Deli miydi, şeytan mı, yoksa yeteneksiz mi?


50
10 Paylaşım, 50 Beğeni

Dostoyevski’nin, “Hepimiz onun ‘palto’sundan çıktık” dediği büyük yazar; birçoklarına göre Rus Edebiyatı’nın en güçlü kalemi… Nikolay Vasilyeviç Gogol, 3 cilt olarak kurguladığı dev eseri “Ölü Canlar”ın ilk cildinden sonrasını asla yayınlamadı. Peki bunun sebebi neydi? Gogol ta en başından beri yeteneksiz miydi? Yazmamayı mı seçmişti? Yoksa kafayı mı yemişti? Stuart Kelly’nin “Kayıp Kitaplar Kitabı”nda ışık tuttuğu, yazarın bu karanlık dönemini sizin için derledik.

  1. 1 Ölü Canlar kimin fikriydi?


    Rivayet o ki: “Bir gün Puşkin operanın fuayesinde telaşla birini aramaktadır. 'kimi arıyorsun?' diye soruyorlar. Nikolay'ı diyor, yani Gogol. Gösteriyorlar. Gidip Nikolay'ın bileğini tutup merdiven altına çekiyor. Ve diyor ki; 'Nikolay, bir roman konusu buldum, tam sana göre.' işte meşhur Ölü Canlar böyle doğmuştur”. Bu olay gerçekten yaşanmış mıdır bilinmez ama Gogol’ün en önemli eseri Ölü Canlar’ın yaratılmasında Puşkin’in büyük payı olduğu, yazarın kendisi tarafından da kabul edilen bir gerçek.

  2. 2 Puşkin’den sonrası yok


    Ölü Canlar, ilk kez 1842'de, yani Puşkin’in bir düelloda yaşamını yitirmesinden 5 yıl sonra  yayınlandı. Roman aslında üç cilt olarak kurgulandı ama sonraki iki cildi asla yayınlanmadı. Ölü Canlar’ın ilk cildinden sonra Gogol kayda değer bir eser ortaya koyamadı. Yakın arkadaşı ve üstadı Puşkin’in ölümü onu derinden sarsmıştı. Hatta belki de ilhamını kaybetmişti?

  3. 3 Dikkat spoiler içerir!


    Kişiliği bizim Çiftlik Bank Tosunu’nu andıran, romanın ana karakteri Chichikov, diyar diyar gezerek iki sayım dönemi arasında ölmüş kölelerin evraklarını satın alıyordu. Böylelikle köle sahipleri vergiden kurtuluyor, Chichikov ise ölü köleler üzerine inşa ettiği hayali zenginliği teminat göstererek parasına para katıyordu. Rus Çarlığı'nın çürümüş feodal düzenini hicivli bir dille anlatan roman, özellikle dönemin muhalifleri tarafından oldukça beğenilmişti. Hiç yazılmayan ikinci cildin hikayesi ise belki eserin kendisinden bile daha ilginç!

  4. 4 Tanrı Gogol’la uğraşmaya başlıyor!


    Gogol, kitabın devamı konusunda en yumuşak ifadeyle ketumluk etmişti. Bir kısmını gönülsüzce de olsa dostu Alexandra Smirnov'a okumuş, ama yaklaşan bir fırtınanın ilk gök gürültüsü sesleri duyulunca aniden okumayı keserek, "Tanrı bile bitirilmemiş bir şeyi okumamı istemiyor" demişti.

  5. 5 “Yaşamının muamması” hiç çözülemedi


    Dostlarına, birinci parçanın eşsiz öneme sahip bir eser için giriş niteliğinde olduğunu söylemişti: "İçimde yükselen bir sarayın giriş kapısından öte bir şey değil". Gogol projeden "ruhumun tarihi" diye söz ediyor ve “artık kutsal yolculuğuma koyulmak için gereken gücü topladım... Yaşamımın muamması ancak o zaman çözülebilecek" türünden şeyler dile getiriyordu. Dostu Stepan Shevyrev'e bir mektubunda şöyle yazıyordu: "Eğer gerekirse açlıktan ölürüm ama yüzeysel ve eksik bir eser üretmem".

  6. 6 Sinir bozukluğu ve iğrenç gerilim…


    Gogol, Ölü Canlar’ın ikinci parçasının el yazma taslaklarını, üzerinde yıllarca çalıştıktan sonra ilk kez 1845'te yaktı. "Her bir satırı bana sinir bozukluğuna mal olan, iğrenç gerilimler uğruna tamamlanan beş yıllık bir çalışmayı yakmak zordu" diye yazıyordu; “Alevler kitabımın son sayfalarını yuttuğu anda kitabın içeriği ışıltılı ve saflaşmış bir halde yeniden doğdu, tıpkı anka kuşunun küllerden doğuşu gibi ve birdenbire düzenli ve uyumlu olduğunu düşündüğüm onca şeyin ne kadar karışık olduğunu gördüm".

  7. 7 Döndü mü? Doğru yolu mu buldu? Delirdi mi?


    Eserini yaktıktan sonra Gogol'un fanatizmi yoğunlaştı. İkinci parça için şükranlarını sunmak üzere Kudüs'e gitmeyi amaçlamıştı. Şimdi oraya esin için dua etmek amacıyla gidebilirdi. Yola çıkmadan önce 1847'de, büyük bir hata yaparak Dostlarla Yazışmalardan Seçme Bölümler adlı eseri yayımladı. "Mutlak bir monarşiden yoksun bir devlet, yönetmensiz orkestraya benzer" diyordu mektuplarında, "köylünün İncil dışındaki kitapların nerede durduğunu bile bilmemesi gerekir”. Gogol, mektuplarında köleliğin Tanrı yapısı olduğunu iddia ederek herkesi kaderine razı olmaya çağırıyordu. Yazışmalarında, eserlerinde sıkça eleştirdiği monarşiden yana tavır alması nedeniyle kimi dostları tarafından döneklik, kimileri tarafındansa delilikle suçlandı.

  8. 8 Şeytanın eseri!


    Kudüs'te kutsal öneriler bulamayan Gogol, elinde eserin taslağıyla Rusya'ya döndü ve kendisi kadar dengesiz biri olan Peder Matthew Konstantinovsky ile temasa geçti. Peder, Rus Ortodoks Kilisesi dışında her şeyin şeytanın eseri olduğuna inanan biriydi. Gogol'u bir manastıra kapanması ve yazın sanatının putperestliğinden vazgeçmesi konusunda cesaretlendirdi. Tanrı'nın ne isteği netti ve birinci parçanın yayımlanmasının kefareti de ikinci parçanın yok edilmesi olmalıydı. "Senin tüm yapıtlarını şeytan yazdı, ruhunu kurtarmak istiyorsan edebiyatı bırakmalısın": Pederin ona söyledikleri bunlardı.

  9. 9 Önce "Ölü Canlar" sonra Gogol öldü


    24 Şubat 1852 günü sabaha karşı saat 3 gibi Gogol, uşağını çağırttı ve bir ateş yakmasını emretti. Taslağın sayfalarını ateşe atmaya başladı. Uşağı sayfaları yakmaması için yalvardığında Gogol, "Bu seni hiç ilgilendirmez, git dua et!" diye homurdandı. Kâğıtlar yüzünden ateş boğulunca ikinci ve üçüncü parçayı içeren kâğıt topağını çıkarıp sayfaları tek tek yakması gerekti. İşi bittiğinde istavroz çıkardı, uşağını öptü ve gözyaşlarına boğuldu. Sonra da yemeyi içmeyi kesti. Yanına gelen rahip "Hangi duayı okumamı istersiniz?" diye sorduğunda "Hepsi de iyidir" yanıtını verdi ve kendi kendini zorladığı dokuz günlük açlığın sonunda öldü.

  10. 10 Chichikov hak yolunu bulamadı


    Romanın ikinci parçasından günümüze yalnızca birkaç bölüm ulaşabildi. Her ne kadar bu bölümlerden eserin tamamıyla ilgili fikir sahibi olmak mümkün olmasa da yapılan imalardan anlaşıldığına göre, üçüncü parçada Chichikov, günahlarının affedilmesi için kefaret olarak Sibirya'ya gidecekti.

  11. 11 Mezarında ters mi döndü?


    Yazarın ölümü de en az yaşamı kadar tartışma konusu oldu. Ölümünden bir süre sonra mezarının açılmasıyla, diri diri gömülmüş olduğunun anlaşıldığına ve kafa tasının kayıp olduğuna yönelik spekülasyonlar ortaya atıldı. Büyük yazar, Nazım Hikmet’in de yattığı Novodeviciy Mezarlığı’nda bulunuyor. Ve mezar taşında şöyle yazıyor: “Ve acı gülüşüme, güleceğim”…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

50
10 Paylaşım, 50 Beğeni

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı