Aslı Alpar’dan değerli bir çizgi roman: Emine Hanım’ın Romanı

Sanat eserinin bir görevi de bu, umut dünyasını taze tutmak. Aslı’nın yapmaya çalıştığı ise fazlası. Kaybolanı geri döndürmek! Bakın, bu sanatın gücü işte.


Karikatürist, aktivist, hayvan dostu Aslı Alpar, gerçek hayattan (hayatından) bir çizgi roman ile okuyucusunun karşısında. Karakarga yayınlarından çıkan 68 sayfalık bir değerbilirlik anlatımı ile. Emine Hanım’ın Roman’ı, çizgileri ile anneannesinin fotoğraf albümünde Aslı’nın gözüyle dolaştırıyor bizi. 

Yayınevi “Değersizleştirilen hayatların savunucusu” diye sunmuş Aslı Alpar’ı; ki çok hoşuma gitti bu doğru aktarım. Tanıdığım Aslı, yıllar önce yönettiğim Karaelmas Üniversitesi Karikatür Kulübünün en efe-can öğrencilerindendi gerçekten. Yani baktın mı bıcır bıcır bir gençlik ile karşılaştığınızı sanırsınız. Oysa okuyan, tartışan, sizi de o ölçülerde düşünmeye iten bir gençlik. O yüzden dönemin rektörleri ve yöneticilerine göre yaramazlar sınıfından! 

Öyle bulunduğu kaba uyum sağlayacak biri olmadığını yönetimin karikatür etkinliği için hazırladığımız projeleri kabul etmeyişine verdiği tepkilerden görmek mümkündü. Aslı, koca koca adamların(!) yöneticigil tutumlarına karşılarına çıkarak itirazlarını sunmuş, olabilecek en basit işleri çıkmaza süren bu tayfaya bir genç olarak en dürüst biçimde tepkisini bildirmiştir. Bu haksızlıklar onun günümüzdeki karikatürist kimliğini kazanmasında rol oynamıştır eminim. O dönemlerde karikatür halen daha muhalefet yapmanın en önde gelen yollarından biriydi. Günümüzde Aslı Alpar o etkili dili sürdüren, karikatürün muhalefet tanımına sadık bir kadın karikatürist. 

Dilimin ucuna o ünlü replik bile geldi, karikatürcüye uyarlarsak: “Zaten aktör (karikatürcü) dediğin nedir ki? Oynarken (düşündüklerimizi çizerken) varız.” 

Emine Hanım’ın Romanı

Aslında bu çizgi roman daha uzun yazıya dökülüp yazılsa iyi de bir roman olurmuş dedirtecek size. Eğer çizgi romanı daha aşağı bir anlatım aracı görüyorsanız, çok ta anlamlı gelebilir bu tespit! Bu başka ve hayli tartışmaya değer akademik bir konu olurdu. Ancak Aslı zor olanı güzel yapmış. Bunca iş güç arasında satırlara uzun bir yaşama hakkını verebilir miydik? Umberto Eco’nun Foucault Sarkacı’nı okuyorum bu sıralar; kötü anlamda değil ama uzunluğundan inanın rahatlıkla Eco olmasa okumam diyebilirim. Çünkü bunca şeyin netleşemediği bir kafayla okumakta hayli vakit alan bir iş… Ne ki Aslı Alpar, Emine Hanım’ın Romanı’nda bu zorluğu kendi kolaylaştırıcı üslubuyla aşmış. Bize su gibi akan yorumuyla zorlu bir hayatı aktarmış. 

Günümüzde psikoloji, sosyoloji gibi disiplinler, eserin olmazsa olmazına dönüşmeye başladı. Ruhsal halimizin iyi olmadığı ortada da bunun aynası olan sanat yapıtları örneğin “Ahlat Ağacı”ndan “Bir Başkadır” gibi uzun uzadıya tartıştıran, konuşulan işler olarak toplumun her katmanında karşılık buluyor. Aynı Titanikleşen geminin katlarından birinde miyiz yoksa? Bunu mu fark ediyoruz? Ferdi Özbeğen’den “İşte Bu Bizim Hikâyemiz”i dinleyince yeniden başlamaya şarj mı oluyoruz sadece? Sanat eserinin bir görevi de bu, umut dünyasını taze tutmak. Aslı’nın yapmaya çalıştığı ise fazlası. Kaybolanı geri döndürmek! Bakın, bu sanatın gücü işte. 

Aslı Alpar’ın gerçek hayattan ve içtenlikli kitabı, disiplinler arası yoldaşlığı başarıyor. Üstelik bir kadın gözüyle ve gerçek bir kadın yaşamının örgüsünde benim gibi hayatı daha çok erkeklerin dünyasında kurulu bakış açısına sahip bireyi bile kavrıyor. Aslı söyleşi diliyle, görsel fotoğraf albümünü çizgileri ile sizle paylaşırken abartmıyor, kandırmıyor, kaçmıyor, uzatmıyor lafı… Sizin vaktinizi ve kişiliğinizi önemseyip artık hayattan el etek çeken bir kuşağa bakışımızda özgün bir projeksiyon sunuyor. Anneannesinin yaşanmışlıkları ile bize dair bir pencere daha açıyor. 

Benim için, Türkiye Cumhuriyetinin kentli kesiminin de kendi içinde gizlice yaşadığı insicamın iyi bir yansıması. Kısaca çizginin dili ve görselliğin değeri anlatımın içtenliği ile birleşmiş. 

Yaşamın çok hızlı aktığı, bizi belirleyen sınırların bu yaşamdan daha az yaşanmışlıkla nasıl çıkarızı dayattığı bir armoninin içinde seçişler/kararlar, keşkeler çoğumuzun payına düşen. Bu bizi değersizleştiren sınırları inşa edenlerin (siyasetçilerin, egemen çevrelerin, yöneticilerin, buna su veren toplumun her kesiminden bireylerin vb.) tarihlerini sevip sevmeyeceğimize bile onlar karar veriyor. Sonuç olarak kayıplara karışan sıradan hayatların savunucularından Aslı Alpar’ı daha yakından tanıyacağız bu kitapta. Bu başlangıçtan yola çıkarak bize birçok değerli eser kazandıracağını hissedeceğiz. Beklentilerimiz artacak, Aslı’nın işi daha da zorlaşacak. 

Kitaptan:

“Sevgim o kadar büyüktü ki tanık olduğum tuhaflıkları beni korkutamazdı.”

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı