Fatih Solmaz’dan “Uzun Roman” devam ediyor

Müzeyyen tabağındaki billuru plastik bıçağıyla ne kadar kibarca kesmeye çalışsa da görüntü her bakımdan gayrı estetiktir.


Chapter 2: Boğazda kalan nimet

Ve Bağcılaryum AVM’de alırlar soluğu. Selahattin Muhittin, filmin biletlerini aldıktan sonra filmin uzun süreceğini bu yüzden girmeden önce avm’nin restoranlar katında bişeyler yemeyi teklif eder Müzeyyen’e. Müzeyyen filmin uzun süreceğini duyunca içini bir paniğin kapladığını hisseder. 

Müzeyyen, Selahattin Muhittin’e kaygıyla bakarak. ‘Ne kadar uzun sürer ki?’ diye sorar. Çünkü kendisi evden 2 saat 20 dakika izin alabilmiştir kıran kırana pazarlık sonucunda. Selahattin Muhittin; ‘Bildiğim kadarıyla bu film 2 buçuk saat sürüyor’ der. 

Müzeyyen; filmin 1 buçuk saatini izleyip çıksalar bir şey olup olmayacağını sorar. Selahattin; ama bu girecekleri 9. His filminin bütün sürprizinin filmin sonunda olduğunu söyler. 6. His’le başlayan seri her filmde bir sürpriz final sunmayı gelenek haline getirmiştir. Mesela bir önceki 8. His filminin finalinde Bruce Willis’in meğer bu filmde hiç rolü olmadığını, bunu Bruce Willis’in film boyunca kendisinin bile bilmediğini anlatır. 

Evet, kim bilir yine filmin finalinde Bruce Willis ne çıkacaktır ama Müzeyyen izin saatini geçirirse babasının sinirini geçirmesi için zavallı annesinin yine sabaha kadar babasına stress çarkı taklidi yapmaktan bütün gün kusmasına vicdanı razı gelmemektedir.

Ve sonunda bileti değiştirip daha kısa bir filme girmeye karar verirler. (Teyzem filmine gireceklerdir. Teyzem filmi, Annem filminin yarısıdır herhalde gibi bir mantık yürüterek…) Film başlayana kadar AVM’nin restoranlarından birinde (Billur King) sadece 1 lira farkla büyük seçimi tercih ederek koç billuru yerine boğa billuru haşlamalarını yerlerken; konu, sinemadan asfalt delme makinesi kullananların Parkinson empatisini en fazla yapan kişiler olmasına gelir nasıl olduysa?…

Müzeyyen tabağındaki billuru plastik bıçağıyla ne kadar kibarca kesmeye çalışsa da görüntü her bakımdan gayrı estetiktir. Durumun sıkıntısını fark eden Selahattin Muhittin avam bir samimiyetle de olsa kendisinin de belli bir yemek kültürüne sahip olduğunu belli edebilmek amacıyla ‘Bak Müzeyyen; et, daşak, kelle; bunlar yenir elle’ deyiverir gülümseyerek tabağındaki billuru çatalsız bıçaksız yerken… 

Fakat kesmeden tüm olarak koca billuru ağzına atınca, billur Selahattin Muhittin’in boğazında kalır. Billur, nefes borusunu tıkamış, nefes almasına engel olmaktadır. Selahattin Muhittin’in gözleri büyür, yüzü kızarır, Müzeyyen’e seslenmek ister sesi çıkmaz. Ayağa kalkar, burnundan gözlerinde sular akmakta gittikçe morarak çırpınmaktadır. 

Müzeyyen durumu anlar ve etrafa panikle bağırmaya başlar. ‘Yardım edin lütfen!!!… N’oolur yardım edin!!!… Arkadaşım ölüyooorrr!!!… Boğazında daşşşak kaldııı, n’oolur yardım ediiinnn!!!…’ 

Selahattin Muhittin’in ölmek üzere olduğu için sinemanın icadından sonra doğan her ölmek üzere olan insan gibi hayatı gözünün önünden bir film şeridi geçmeye başlar. Gözünün önünden geçen film şeridinde Selahattin Muhittin melon bir şapka giymiş elinde baston ve ayaklarında da 65 numara ayakkabı vardır. Görüntü de siyah beyazdır ve piyano çalma seslidir. Yani Selahattin Muhittin ölürken gözünün önünden geçen filme göre Şarlo olmuştur. 

Bu duruma gülsün mü yoksa hayata veda etmek üzere olduğu için üzülsün mü bilememektedir.. İkisi arasında gidip gelirken mimikleri tarifsiz bir anlamsız görüntü içindedir. Üzülerek güler gibi mi, gülerek üzülür gibi mi anlaşılamamaktadır. (Hani afedersiniz sevişmiş bir kıza, sevişen kişi evleneceklerini söylediğinde; sevişmiş kız yatakta sırıtarak ağlar ya, aynen o ifadededir.)   

Tam bu sırada sırtına ortaçağda kale kapısını kırmaya çalışan koç başı yemiş gibi sarsılır Selahattin Muhittin… Restorantın her yöne 120 kiloluk aşçısı Nejdet, sırtına şiddetli bir zumzuk vurarak boğazındaki billuru boğazından hatta ağzından dışarı fırlatmıştır. Selahattin Muhittin’in ağzından fırlayan billur, Müzeyyen’in suratına çarparak masanın üzerine düşer. 

Oraya toplanan herkes adeta düşen bir meteor taşını inceler gibi Selahattin Muhittin’in boğazına takılan billuru incelemektedir. 

‘Vay be, billura bak kocamanmış ha!’, ‘Aaa!? Billur Kalkavan’ı mı yemiş?!’, ‘Televizyonda amma değişik görünüyor ha!..’ 

(Devam edecek)

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı