Oğuz Aral çok özel bir hocaydı

Oğuz Aral yaşasaydı 85 yaşına basacaktı (doğumu 15 Mayıs 1936). Arkadaşımız Yakup Karahan'dan ustamız ve eseri Gırgır hakkında bir yazı kaleme almasını istedik.


Kopuk kopuk bir Oğuz Abi yazısı ve Gırgır değerlendirmesi. 

Şimdiki çocuklar çok şanssız aslında lan, dünyanın en gelişmiş aletlerinde en ilkel mevzularla meşguller.
1970'li yıllar Anadolu'sunu düşünün bir.
Doğu Anadolunun ücra bir kasabasında, günlük gazetenin bile bazan yolunu şaşırıp gelmediği, bazan bir hafta geç geldiği bir yerde, tesadüfen yeryüzünün en komik, en estetik, en esprili en eğlenceli dergisiyle tanışıyorsun.
Dünyaya farklı bir yerden açılan bir pencere gibi.
Gırgır'daki akıl almaz detaylar,
Daha otomobili yeni yeni görüyorken, far yerine bağlanmış gaz lambası.
Tarihi hikayelerde kılıçla doğranmış sucuk dilimi gibi adamlar.
Siyasi olayların en yoğun zamanı, her gün silahlı çatışma yaşanıyor ülkede, birbirini vuran vurana ama çizerler olayı o kadar sevimli işliyor ki kurşun insanın içinden geçiyor.
Sanki şiddet yok gibi.
Böyle bir çizgi estetiği bugün bulamazsınız.
Gırgır'ın en çok sattığı yıllarda da kalmamıştı ama ah o 70'li yıllar Gırgır'ı, ne güzeldi o.
Usta çizer olmak, kusursuz çizmek, gerçek gibi çizmek çok değerli tabii ama eğlenceli değil, çoğunda mizah estetiği olmayabiliyor.
Oğuz Aral, ilban Ertem, Nuri Kurtcebe, Uğur Durak, Ergun Akleman, Engin Ergönültaş, Sarkis Paçacı, Gökhan Gürses, Levent Tarhan, Fatih Aydoğdu, Yavuz Taran…
(Kadro sonra çok genişledi, dünya çapında ustalar yetişti elbette. Benim burada bahsettiğim kadro bir döneme ait)
Yeni çizer yetiştirme konusu:
Sıradan insanların dergiye olan ilgisi, çizgiye olan ilgiye dönüşmeye başlamıştı, gençler okur olmaktan çıkıp çizer olmaya başlamıştı.
Her hafta düzenli karikatür gönderen ve derginin çıkacağı günü iple çeken bir gençlik oluştu.,
Amatör çizer sayfaları Gırgır'da ciddi anlamda yer almaya başlamıştı ve artık bir grup için kapak sayfası kadar önemliydi.
Eğer o dönem Gırgır dergisinin bütün sayılarını yanyana  koyarsanız amatör çizerlerin her hafta biraz daha ustalaştığını görmeniz mümkün olacaktır.
İlk karikatüründen bugüne bir ustanın bütün gelişim sürecini görmeniz mümkün olacaktır.
Ne acayip bir şeydir bu ya!
Çizgiyle uğraşan biriysen Gırgır'da çizen diğer bütün çizerlerin çizgisini, ne zaman ne çizdiğini, kime özenerek başladığını, hangi esprinin daha önce yapılıp yapılmadığını bilirsin.
Bütün çizer adlarını, gönderdikleri köye, kasabaya kadar öğrenir, her biriyle kendini aile ferdi gibi hissedersin.
Yaşlandığında bile bunu unutmazsın, yakın döneme ait her şey silinir de hafızandan bu bilgiler silinmez.
"Bizim zamanımız bir başkaydı" diyebilirim evet. Böyle korkunç bir tüketim yoktu. Her işin bir ustası olurdu.
İnsanlar işlerini çiçek yetiştirircesine özenle, sevgiyle yapardı.

Oğuz abi konusu ve onun döneminde karikatürist olmanın avantajları.

Bugün ve yarının çocukları umarım kendilerine bir Oğuz abi bulabilirler.
Gırgır'a içerden veya dışardan çizen karikatüristlerin durumu neydi?
Para konuşmazdık ama kazanırdık.
'Gırgır'da çiziyorum' deyince saygınlığımız olurdu.
Eşek gibi çalışırdık ama adam yerine konurduk.
Gırgır'a girmek üniversiteye girmekten önemliydi.
Oğuz abimiz vardı, genç ve çocuk olduğumuz için bizi kimse adam yerine koymazdı. O da eze eze çalıştırırdı, ama sonunda birinin bizi önemsediğini hissettirirdi.
Avrupa'da yaşıyorum; çok önemli iş  projelerine, sanat projelerine katıldım ne böyle profesyonelce örgütlenmiş bir proje, ne bu denli gönüllünün katıldığı bir proje görebildim.
Gırgır çok özel bir okuldu. Dünyanın en özel çalışmalarından biriydi.
Oğuz Aral çok özel bir hocaydı.
Örneğin bir sürü önemli adam hala büyük büyük laflar eder de kendinden başka kimseyi düşünmez..
Oğuz abi hiç büyük laf etmedi, ama hep büyük işler yaptı. Belki de bunu bilerek yapmadı, böyle bir hayali yoktu ama çok Başarılı bir dergi ve şahane çocuklar yetiştirdi.
Kendisiyle son yıllarında sık görüşme şansım oldu, İki önemli detayı iletmek isterim.
"Karikatür elit sanatıydı, ben halka ulaştırdım, halk sanatı oldu, onun için beni hiç sevmezler" ve "Hocam kavuğu kimseye verdiniz mi?" dediğimde "Hayır vermedim, kavuk kimsede değil" demişti. 

Ellerinden öpüyor tekrar anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı