Algının kapıları

“Sen diğer gerçekliğe geçtiğinde burada yalnız kalan bedenini kontrol altında tutması için yanında duracak kişiye aramızda yancı diyoruz.”


28
8 Paylaşım, 28 Beğeni

“Kapıyı araladığın anda başka bir bir gerçekliğe adım atıyorsun” dedi, misafirliğe gittiğim evde yeni tanıştığım eleman. “Başka bir gerçeklik” kısmı fazlasıyla ilgimi çekmişti. Çok istekli görünmemeye çalışarak ağız yokladım “Türkiye’de kolay bulunan bi şey değil galiba…”

“Doğru kişileri tanırsan kolay.”
“Sen doğru kişi misin?”
“Denemek istiyorsun demek… Seni biriyle tanıştırayım o zaman” diyerek ayağa kalktı ve üçlü koltukta bira içen arkadaşını el işaretiyle yanımıza çağırdı.

“Tanıştırayım. Bu Mert.”
“Memnun oldum. Ben de Faruken.”

Elindeki bira şişesini sehpaya bırakıp uzun tüylü yumuşak halıya otururken “Hiç bedenin yalnız kaldı mı şimdiye kadar Faruken?” dedi Mert. “Hah! Güzel yere tezgâh açtık” diye düşündüm. Soruya bak. Bedenin yalnız kalması ne amk?

“Mert en tecrübeli yancımızdır” diye lafa girdi diğer eleman.

“Yancı derken?”
“Sen diğer gerçekliğe geçtiğinde burada yalnız kalan bedenini kontrol altında tutması için yanında duracak kişiye aramızda yancı diyoruz.”
“Anladım” dedim anlamadığım halde.

“Yalnız kalan bedene ne oluyor da yanında birinin durması gerekiyor?” sorusunun cevabını çok merak ettiğim halde detaylar hevesimi kaçırır, vazgeçerim diye sesimi çıkartmadım. Sonuçta yanımda tecrübeli bir “yancı” olacak.

“Denemeye karar verirsen yancın Mert olacak” dedi eleman.

Tezgâh yavaştan kuruluyordu. Bu akşam algının kapısını aralayacağım gibi görünüyor. 

“Tamam” dedim. “Ben kararımı verdim. Denemek istiyorum.”
“Güzel… O halde üçlü koltuğa geçelim. Uzanman gerekecek” dedi Mert kalkarken. Üçlü koltuğa uzandım. Almam gerekeni almam gereken miktarda aldım ve beklemeye başladım.

Dakikalar geçiyor bi skim olmuyordu. Hala ortamdaki müziği ve dışardan gelen şehir uğultusunu duyabiliyordum.  

“Bunlar benle taşak ge…..”

Ortalık birden karardı. Etraf simsiyah oldu. Siyah diyorum ama bu bildiğimiz siyahtan çok öte bir siyah. Anish Kapoor’un deep black’ini alıp bu siyahın içine koyun araba farı gibi parlar, o derece siyahtan bahsediyorum. Ölüm gibi. 

Siyahtan önceki hayatımdan hiç bir şey hatırlamıyordum. Hayır hayır, hatırlamamaktan daha beter. Siyahtan öncesi yok oldu… Hatırlayamamak daha iyi. Ortada hatırlayamadığın ama yaşanmış bir hayat olduğunu biliyorsun. Bir gün hatırlama ihtimalin var. Diğerinde ise hatırlama ihtimalin bile yok çünkü öyle bi şey yaşanmadı. Tek gerçek bu siyahlık olmuştu. 

Kendimi kötü hissettim. Bu kötü hissetme ne kadar sürdü bilemiyorum. Bir kaç salise ya da bir kaç trilyon yıl olabilir, çünkü zamanın akışı tek bir yöne değildi bu siyahlıkta.

Kötü hissetmeme sevinmiştim. Hâlâ bir şeyler hissedebildiğime göre demek ki hayattaydım.

“Bu siyahlıktan sıkılmaya başladım” diye düşündüğüm anda siyahlık yok oldu ve uçları bana dönük, her biri farklı renkte milyonlarca iğneden oluşan bir kürenin içinde buldum kendimi. Etrafımda dönen iğneler sıraya girip bir yılan gibi kıvrılarak gözlerime doğru gelmeye başladılar. Gözlerime yaklaştığında iki sıraya ayrılıp her iki gözüme girmeye başladılar. Gözlerime girerlerken acı duymayı bekliyordum fakat her bir iğnede acı yerine yeni bir bilgi ile yükleniyordum. Son iğne battığında Evren’de var olan bütün bilgiye sahiptim. İnsan yeni bir şey öğrendiğinde bir haz duyar ya… Evren’deki bütün bilgiye aynı anda sahip olduğumda duyduğum hazzı varın siz hesap edin.

Çöldeki herhangi bir kum tanesinin rüzgârda yer değiştirmesi bizi ne kadar ilgilendiriyorsa “Hayatın anlamı” bile bu bilgilerin arasında o kadar öneme sahipti. Einstein ve Hawking’i karşıma alıp bildiklerimi anlatmak bir karıncaya atom mühendisliğini anlatmaya çalışmak kadar beyhude bir çaba olurdu.

Bu kadar bilgiyi napıcam amk? G.tüme mi sokucam? Anlatsan anlayacak kimse yok. Durduk yere gereksiz yük aldım kendime. Bilgelik mutlak yalnızlık demekmiş. 

“Bu gerçekliği de kırmalı ve bu yükten kurtulmalıydım” diye düşündüğüm anda kendimi uzay boşluğunda dev bir kalbe dönüşmüş olarak buldum. Canlıydım, atıyordum. Birden kalbimin bir noktası yanmaya başladı. Yanma hissi önce bütün kalbime yayıldı, peşinden damarlar aracılığıyla bütün vücudumu sardı. Suyun altında nefesin tükenmiş ölüme bir saniye yaklaşmışken kafayı sudan çıkarıp alınan nefes gibi bir nefesle gözlerimi açtım.

 İlk gördüğüm şey göğüs kafesime saplanmış adrenalin şırıngası oldu.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

28
8 Paylaşım, 28 Beğeni

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı