Sır ağacı

Günlerden bir gün zengin bir adam gelmiş ağacın önüne. Ağlayarak çok altını olduğunu, ama hasta olduğu için yakında öleceğini söylemiş.


– Sır Ağacı diyorlar adına, çok ulu bir ağaç… Şu karşı tepede büyümüş; neredeyse üç bin yıllık bir ağaç bu. Zaman içinde yaşlanıp kurusa bile kendi köklerinden filizlenip yeniden uç verirmiş, yine aynı yerde. İnsanlar önünde diz çöküp sırlarını bu ağaca anlatırlar. Genellikle toprağa bakarak, başlarını fazla kaldırmadan sırlarını, tasalarını bu ağaca dökerler.

– Ağaç dinler mi?

– Ağaç; kişi önüne gelip anlatmaya başlayınca yavaşça kımıldanır, yapraklarını sallar. Usulca dinler anlayacağın. Kişi anlatır, ağaç dinlerken ne kuş sesleri işitilir ne rüzgârın uğultusu ne de başka bir şey. Günlerden bir gün, dertli bir adam çıkagelmiş. Sır ağacına derdini anlatmaya başlamış. Tam bu sırada aşağıdaki yoldan geçen bir hırsızın dikkatini çekmiş adamın ağaçla konuşması. Yaklaşıp bir köşeye sinmiş ve olan biteni gözlemlemiş hırsız. İnsanların ağaca sırlarını döktüğünü anlayınca aklına bu durumdan faydalanmak gelmiş. Ağacın iyice üstlerine çıkmış; geniş dalların, sık yaprakların arasında kaybolup kendine rahat bir yer bulmuş. Hırsız böylece geleni gideni dinlemeye, sırlarını öğrenmeye başlamış. Kimisi aşk acısı anlatıyormuş sır diye, kimisi de başına gelmiş kötü olayları… Hırsızın neşesi, keyfi yerindeymiş anlayacağın…

– Hırsız ağaçta yaşamaya mı başlamış?

– Evet. Ağacın lezzetli bir meyvesi varmış; kocaman, tatlı ve sulu… Elma desen değil, şeftali, kavun desen değil; hırsızın bildiği hiç bir meyveye benzemiyormuş. Bir tane yiyince bütün açlığı ve susuzluğu gidiyor, mutlu bir uykuya dalıyormuş hırsız.

– Sonra?

– Günlerden bir gün zengin bir adam gelmiş ağacın önüne. Ağlayarak çok altını olduğunu, ama hasta olduğu için yakında öleceğini söylemiş. Bu yüzden kimseye güvenmediği için altınlarını evinin bahçesine gömdüğünü anlatmış. Hırsız bu sırrı öğrenince çok sevinip bir plan yapmış. Gece olunca ağaçtan aşağıya inip şehre doğru yola koyulmuş. Adamın evini bulmuş ve bahçeyi kazıp altın dolu küpü çalmış. Artık zengin bir adam olduğu için seviniyormuş. Fakat içi altın dolu kocaman bir küple gidecek yer bulamamış. “Nereye gitsem yakalanırım, başım belaya girer” diye düşünmeye başlamış. Sabah olmadan küple birlikte geri dönmüş, yeniden ağaca çıkıp rahat yerine yerleşmiş.

– Diğer adam ne olmuş?

– Sabah olunca zengin adam, bir de bakmış ki sandığın yerinde yeller esiyor. Üzüntüden ağlamaya başlamış. Aklı başına gelince, altınların yerini sır ağacına anlattığını anımsamış. Öfkeyle ağacın yanına varmış. Oracıktan topladığı çalı çırpıyla ağacı ateşe vermiş. Bu sırada ağacın tepesindeki hırsız yorgunluktan bitap düşmüş, derin uykudaymış.

– Adam yanmış mı?

– Birazcık… Alev ve dumanlardan uyanan hırsız telaşla sandığını aşağıya düşürmüş. Altınlar yere dökülünce zengin adam ağlamayı kesmiş. Hırsız dumanların içinden kaçıp gitmiş. Adam altınlarına kavuşmuş. Ağaç yanmış, hırsız kaçmış. Sonra ağaç yeniden büyümüş. Başka zenginler, başka hırsızlar gelmiş.

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı