39,7902$% -0.14
47,1198€% 0.03
54,4582£% -0.64
4.282,22%0,16
3.349,51%0,35
10.189,02%1,08
12 Kasım 2023 Pazar
Kar, kış, kıyamet: Abdülkadir Tamer'den bir öykü
Kaleminin gücüyle ayakta kalan babam: Burhan Arpad
... Ve Zonguldak
Yer altında Romanlar ve Gebenler
"Göğü kucaklayıp getirdim sana, kokla açılırsın"
İçimdeki cinayet (Altıncı Bölüm-FİNAL)
Aşure ayı geldi. Kimi sever kimi sevmez, ama aşure bir gelenek. Gavurlar bu tatlıya aşure dışında Nuh’un tatlısı (Noah pudding) da diyorlar. Nerden gelmiş, kökeni neymiş falan merak ederseniz bakın internetten. Ben size internette pek bulamayacaklarınızı söyleyeyim.
Bir çok inanışta farklı yapım tarzları var aşurenin. İçine katılanın sayısından niteliğine kadar herkes bir dizi kural belirlemiş. Bazıları 12 çeşit yapıyor, bazıları aşureye kurban etinden bir parça koyuyor, bazıları ise tuzlu yapmayı tercih ediyor.
Bu kadarla bitmiyor. Bir de aşurenin kıvamı konusu var. Buzdolabı teknolojisinden önce aşure öyle katılaştırılıp, kafaya estiği zaman tabak alınıp, şu anki gibi sıcak günlerde soğuk soğuk lüpletilemezdi. Sıcak sıcak yenirdi o zamanlar ve o zamanlar yapılan aşureler bugünkü aşurelere göre çok daha akıcıydı. Hatta son senelere kadar Yıldız porselen Osmanlı döneminde aşurelerin servis edildiği aşure sürahileri yapardı. Şimdi hâlâ yapıyor mu bilmiyorum.
Gelelim aşurenin içindekilere. Aşurenin içine fasulye koyma olayı aşurenin kendisine göre çok yeni bir adet. Çünkü hububatın ilk pişmeye başladığı günden beri aşure benzerleri yapılmış. Efsanelerin en eskiye dayananı ise Nuh’un gemisi karaya vardığında gemide son kalan erzakları bir araya getirerek bu yemeği yaptığı.
Nuh peygamber bu yemeği yaptı ama nasıl yaptı? Pek tabi ki fasulyesiz. Zaten istese de fasulyeli yapamazdı çünkü fasulye Amerikan kökenli. Bilemedin, abart abart 500 yıldır konuyordur. Ondan önce aşureye fasulye yerine börülce konurdu.
Bir başka baklagil, girdiği sınıfa ismini veren bakla ise Osmanlı döneminde aşurenin vazgeçilmezlerinden biri. Şimdilerde Ege dışında pek az yerde konuyor. Bugün aşurede emaresi okunmayan razaki üzüm de, eskiden aşurenin olmazsa olmazıymış. Eee, hayat, trendler vs derken her şey değişiyor, aşure de bunun dışında kalamıyor tabi. Hatta bazı yenilikçiler aşureye ananas, mango ve kaju bile ekliyorlar.
Bana bu konuyla ilgili olarak en sık sorulan sorulardan biri de, eskiden aşurenin neyle tatlandırıldığı. Fakir pekmezle, orta halli balla, zengin şekerle tatlandırıyordu aşureyi. “İyi de o zaman şeker var mıydı ki?” Evet! O zaman şeker vardı. “Arısız bal” deniyor şekere. Şimdiki gibi endüstriyel değildi, ne pancardan elde ediliyordu ne mısırdan. Şeker kamışından ilkel yöntemlerle çıkarılıyordu ve çok pahalıydı. Bir kilo şekerin iki kilo en hasından bal fiyatına çıktığı oluyordu. Türkçesi, o dönemde her babayiğidin harcı değildi şeker kullanmak. Tabi pekmezle yapıldığında rengi koyulaştığından herkes en azından balla yapmaya çalışıyordu. Şimdi bala göre küçümsediğimiz şekerle anca bey konaklarında yapılıyordu aşure. Kaşıklarken kıymetini bilelim yani.