Bir devrin travması: Sadece misafire açılan müze salonlar

Yıllar geçti. Onun evinin salonu hiç açılmadı. Özel misafirleri hariç… Onlar kimdi hiçbir zaman öğrenemedik. Ama biz değildik, onu biliyorduk.


Mahallede titizliğiyle tanınırdı o… Daha corona belasının olmadığı yıllarda bile dışarıdan alınan her şey yıkanır, silinir, öyle buzdolabına ya da mutfak dolaplarına yerleştirilirdi. Sizinle konuşurken bile yere düşmüş küçük bir iplik parçasının peşine düşer, toplar, atar öyle gelirdi.
Evi küçük ama temizdi. Salonu her gün sadece temizlenmek için açılırdı. Kimse giremezdi. Ne kendileri ne de ‘özel’ sayılmayan misafirler… Çocuk gözümle o salon bana devasa bir müze gibi görünürdü. Ki müzelerdeki eşyalar bile o kadar özenle saklanmamıştır.
Çocuklarının oyuncakları da özel bir kutu içinde dururdu. Oynarken çıkarırlar, tekrar o kutuyla yerine kalkardı. Öyle her istediklerinde oynayamazlardı zaten.
Biz ise evde bu konuda gayet özgürdük. Bizim oyuncaklarımız da kutularda, o kutular da ranzanın altında dururdu. Ama istediğimiz zaman salonun orta yerine kurardık bütün oyuncaklarımızı… İşi bitince yine kutuya, oradan da yerine… Ama ne salon yasaklı bölgeydi, ne de evin diğer odaları… Titizliğiyle tanıdığımız kişi bizim eve geldiğinde şoka girerdi adeta. Anneme, “Nasıl izin veriyorsun salonda oynamalarına” diye sorar dururdu. “Oyuncaklar kirli değil ki, sonra da topluyorlar zaten” derdi de, o hiç dinlemez, gözlerini büyütürdü.
Yıllar geçti. Onun evinin salonu hiç açılmadı. Özel misafirleri hariç… Onlar kimdi hiçbir zaman öğrenemedik. Ama biz değildik, onu biliyorduk. Sonra hiç beklenmedik bir anda, genç yaşında, aniden kalp kirizi nedeniyle hayatını kaybetti. Hiç oturulamayan o koltuklar, eşyalar ne oldu bilmiyorum. Eşi, bir yıl sonra evlendi. O ev boşaldı gitti. Ama şu bir gerçek ki, üzerine oturamadığı o koltuklar ondan daha fazla yaşadı. Hatta ondan daha fazla ihtimam gördü bu hayatta. Kendisi, büyük özenle temizlediği, kimseleri oturtmadığı koltuklar kadar rahat bir hayat yaşayamadı mesela.
Şimdilerde ben, ekstra bir oda olmasına rağmen orada değil, salonda oturuyorum. Çocuğum da bebekliğinden beri odasında değil, salonda, baş köşesinde oynadı. Bütün oyuncakları belli bir yaşa kadar salonun bir köşesinde dururdu kutularda. İstediği zaman döker, oynar, geri toplardı.
Kıyafetlerim, evdeki eşyalarım benden uzun yaşamasın. Ya da yaşasa da ben konforum için gönül rahatlığıyla kullanayım önce. Misafirler gelecek diye kapalı kapılar ardında durmasın koltuklar. Sonra üzerinde bir kere bile doğru dürüst oturamadığı o koltuklar uğurluyor insanı… Geride kalanlar da bunun pişmanlığını yaşıyor bir ömür boyu…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı