39,7902$% -0.14
47,1198€% 0.03
54,4582£% -0.64
4.282,22%0,16
3.349,51%0,35
10.189,02%1,08
21 Eylül 2021 Salı
Kar, kış, kıyamet: Abdülkadir Tamer'den bir öykü
Kaleminin gücüyle ayakta kalan babam: Burhan Arpad
... Ve Zonguldak
Yer altında Romanlar ve Gebenler
"Göğü kucaklayıp getirdim sana, kokla açılırsın"
İçimdeki cinayet (Altıncı Bölüm-FİNAL)
Demin kafenin önünde çalışırken Türk kökenli bir delikanlı geldi yanıma, "Abi nasılsın beni hatırladın mı?" dedi. Hatırlamadım. Ama bozmamak için tanıyormuşum gibi davrandım.
Israrla yanımda durup, kendisini tanıyabileyim diye "İbrahim'in yeğeniyim abi ben!" dedi. Tanıdığım bütün İbrahimleri hafızamda sırayla yokladım, yüzlerine baktım, sıraya dizdim, içtima aldım, çitlerden atlattım, gene de çıkaramadım.
"Küçük mü?" dedim. "He abi iyi düşündün. Ben küçük kardeşinin oğluyum aslında!" dedi.
Gene bozuntuya vermedim. "O da döndü abi, Türkiye'ye, kesin dönüş yaptı!" dedi.
Bu tip durumlarda karşıdakini zor durumda bırakmamak için aşık atışması gibi hikayeyi karşılıklı örmen gerekir. Onun dediğine bir ek yapman, yapıyı yükseltmen gerekir ki konu bozulmasın, kırgınlık olmasın. Yavaş yavaş ilerlesin ki sohbet bir yerde nasılsa tanış çıkarsın, değilse de karşıdakini incitmeden ayrılırsın.
Ben "Türkiye'ye dönüş" kısmında tıkandım. Üzerine bir şey koyamadım, onun da kış günü yağan yağmurdan saçlarına sürdüğü şey köpürmeye başlamıştı zaten. Boş boş baktığımı görünce sadede geldi "Abi hanımla çocuk bekliyor, paraya ihtiyacım var" dedi.
Durum anlaşıldı aslında, beni birine benzetmemişti aslında ve tanışmadığımızı çok iyi biliyordu, bu kadar şeklin arkasında para isteme konusu yatıyordu. Elimi cebime attım, "madem bir delikanlı başkasına yalan söyleyecek duruma gelmiş, ne çıkarsa vereyim" diye düşündüm.
Bir yandan da "Para kullanmıyoruz artık yaa" diye geveledim. "Her şey kartla artık değil mi abi!" dediğini duydum. Bir iki euro çıktı cebimden, "Onu ver bari abi, o da olur." dedi. Verdim, gitti.
Öyle baktım arkasından, kış günü yağmurda yürüyüşüne, çelimsiz bacaklarına. Gerçekten bir işi varmış gibi acele acele seğirtmesine.
Hayatta en çok üzüldüğüm insanlardandır Avrupa'nın ortasındaki memleket çocukları. İkinci kuşak, üçüncü kuşak gençler, genç kızlar. Batı Avrupa'nın bütün olanaklarına, refahına rağmen dandik ailelerle ırkçı öğretmenler arasına sıkışmış, hiçbir şey olamamış ama Türk kalmış çocuklar.
Yazık bu çocuklara açamamış çiçekler gibi.