Turuncu mont

Bulunduğu noktadan parkın dışına koşturması kaç saniye sürer diye hesap yaptım. Yaklaşık üç-dört saniye gibi bir sonuç çıktı.


“Seni görebileceğim yerlerde oyna, parkın dışına çıkma tamam mı?” dedim altı yaşındaki kızıma. Tırmanma ipinden ona el sallayan arkadaşlarının yanına koşarken “Peki babacım” diye cevap verdi. Ben de bütün parkı görüş alanıma alabileceğim bir bank seçip oturdum. Hafta sonu kalabalığında kızımı diğer çocukların arasında kolayca görebilmek için ona parlak turuncu montunu giydirmiştim. Bi sigara yaktım. Parlak turuncu noktayı görüş alanımda tutarak etrafa boş boş bakınmaya başlamıştı ki “Blip blip” diye Whatsapp’tan bir mesaj geldi.

Prensip olarak kızımı parka götürdüğümde mesajlara bakmam. Çünkü bir mesajı okuduğum süre boyunca kızımla görsel temasını kesmiş oluyorum. Bu üç-dört saniye icinde rahatlıkla parkın dışına koşturabilirdi. “Blip blip!” Bir mesaj daha gelince hafiften merak etmeye başladım ama telefonu cebimden çıkartmadım. Hemen peşinden “Blip blip” “Blip blip” diye peşpeşe iki mesaj daha gelince, “Şu her kelimeyi ayrı ayrı gönderen tiplerden biri olamaz çünkü iki mesaj arası en az bir cümle yazacak kadar uzun” diye düşündüm, bu yüzden önemli olabilir.

Mesajlar iş yerinden geliyorsa son gönderdiğim çizimlerde revize istiyorlar demektir. İlk mesajda revize istendiği ve acil olduğu yazıyordur. Sonraki mesajlar da istenen revizelerdir. Mesajlara bakmak için bir plan yaptım. Önce kızımın parktaki konumuna baktım. Bulunduğu noktadan parkın dışına koşturması kaç saniye sürer diye hesap yaptım. Yaklaşık üç-dört saniye gibi bir sonuç çıktı. Eğer iki saniyede telefonu çıkarıp mesajların kimden geldiğini görebilirsem kafamı telefondan kaldırınca turuncu noktayı parktan çıkmadan tekrar yakalamış olurum.

Hızla telefonu cebimden çıkardım. İçimden “yirmibir, yirimiki…” diye sayarak iki saniye içinde mesajların kimden geldiğine baktım. Tahmin ettiğim gibi iş yerinden geliyordu ve ilk mesaj “revize” kelimesiyle başlıyordu. Kaç revize olduğunu saydım hızlıca ve kafamı telefondan kaldırınca turuncu noktayı göremedim.

İşte tam o anda yaşadığım en uzun 10 saniye başlamış oldu.

1. saniye: Endişe edecek bir şey yok. Parkın dışında olamaz. Bu kadar kısa sürede en fazla tırmanma ipinden inmiş olabilir. Bu da demek ki kızım hâlâ parkta sadece birilerinin ya da bir şeyin arkasında kaldığı için onu göremiyorum.
2. saniye: Şu üç-beş çocuğun aynı anda sallanabildiği yuvarlak büyük salıncağın orada sıra bekleyenlerin oluşturduğu bir kalabalık var. Kesin onların arkasındadır, şimdi görüş alanıma girer. Sigaramı yandaki çöp kutusunda söndürüp sıra bekleyen çocukların oraya doğru yürürken “Acaba kaç mesaj olduğunu sayarken iki saniyeden fazla mı takıldım telefonda?” diye düşündüm. Çünkü sıra bekleyenlerin arkasında da yoktu kızım.
3. saniye: Kalp atışlarım hızlanmaya başladı. Mesajları sayarken bir saniye fazladan takılmışsam, iki saniye de şimdi geçti; toplamda beş saniye ediyor. Şu anda parkın dışında olmalı. Panik halinde parkın dışını taramaya başladım.
4. saniye: Ne park alanının içinde ne de parkın dışında hareket eden bir turuncu göremiyordum. Parkın etrafında koşturarak aramaya devam ettim. Her geçen saniye kızımı bulma umudum azalıyordu.
5. saniye: “Monakodumun Billy Bauer’i” diye yüksek sesle küfür ederek suçu başkasına atıp rahatlamak istedim ama işe yaramadı çünkü suç bendeydi. Sktiğimin mesajlarına bi on dakika sonra kızımın elini tutarak baksaydım böyle bi şey yaşamayacaktım. Saniyeler hızla geçiyor ve ben kızımı hâlâ göremiyordum.
6. saniye: Umudum iyice azaldı. Kendimi çok kötü hissediyorum. Suçluluk duygusu düzgün düşünüp çözüm yolu bulmamı engelliyordu. Çaresizlik içinde “Miraaa! Miraaa! Nerdesin?” diye bağırarak parkın etrafında koşturuyordum fakat çığlık çığlığa eğlenen çocukların gürültüsünden beni duyması zordu.
7. saniye: Derin bir nefes alıp çözüm yolu düşünmeye başladım. O panikte aklıma üç tane çözüm geldi. Birincisi eşime telefon açıp buraya çağırmak. Böylece ikimiz birden ararsak şansımız çoğalır diye düşünüyordum. İkincisi polisi arayıp yardım istemek. Üçüncüsü ise etraftaki anne babalara haber verip birlikte aramak. Önce hangisini yapmalıyım diye düşünürken saniyeler akmaya devam ediyordu.
8. saniye: Yaşadığım panik ve çaresizlik yetmiyormuş gibi üstüne bir de en kötü olasılıklar aklıma gelmeye başlayınca dizlerimin bağı çözüldü, ayakta duramaz oldum ve bir banka oturdum.
9. saniye: Dizlerime tekrar güç gelene kadar bu üç seçenekten hangisini önce deneyeceğime karar vermeye çalıştım.
10. saniye: Etraftaki anne babalardan yardım istemek en mantıklı seçenek gibi geldi o an. Dizlerime tekrar güç gelir gelmez en yakındaki anne babaya doğru hızla yürümeye başlamıştım ki arkamdan “Babacım nereye gidiyorsun?” diyen kızımın sesini duydum.

Arkamı döndüm kızım ordaydı. Yeniden doğmuş gibi hissettim. Kızıma sarıldım.
“Baba yavaş… Çok sıkı sarıldın, nefes alamıyorum” dedi.
“Canım benim… Nerdeydin?”
“Hep burdaydım babacım. Parkın dışına hiç çıkmadım”
“Montun nerde peki?”
“Koşarken çok sıcak geldiği için çıkarıp arkadaşımın annesine verdim”
Parlak turuncu monta odaklandığım için aslında hep parkta olan kızımı görememiştim.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı