Fatih Solmaz’dan “Uzun Roman”

Etrafta saati, saate bakarak öğrenen sadece kendisi vardı. Diğer herkes cep telefonuna bakıyordu, hiç kimse saat kullanmıyordu…


Chapter 1: Balıklar irileşirken

Çay bahçesinde onbeş dakkada bir zoraki çay dağıtan garsonla gözgöze gelmemek, bu turu da hayırlısıyla savuşturmak amacıyla kendisine mühim bir şeyle meşguliyet havası vermek için cebinden nüfus cüzdanını çıkartan Selahattin Muhittin, neden iki isim olarak böyle bir garabetliğin kendisine uygun bulunduğunu belki üçyüz bininci kez düşündü… 

Mehmet Ali, Halil İbrahim gibi uyumlu iki isimlere hiç benzemiyordu kendi ismi… Selahattin Muhittin neydi öyle yapışık ikiz ismi gibi… 

Neyse dedi, çaycının kendisinden uzaklaştığını görünce kolundaki 50 metreye kadar su geçirmeyen saate baktı, kız arkadaşının kaç dakika geciktiğini öğrenerek ona geç kaldığı dakika oranında hakkaniyetli bir şekilde sinirlenmek için… Selahattin Muhittin tam 8 dakika geciken sevgilisini onu balıkhanede hamsileri indirirken hayal ederek cezalandırmaya karar verdi. 

Tam bu sırada bir şeyi fark etti Selahattin Muhittin… Etrafta saati, saate bakarak öğrenen sadece kendisi vardı. Diğer herkes cep telefonuna bakıyordu, hiç kimse saat kullanmıyordu…  Selahattin Muhittin ne kadar demode kaldığını düşündü bir an… 

Bu sırada dolu çay tepsisiyle tur atan garson, Selahattin Muhittin’in masasına çayı adeta cebinden 2 lirayı daha gasp edercesine koyuverdi. Muhittin ‘Dur, fazla çay sinir yapıyor’ diyecek olsa da garson da ona; ‘Sinirlensen ne olacak *mcık?… Seni her halükarda döverim!’ diye cevap verecekti. 

Böylesi gerçekçi bir flashforward yaşayan Selahattin Muhittin, sevgilisi Müzeyyen’e daha da sinir oldu. Saatine tekrar baktığında Müzeyyen’in tam 11 dakika geciktiğini gördü ve onu balıkhanede çinekopları indirirken hayal etti. 

Aslında onu kalkanları indirirken hayal etmeye kıyamıyor değildi elbette, sinirlilik derecesine göre kademeli olarak indirdiği balıkların ebatlarını gittikçe büyütmeyi tercih ediyordu sadece. 

Ahh Müzeyyen ahh! Nerden de girivermişti, küçük dünyasında huzur ve sükun içinde yaşayan Selahattin Muhittin’in hayatına? Selahattin de anlamamıştı bunu zaten… Yaşayan son Müzeyyen de menapoza girmiştir herhalde artık derken tam da zart diye hayatına girivermişti bir anda.  

Gezi olayları sırasında Taksim’de tesadüfen yürürken bir Toma’nın sıktığı tazyikli suyla 10 metre kadar fırlayarak Müzeyyen’e çarpmış, bu çarpmadan dolayı özür dilerken onunla tanışmıştı… 

Selahattin Muhittin tam saatine bakıp, Müzeyyen’in 14 dakika geciktiğini fark ederek onu balık halinde torikleri indirirken hayal etmek üzereyken Müzeyyen’in gülümseyerek: “Kusura bakma canım, elimdeki dışı pet içi cam olan limonata şişesini hangi atık kutusuna atacağıma karar veremedim. ‘Plastik atık mı, yoksa cam atık mı sayılır’ı düşündüm ve sonunda bir kedinin kuyruğuna bağladım en iyi ve eğlenceli çözüm olarak..” demesiyle tam 14 dakikadır yaşadığı bütün olumsuz duygular yerini ‘Mahmut Hoca iyileşti’ sevincine bıraktı.

Selahattin Muhittin; “Olur böyle şeyler, sıkma canını. İnsanlık hali… İnsan gecikebilir tabii ki ne bileyim mesela cırcır olup, altımıza sıçabiliriz. Benim başıma geldi mesela” diyerek onun üzülmemesini sağlamaya çalışır. Müzeyyen’in şaşkınlıkla; ‘Nasıl yani sen altına mı şey ettin?!’ sorması üzerine hemen lafı çevirir Selahattin Muhittin ‘Yok ben değil de yani.. Metrobüste ayaktaki bir yolcu ben otururken metrobüs ani fren yapınca üzerime düşüp sıçıvermişti.‘ der. Müzeyyen, sevgilisinin daha da boka batmaması için konuyu kapatır. 

E insanoğlu zaten bir tuhaf değil midir, akım demek isterken başka şey demiyorlar mıdır? Tıpkı sıcak mahalle dizilerindeki ‘O domates sana yaramaz abla’ diyen manavı komple iyi bir adam sanmamız gibi. Hiç düşünmeyiz o ablaya yaramayan domates ne olur? Manav, salça imal etmeyeceğine göre illa birilerine satacaktır o ablaya yaramayan domatesleri. İşin o kısmını görmeyiz, bilmek de istemeyiz…  

Garsonun duygusuzca, acımasızca, vicdansızca, hırs yapmışçasına, hunharca çay dağıtmasına daha fazla maruz kalmak istemeyen Selahattin Muhittin; sanki Müzeyyen’e hasretle beklediği teklifi yapıyormuş gibi bir edayla; ‘Kalkalım mı?… Çok güzel bir film vizyona girdi. Kamera asistanı daha önce imdb’de 8.1 puan alan Milyonluk Bebek filminin de kamera asistanıymış’ gibi saçma bir referans söyler. 

Müzeyyen pek sinema kültürü olmadığını  ve bunun da sebebinin daha önceki sevgilisi Ayı Yaşar’ın sırf mıncıklamak için onu ne oynadığına bile bakmadan rastgele sinemalara götürmesinden dolayı olduğunu çaktırmamaya çalışarak; sanki o kamera asistanının asistanlık yaptığı filmlerin hastasıymış gibi ‘Aaa ciddi mi? Ay hadi gidelim o zaman!’ der. 

(Devam edecek)

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı