DOLAR

32,6520$% -0.45

EURO

34,9803% -0.79

STERLİN

41,3922£% -0.73

GRAM ALTIN

2.426,36%-0,76

ONS

2.312,93%-0,24

BİST100

10.471,32%0,76

İkindi Vakti a 17:09
İstanbul AÇIK 29°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Ters Dergi
  • Çizgi
  • Kısa bir yaşama sığdırılmış olağanüstü bir çizgi dehası: Mehmet Polat

Kısa bir yaşama sığdırılmış olağanüstü bir çizgi dehası: Mehmet Polat

ad826x90
ad826x90
ad826x90

1929 yılında Tokat’ta doğdu. Ortaöğrenimini Ankara Zırhlı Birlikler Astsubay Okulu’nda tamamladı. Askerlik görevini sürdürürken karikatüre başladı. Uzun süre Akbaba dergisinde çizdi. Yusuf Ziya Ortaç öldükten sonra bu dergiden ayrılarak arkadaşlarıyla Papağan dergisini çıkardı (1967). Emekli olduktan sonra Gırgır’da çalışmaya başladı. Şenlikli Gazete, Gün, Fırt, Günaydın gibi dergi ve gazetelerde çizgileri yayınlandı. 1976 yılında Karikatürcüler Derneği tarafından düzenlenen Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması’nda Gırgır Dergisi Özel Ödülü’nü kazandı. Son olarak Gırgır ve Fırt dergilerinde çiziyordu. 70’li yıllarda Günaydın gazetesinde güncel politikayı yorumladığı “Çekirge’nin Serüvenleri” ve “Nasreddin Hoca” çizimleri büyük ilgi çekti. Son yıllarında Fırt dergisinde TV dizilerini ve sinema filmlerini alaya alan tek sayfalık çizimler yaptı. 21 Eylül 1981’de, henüz 52 yaşındayken İstanbul’da tedavi görmekte olduğu hastanede yaşamını yitirdi. Mehmet Polat evli ve dört çocuk babasıydı.

ad826x90

Kısa Bir Yaşama Sığdırılmış Olağanüstü Bir Çizgi Dehası: Mehmet Polat

Mehmet Polat’ın Akbaba’da yayınlanmaya başlayan ilk karikatürlerinde bile büyük bir ustalık vardır. İnsan, eşya, kent, çizimlerinde en küçük bir hataya rastlayamazsınız. Kompozisyon, perspektif yanlışı yoktur. Olması gereken neyse, karikatür öyle çizilmiştir. İlginçtir ama Polat, çizgi sanatları konusunda hiçbir eğitim almadan, çizgide çıraklığı, kalfalığı yaşamadan doğrudan ustalar kategorisine girmiş büyük bir ustaydı. Yıllar sonra Akbaba ciltlerini karıştırırken bunu büyük bir şaşkınlıkla gördüm.

Onun çizgileriyle ilk kez çocukluk yıllarımda, Günaydın gazetesinin birinci sayfasında tanıştım. Dönemin güncel siyasal gelişmelerini ele alan ve Nasreddin Hoca tiplemesi ile taşı gediğe koyan bir köşesi vardı. Sonra Nasreddin Hoca’ya 70’li yılların fenomen dizisi Kung-Fu’nun kahramanı “Çekirge” de katıldı. Benim de yavaş yavaş karikatürle ilgilenmeye başladığım ilkgençlik yıllarımda o çoktan Gırgır ve Fırt’ın en önemli çizeri olmuştu. Kapak karikatürleri, portre çizimleri, diğer karikatürler, dizi ve yerli film “tornistanları” ile her iki derginin en görünür imzalarından biriydi. Tertemiz, çapaksız çizgilerinde Gırgır’ın Oğuz Aral’dan etkilenmiş diğer çizerlerine nazaran daha kendine özgü bir çekicilik vardı. Bu çekiciliğin izlerini özellikle o yıllarda çizgiye başlayan birçok karikatürcüde görmek olasıdır. 

ad826x90

Mehmet Polat, Türk karikatür sanatının asla unutulmaması, çizerlerin ise yönelimlerinde asla ıskalamaması gereken büyük bir ustadır.

ad826x90

YUSUF ZİYA ORTAÇ ANLATIYOR

Mehmet Polat'a gelince... O son derece efendi yapılı bir Anadolu çocuğudur; bir astsubay... Şaştınız değil mi? O kuyruklu gözler, o kabarık saçlar, o moda evinden çıkmış güzeller, o yarı çıplak kızlar, hizmetçiler, asker ocağında yetişmiş bir Anadolu çocuğunun elinden mi çıkıyor diye… Evet, evet. İyi, güzel, büyük, ne varsa, hepsi bu topraktan! Eskiden hem asker, hem yazar olana "Sahib-i seyf-ü kalem= kılıç ve kalem sahibi" derlerdi. Polat da bu geleneğin bir başka tipidir: Silah ve Fırça sahibi...

Onu pek az görürüm. Karikatürlerini, çoğu zaman başkası ile gönderir. Kendi geldiği zaman içeride, arkadaşlarının arasındadır. Çağırmadan odama gelmez. Disiplin adamı. Bütün parçaları uygun esmer yüzüne, açık ela gözlerine bakınca "İşte iyi bir insan" dersiniz.

Doğrusu, Polat Akbaba’nın yedek parçası değildir. Temelli çizerlerimiz arasında… Ama şimdilik asıl mesleği başka… Bir süre sonra hizmet yılları dolunca onu her gün masa başında göreceğiz. Bugün yakalayabildiği boş dakikalar içinde çalışıyor ancak… Yarın mı? Yarın mutlaka her sayıda kendi rekorunu kıran bir sanatçı ile karşılaşacaksınız.

ad826x90

TEKİN ARAL ANLATIYOR

Uğraş arkadaşımız, büyük karikatür ustası, Baba Polat'ı geçtiğimiz hafta yitirdik sevgili okurlar. 'Baba Polat' diyorum... Çünkü Polat sadece 4 çocuğunun babası değil, Fırt'ta, Gırgır'da karikatür çizen, çalışan tüm genç arkadaşlarımızın da babasıydı... Onlara, tüm bildiklerini büyük bir içtenlikle öğretmeye çalışır, daha iyi, daha doğru çizebilmelerine katkıda bulunabilmek için elinden geleni esirgemezdi. Çizmek, onun her şeyiydi... Kişiliğindeki büyük onuru, çizgisine, işine aktarabilen ender sanatçılardandı Polat...

Fırt çıktığı zaman, yükün büyük bölümünü o sırtlamıştı. Bunu bıkmadan, yakınmadan, sağlığı elvermeyene dek de yıllarca sürdürdü Baba Polat. 52 yıllık yaşamında yalnız karikatüre zaman ayırabildiği yıllar çok fazla olmamasına rağmen, onun kadar eser verebilmiş karikatür sanatçısı parmakla sayılacak kadar azdır.

Ne kadar çok çalışmış, ne kadar çok çizmiş olursa olsun, her hafta işini bitirdiğinde, “Başka bir iş var mı, gidebilir miyim?“ diye sormadan gitmezdi. Sabaha kadar çalıştığı zamanlar bile, sabah çıkarken sorardı.” Başka bir şey var mı, gidebilir miyim? diye. Ama bu defa “Gidebilir miyim?” diye sormadan gitti Baba Polat. Oysa yapacak daha çok işi vardı.

Hakan Çelik, Necdet Şen, Mehmet Polat, Muammer Barutçu, 78-79'lar.

HAKAN ÇELİK ANLATIYOR

ad826x90

Gırgır’ın ve Fırt’ın neredeyse bütün yükünü taşıdığı dönemlerdi. Sessizce köşedeki masasında bütün ağırlığıyla oturur, elinden düşürmediği sigarası ve çayıyla etrafında olup bitenlerle hiç ilgilenmiyormuş gibi görünerek işini yapardı. Bazen yan masadaki İsmet Abi ile olası kapak ve karikatürlerle ilgili bir iki lakırdı eder, akşam olunca da hemen hemen aynı saatlerde paltosunu giyer giderdi. Oğuz Abi ve özellikle de Tekin Abi onun çizeceği işleri erken vermeye gayret ederlerdi.

Çalışanların Polat Abi’si ya da Polat Baba’sı Mehmet Polat, tank astsubayı olarak uzun yıllar görev yaptıktan sonra emekli olmuş ve Gırgır’ın kuruluşunda görev alarak en etkili birkaç çizerinden biri olmuştu. Aslında çizerliği çok eski yıllara dayanıyordu. 60’lı yıllarda Akbaba’daki çizgileri çok etkileyicidir mesela. Oğuz Abi birlikte çalışacağı bütün çizerlere kendi anlayışı doğrultusunda müdahale ederek belli bir şekle sokmak isterdi. Hep yanlış anlaşılan bu durum kesinlikle Oğuz Abi gibi çizmek onun çizgisini taklit etmek demek değildi. Nitekim Polat Abi’yi de rahmetli Yener Çakmak’ın ifadesiyle “desen değişikliğine zorlamış” ve mükemmel bir sonuç elde etmişti. Böylece Gırgır ve Fırt çizgileriyle dolu hafızalarımızı, çizgilerle bezeli belleklerimizi Oğuz Abi’nin ardı sıra karikatürleriyle dolduran Gırgır çizgisinin en güçlü temsilcilerinden biri haline gelmişti.

MURAT KÜRÜZ ANLATIYOR

Mehmet Polat emekli olduktan sonra Gırgır dergisinde tam gaz çizmeye başlıyor. Önceleri imza atmadan çizerken, emekli olduktan sonra imza atmaya başlıyor.

Özellikle portreli karikatürlerde çok usta. Ne kadar çizilmesi kazık karikatür varsa altında Mehmet Polat imzası var. Portre karikatür çizmek her çizerin altından kalkacağı iş değildir.

Polat ağabey ciddi görünen bir adamdır. Hem ağabeyimiz hem de albay. Kolay kolay gülmeyen bir adam. Yüreğindeki mizah dolu hergele çocuğu yıllarca gizlemeyi başarmış. 

AKDAĞ SAYDUT ANLATIYOR

Mehmet Polat emekli olunca doğru Bab-ı Ali’ye geldi. Ama Ortaç’ın Akbaba’sı yoktu. Masasını Gırgır ve Günaydın’da buldu. Deseni müthişti. O denli yumuşak, rahat ve özgür çizgilerdi. Okuru rahatlatan, zorlamayan çizgilerdi. Hani “sade yağından kıl çeker gibi” derler ya… İşte öyle.

Ben O’nun çizgilerini ilk kez Akbaba’da gördüm. Konuyu ayrıntıların içinde boğulmadan, ama hiçbir ayrıntıyı da atlamadan çizebilen bir ustaydı. Konularını genel olarak insan ilişkilerinden seçerdi. Eğlencelik ve hoş bir bakışı vardı. Karikatürlerinde sosyetik insan ilişkilerini konu edindiği de söylenebilir.

Mehmet Polat bir çalışma anında Rıza Külegeç ile.

CİHAN DEMİRCİ ANLATIYOR

21 Eylül 1981'de bu dünyaya veda eden asker kökenli karikatür ustası. Özellikle Gırgır dergisinin en parlak dönemine girdiği yıllarda onun çizgileri hem Gırgır kapaklarında ve iç sayfalarda, hem de Fırt dergisinde çıkar karşımıza. 1929 doğumlu Mehmet Polat, henüz 52 yaşındayken, çok erken bir yaşta ayrılır bu dünyadan. Gırgır ve Fırt'ta çalıştığı dönemlerdeki lakabı "Baba Polat"tı Astsubay emeklisi Mehmet Polat'ın. Gırgır ve Fırt öncesinde Akbaba dergisinde ve sonrasında Papağan mizah dergisinde çizer. Kıvrak ve usta bir çizgisi vardır. Bugün unutulmuş çizerlerden biri gibi dursa da Gırgır ve Fırt dergileri 1981'in 21 Eylül'üne dek onun çizgileriyle doludur.

DOĞAN GÜNAY ANLATIYOR

1968, Erzurum. Telsiz Teknisyeni Astsubayım. Bölük Başçavuşu olan Mehmet Polat ile bir konu üzerinde kendi odasında konuşurken, konuya açıklık getirmek için bir kâğıda çizmeye başladı. Bir çırpıda çizdiği şekiller harikaydı. O yıllarda okuduğum "ağır" kitapların yanında, bir haftalık mizah dergisini de sürekli alırdım: Akbaba dergisi.  Orta sayfada "M.Polat" imzalı karikatürler olurdu.

Abi dedim, çizimleriniz karakter olarak, Akbaba isimli bir dergi var, orada M.Polat diye biri var , ona benziyor dedim. Mütevazı bir şekilde gülümsedi: “O benim Doğan'cığım.”

MEHMET DURU ANLATIYOR

Yüzlerce insan İstanbul’a artist olmak için Anadolu’dan kaçarken ben karikatürist olmak için kaçmıştım. Oğuz abinin odasından çıktıktan sonra direk Fırt'a gittim. Tekin abi beni Altan Erbulak’a gönderdi. Altan abinin yanına geldiğimde Altan abi de beni Mehmet Polat abiye yönlendirerek, “Mehmetçiğim bu kardeşimiz Mersin’den gelmiş sana emanet” dedi. “Hımm, peki” dedi Mehmet Polat abi ve çekmeceden bir şeyler çıkartarak bana doğru uzattı. Aman Allahım, çırıl çıplak kadın fotoğrafları…  “Al, bunlara espri üret” dedi. Yavrunuzun sayfasında yayınlanan erotik fotoğraflar için kadınların cinsel uzuvlarına denk gelecek karikatürler…  “Bir nevi sansür olacak şekilde” dedi.  Ben bir müddet dondum kaldım o resimleri görünce. Hayatında hiç cinsel deneyimi olmamış bir ergen için o fotoların ne olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Aldım fotoları. Mehmet abi, “haftaya bugün getirirsin” demişti. Fotolara bakmaktan espri falan bulamamıştım. Haftaya geldiğimde bulamadığımı söyledim ve Mehmet abi bana şöyle dedi: ''Karikatürist yolda geçen alelade bir insandan farklı düşünmeli, onlardan farklı hayal kurmalı. O yüzden, önce kendini o düşüncelerden arındırmalısın'' demişti. Çok sonraları ne demek istediğini anlamıştım. 

BEHZAT TAŞ ANLATIYOR

Çizgilerini nerede bulursam kesip sakladığım, boş defterlere yapıştırıp albüm yaptığım çizer. Küçücük bir çocukken tek bir kare çizgisine bile saatlerce, saatlerce baktığım Mehmet Polat. Hayatımın köşe taşlarının ilk adımlarından biri. O harikulade çizgilere yıllar sonra yeniden "Merhaba" demek çok güzel... Mehmet Polat unutulmayacak.

Comments

comments

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Nuri Berkan Canibey’den 5 karikatür (Yani 5 tık)

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla