Twitter baskısı

Twitter’da size ağzınız payını vermek, haddinizi bildirmek için avucu kaşınan, yerinde duramayan, kıpır kıpır olan bir güruh var.


Herkesi aynı anda tatmin edemeyeceğinizi biliyor muydunuz! Kesin bilgi, yayalım! Şu ölümlü dünyada herkesi aynı anda mutlu etmenin bir yolu yok maalesef. Bu cümlelerimden ikna olmayan değerli okurlarımızı Twitter’a davet ediyorum. Twitter’da insanları aynı anda mutlu edememenin, onlara yaranamamanın en güzel örnekleri veriliyor çünkü. Dünyanın en doğru, güzel, ya da üzerinde tartışılmayacak kadar basit şeyini yazsanız bile mutlaka size laf çakacak, “Eee peki daha önce neredeydin!” “Şunlar, şunlar yapılırken niye sesin çıkmadı!” diyecek bir güruh bulunuyor. Bunların yanı sıra yaptığınız şeyi beğendiği halde; “Şöyle, şöyle yapsaydın daha da iyi olurdu. Bir de öyle yap, onu da görelim” diyen bir güruh da var. Yani Twitter’da size ağzınız payını vermek, haddinizi bildirmek için avucu kaşınan, yerinde duramayan, kıpır kıpır olan bir güruh var.

Çok basit bir örnek vereyim; Geçen haftalarda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. Twitter’da Türk bayrağı fotoğrafı paylaşıp üzerine “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun” diyen birine gelen yorumlar şöyle; “Cumhuriyet Bayramı değil Cumhuriyet BayramıMIZ”. Twit’i yazan kişi yazısını “BayramıMIZ” diye değiştirse, “O Türk bayrağı neden o kadar küçük? Daha büyük olmalıydı” diye yazıyorlar. Adam bayrağı büyütse bu sefer de “O bayrağın yanına bir de Atatürk fotoğrafı gerekirdi. Atamsız olmaz!” diye ısar ediyorlar. Adam bayrağın yanına Atatürk resmi koysa bu kez de “Atatürk’ün bir sürü güzel fotoğrafı varken bu fotoğrafını koymanız manidar! Atamız dünyanın en yakışıklı Atasıdır! Daha güzel bir fotoğrafını bulamadınız mı? Hem  bu fotoğrafta sanki biraz dertli gibi bakıyor. Bir şey mi ima etmeye çalışıyorsunuz?” diye fırça atıyorlar. 

Yani kısacası millet kafayı yemiş dostlar. Yapmaya çalıştığınız şey en basitinden bir bayram kutlamaya çalışmak. İnsanları yaptığı iyi şeyler üzerinden, “neden daha iyisini yapmıyorsun” diye eleştiren, ruh hastası ve vasıfsız bir güruh var ve bunlar ne hikmetse Twitter’a toplanmış. Artık insan Twitter’da tek başına gezmeye korkuyor. Başıma bir şey gelir mi acaba diye düşünüyor.

O yüzden ben artık fazla bir şey yazmıyorum. Yazacak olsam da yirmi defa düşünüyorum; “Ucu birine değer mi acaba? Birine söz hakkı doğar mı? Biri laf sokar mı?” diye. Onlar gibi düşünmeye çalışıyorum; “Ben bu dallamanın yerinde olsam bana ne derdim” diye empati yapmaya çalışıyorum. Sonra vazgeçip hiçbir şey yazmıyorum. Henüz hiçbir şey yazmayanlara bir şey demiyorlar ama o da yakındır. Belli bir süre twit atmayanlara önce bir uyarı mesajı gönderip “Hayırdır birader sen ne ayaksın ya! Ayı mı oynuyor burada. Twit yazmayacaksan tezgahın önünü kapatma, bas git!” diyebilirler.  Tehlikenin farkında mısınız?

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı