DOLAR

32,2096$% 0.02

EURO

35,0013% 0.3

STERLİN

41,1067£% 0.23

GRAM ALTIN

2.453,36%-0,32

ONS

2.372,67%-0,25

BİST100

10.899,28%0,04

Öğle Vakti a 13:06
İstanbul HAFİF YAĞMUR 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Ters Dergi
  • Edebiyat
  • Kısacık bir ömür, gökyüzünü dolduran bir şiir defteri: Kaan İnce

Kısacık bir ömür, gökyüzünü dolduran bir şiir defteri: Kaan İnce

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Kaan İnce 1970 yılında Ankara’da doğdu. Doksanların hemen başında, dershane yıllarında tanıştığı öğretmeni Nizamettin Uğur’un etrafında şekillenen mütevazı bir edebiyat topluluğunun parçası oldu. O, Nizamettin Hoca, Gökhan Tok, Ayda Erbal, Ülkü Çadırcı (Doğanay). Ankara-Sakarya’da bulunan Balkan Kıraathanesi’nde her Perşembe günü buluşup, yazdıklarını birbirlerine okumaya ve değerlendirmeye başladılar. En önemli kuralları şuydu: Boş gelmek yok!

ad826x90

91 yılının Ocak ayında Milliyet Sanat dergisinin Genç Şairler köşesinde ilk şiiri yayınlandı. İntiharıyla ilk şiirinin arasında geçen o kısacık zamanda; Çağdaş Türk Dili, Yazılı Günler, Damar, Promete, Karşı ve Varlık dergilerinde şiirleri yayınlandı. Peşisıra Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde “dikkate değer” bir şair olarak mansiyon ödülü kazandı. 

Gizdüşüm isimli şiir dosyasını o yıl tamamladı ve Ankara’da bir yayınevine götürdü. Reddedildi. Reddedilmesinin ardından birgün bembeyaz kıyafetler içinde İstanbul yoluna düştü… 1992 Yılının Ağustos ayıydı… Kaan İnce, esmer, Ankaralı ve şairdi. Ağustos ayının ilk haftasında dosyasını yayınevine teslim etti. Ve Ümit Otel’in penceresinden bir süre Kadıköy’ü seyretti… 

Ta ki 11 Ağustos sabahı saat beşte kendisini otelin dördüncü katından sırtüstü ve mümkün olduğunca uzağa fırlatana kadar.. Yayınevinde beklemekte olan Gizdüşüm: Gece, Ölüm, Hüzün ve Sevda Şiirleri” isimli bir şiir dosyası vardı. Bir de ardında bıraktığı şiir defterleri…

ad826x90

İntihar ettiği yıl kitabı basıldı. Balkan Kıraathanesi’ndeki dostları onun ölümünün ardından hep hayalini kurduğu edebiyat dergisini çıkardı ve adını İzlek koydu. Ailesinin öncülüğünde adını yaşatmak için Kaan İnce Kültür ve Sanat Vakfı kuruldu. Ama her iki girişim de Kaan gibi uzun ömürlü olmadı.

ad826x90

Belki tam da istediği gibi geriye sadece şiirleri kaldı…

  1. 1 Mektup


         ...Mermer bir kayıkla geri döndük
                      diğer yarısına acının,
                                usulca çekildi deniz,
                                          son bulduk, yenildik.

    Artık yataksız bir liman yüreğim, soğuk ve loş.
    Kırık düşlerim. Serçelerde gözlerimin buğusu. Buruk içim

             Böylesi bir yenilgiyi beklemediğim için
                     sabahın en serin ucunda bağıran ben
                                  intihar edecekmiş gibi sıkıyorum
                                            düşük boynuma asılı sonbaharı...

    ad826x90

  2. 2 Kalbimin Vuruşunda Karmaşa


    Sen bana dokundukça gözlerinden çekili bir hüzün, puslu ve gri, kimliğime yapışır, zehirler akşamın huysuz çocuğunu, sihirli oyunlarla. Kalbimin vuruşunda karmaşa. Derinlik yaratan renkler unutulur yalan dünyamda. Sesini duydum, bütün seslerden daha ılık, daha bi sevecen, özlemiştim aslında.

    Yıldızların öldüğü iskeleden şimdi, senin o dolambaçlı düşlerin gözyaşıma kanıyor, avuç içi çizgilerindeki fallarla. Dudakların gümüş bir uçurtma geceye teğet. Fırtına.

    Sen bana dokundukça eşyalarım dillenir, bir kadın uyanır, kırmızı gülüşü ve gözlerindeki ışıltılar bir şarkıyla kürdili hicazkâr.

  3. 3 Denizci


    Gözyaşıyım biten, işte sonunda. O en güzel yerinden yırtılışı göğün... Üzgün bir yıldızım, yazılmamış sevgilerde. Dünyaya düşen son ışık silindi gözlerine gelmeden. Esen imbat, düşdelen.

    Uğruna savaşmadığımız aşk bırakmadık, ki batık gemilerimiz. Ama hangi sızıya baksan ordayız. Ölü bir tayfayım, mezarım seren. Sönmüyor ateşler mercan yarığında... Ve sen...

    ad826x90

    Şimdi incir açsak, traşı uzayan denizciler gibi, gülümser mi dalgalar?...

  4. 4 Gurbet


    Geç geçebilirsen çamuru, yüreğinle; kopar ömrünü zamandan ve git. Kendi alınyazınız mahkûm etti sizi. İçinizde iğne deliğine sığmaz bir akşam. Gözleriniz kılıç. Gece kalkan. 

    Çınar altından geçen su: Hayat. Biz. Ve bat karanlık; çat kaşlarını, boğulan seslere. Nabzımız acının öteki saati; yedek. Bir başka yerde yoksulluğumuz, alınterimiz. Gurbetteyiz. Sevgiyi paylaştığımız dostlar, ölümü yüzlerine maske yapar; muska diye taşır yüreğini kavgasında gençliğimiz.

  5. 5 Bekleyiş


    Kucak açmışım gecene, gel. Sırtımı dönemem, yıkılası sessizliğine geçmişken hasret. Şavkında ayın ağlamışım. Sıyrılıp düşene dek yüzümde kurumuşsun unutulan kelebek, sevdası pir ve özlem ateşleriyle yanan. Gel.

    Uyduruk sözlerinden betona yapışan ayrılık, boşluklarına zamanın dolunca gir doğandan yarı güzel rüyama. Gel de gitme uykularıma dokun.

    Gözlerinin bütün açılımlarını çözecek gözbebeklerim. Her yabancının kaybolduğu gibi büyük kentte, gezeceğim öylece teninde.

    Açelya bırakıp yatağının ucuna, herkese beslenmekten kurtulunca, ne kalırsa bu yapıdan bana, onun haritasına katlanacak dünyam, unutma.

    Gelişin bekleyişimin görünmez gecesinde, ölüm sapmaz yollarına.

  6. 6 Elbet


    Söndüreceğim yangınları, ömrümü kundaklayan. Hüznümü bağışlatan gözlerimin ılıklığıdır, ölümümü de bağışla bitanem, ağlarsam kanar gözbebeklerim, kanayan gözlerle sana bakamam.

    Dokunuşlarımın vücudunda kuşattığı rüyalar, elbet bir gün dudaklarında toplanıp beni bulacak, dudaklarımı. Bir başka gece durulacak üşümelerim, bir başka öpücükle sınanacak, kavrulacak uykularım.

    Katıksız bir seyir yansıyacak köpüklerine zamanın, sen çocuk gibi yaramaz ve zeki, bozacaksın oyunlarımı kavgalarla, önce’leri ayıracağım kaybolduğum sokaklara, sonra’ları eskiciye vereceğim, kırağılı saçlar giremez çakal sevdana. 

  7. 7 Ka n


    yüzün yakamozlanır akşam saatlerinde
    kime çıkmaz piyangosu hüznün
    belki de sombalığa en son
    ve demir kırı bir taya
    ertesi yasaktı, es vardı
    bir tek uzun gecelerde

    çıkrığında intihar edeceğim kuyu
    zaman kuyusu, soluksuz ve ıssız
    inip çıkar ölüm, durana dek yüzümdeki
    sevişen kederlerle gülün gümü
    adımdan çıkardım bir a
    gözlerimde gezer geriye kalan

  8. 8 Senin Varlığına Dair Birkaç Söz


    beni yüreğiyle emziren annem’e

    acı çekirdeğini attıktı yaşamın
    göğün eridiği zamanı öğrendikti ve susmayı
    hüzün diye çizdiğimiz yüzümüze masmavi yorgunluktu

    güldüm işte, toz duman kapladı her yanı
    ve tatlı menevişleri
    ışık cümbüşüydü sisler içinde çocukların gülüşü
    gittiler işte

    sıcaklığın serpili hâlâ geceye
    ama sızılar duyulur kalbimde, imansız
    ne zaman yaslanırım kimbilir
    dertsiz ve kasvetsiz
    suyun içtiğim yatağına karlı dere
    güldüm işte, kırgın ve haylaz gözlerinde
    akşamın çiy serpintisi
    çoğalırdı aşkın rengi
    göğe dağılan düşlerinle
    gittin işte

  9. 9 Kalan


    Işığın böldüğü geceler, dolu
    Savunmasız
    Masum sessizlik tanecikleriyle
    Çarmıhta rüzgar

    Vurur şafak yıldızına gözlerin
    Bu kalp çöker ıssızlığa
    Kalır kıpkızıl geride
    Bütün aşklarıyla sevdalar

    Uykusuz gecelerde
    Gönüldeş iki saklı kente
    Gider gelir yüreğim
    Elimde kalan son gülü de kurt kapar

    Ve senin gülüşünde kan
    Piyangotepe’de gün nasıl doğarsa öyle var

  10. 10 İçimde Mayın Tarlası Var


    Dağılacağız yıldızlara bir bir
    Sarı ışıkları evlere bırakıp
    Sen ve ben
    Ardımıza bakmadan artık

    Kanserli bölgeyi alacak çünkü
    Yaşamımızdan bir el
    Serum şişeden akarken
    Hızlanan bir ivmeyle
    Yerçekimini tersine döndürmek
    Geçiyor içimden
    Serum şişesine işemek
    Damarlarımdan
    Gözlerinin içine bakarak
    Tükürerek suratına ölümün
    Mümkünü yok
    Ben bozulmuş insan eti
    Sen gecesin bayat
    Başat ölüm
    Çekinik hayat
    Dövüşürüz sövüşürüz
    Sabreden sarılık
    Karaciğerimde patlar
    İçimde mayın tarlası var

  11. 11 Korku


    Korkunun elleri yüzümü kapatsa da
    Biliyorum korkumun yarısı ecel yarısı umut
    Bu sevda benim bu ölüm de
    Karışmayın sakın ha hiçbiriniz

    Bu ince sızılı yaşam benim

  12. 12 Yalınlama


    ...Değişmem ağustosböceği adlı rıhtımda, serpilen sıcacık ben, ister dolsun ay ışığı içime, sen gibi, ister yıldızlar gözlerinle. 

    Deyin ki “sevişip öldüler” ve “yalın hallerine döndüler"...

  13. 13 Fısıltı


    ...Her seferinde de aynı intihar tutar bizi
                               Sapkın bir gece böğürtleni yüreğin.

    Sus...

Comments

comments

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Tembellik Hakkı’mız elimizden alınamaz!

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla