da kullanılan cümleyle bitirelim:

“Bu bir kahramanlık hikâyesi değil. Bu ortak amaçlar ve benzer rüyalarla bir süreliğine paralel giden iki hayatın hikâyesi!”.

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı