Zoşçenko’dan bir öykü: Deprem

"Yoksa beni Türkiye'ye mi getirdiler? Milletin çıplak dolaştığına bakılırsa tropik bir yer belli ki." Öyle sarhoş yürüyor, ağladı ağlayacak.


Ünlü Kırım depremi sırasında Yalta’da Snopkov diye biri yaşıyordu.

Ayakkabıcıydı. El işçisi. Yalta’da bir atölyesi vardı. Atölye değil de, köpek kulübesinden az hallice, küçücük taş bir kulübe. 

Bir ahbabıyla birlikte çalışıyordu. ikisi de buranın yerlisi değildi. Hem Yaltalılara, hem de tatile gelmiş olan yurttaşlara, ayakkabılarını onararak hizmet ediyorlardı.

Hiç de kötü yaşıyor sayılmazlardı. Kışın, kuşku yok, açlık çekiyorlardı, ama yazın iş ziyadesiyle yetiyordu. Ama gene de içki içecek fırsat buluyorlardı. Yani içecek zamanları oluyordu.

İşte böyle. Tam o ünlü depremden önce, tarihi de sanırım 11 Eylül Salı günüydü, ayakkabıcı İvan Yakovleviç Snopkov, cumartesiyi beklemeden bir buçuk şişe Rus acılı votkasının icabına baktı.

Zira mesai bitmişti. Ve de zira yedeğinde iki şişe vardı. Niye beklesindi ki? Alıp icabına baktı. Zira deprem olacağını bilmiyordu.

Adam bir buçuk şişeyle sokakta zilzurna oldu tabii ve doğruca eve döndü.

Eve döndü, avluya yatıp uykuya daldı; tabii deprem beklemiyordu.

Kafayı bulunca mutlaka avluda yatardı. Bu halde içe­ride uyumayı sevmiyordu. Kapalı yerde kendini iyi hissetmiyordu. Havasız geliyordu, midesi bulanıyordu. Bu yüzden de hep gökyüzünü yorgan yapıyordu.

İşte böyle. 11 Eylül günü, depremden hemen önce, İvan Yakovleviç Snopkov acılı votkayı götürdü, küfelik oldu ve avludaki servilerin altında uykuya daldı.

Uykusunda türlü türlü ilginç düşler görürken o ünlü Kırım depremi oluyor. Evler sallanıyor, yer uğulduyor ve sarsılıyor, Snopkov ise horul horul uyuyor, dünyadan haberi yok.

Ahbabına gelince. Ahbap, daha ilk darbede kendini dışarı atıp, yuvarlanan taşlar yüzünden ölme korkusuyla şehir parkında boylu boyunca serildi.

Ancak sabah vakti, herhalde saat altı gibi falan bizim Snopkov’un gözleri açıldı. Servilerin altında uyandı ve kendi avlusunu tanıyamadı. Zira taştan kulübeleri yerle bir olmuştu. Tamamen yıkılmıştı: duvarlar dağılmış, bahçe çitinin yerinde yeller esiyordu. Bir tek serviler eskisi gibiydi, geri kalan her şey ancak zorlukla tanınıyordu.

Bizim Snopkov gözlerini ovuşturup düşündü:

“Hay Allahım, nasıl geldim buraya? Yoksa,” diye düşünüyordu, “sarhoşken başka bir yere mi geldim? Başka birinin mülkü belli ki, iyi de kimin? Yok,” diye düşünüyor­du, “böyle zil zurna içmek iyi değil. Alkol,” diye düşünü­yordu, “son derece zararlı bir içki; resmen hiçbir şey hatır­lamıyorum.”

Ruhunda buna benzer başka huzursuzluklar da his­setti.

“Hiç değilse,” diye düşünüyordu, “buraya gelmişim de sokakta sızmamışım; yoksa belki bir araba ezerdi, ya da köpek ısırırdı. İçkiyi,” diye düşünüyordu, “azaltmak lazım, ya da en iyisi bırakmak.”

Bu düşüncelere kapılmak ona iyi gelmedi; içini bir sıkıntı kapladı, kalan yarım şişeyi cebinden çıkardı ve umutsuzluktan dikleyip icabına baktı.

İcabına baktı ve kafayı tam buldu. Zira çoktandır böyle zıkkımlanmış değildi ve zira kafası zaten iyiydi.

Bizim Snopkov böylece ayakları üzerine dikildi ve sokağa çıktı.

Sokakta yürüyor ama sarhoş gözleriyle hiçbir şeyi tanıyamıyordu. Üstelik depremden sonra da herkes sokaklara dökülmüştü. Bütün millet dışarıda, evlerde kimse kalmamış. Kimse normal halinde de değil; yarı çıplak, ellerinde yorganları, döşekleri.

Snopkov böylece yürüyor, içi de buz kesiyor.

“Allahım,” diye düşünüyor, “nereye düştüm ben? Yoksa,” diye düşünüyor, “vapura binip Batum’a mı geldim? Yoksa beni Türkiye’ye mi getirdiler? Milletin çıplak dolaştığına bakılırsa tropik bir yer belli ki.”

Öyle sarhoş yürüyor, ağladı ağlayacak.

Asfalta çıktı, hiçbir şey anlamaksızın yürüdü. Yürüdü, yürüdü ve hem yorgunluktan hem de alkolün etkisinden yola yığılıp ölü gibi uyuyakaldı.

Uyandığında karanlık, akşam olmuş. Başının üzerin­de yıldızlar titreşiyor. Hava serinlemiş. Niye serinlemiş: çünkü yalınayak, çıplak. Bir tek uzun don.

Yol kıyısında yatıyor, kafası darmadağınık, düşünüyor. “Allahım,” diye düşünüyor, “gene nereye düştüm ben?” 

Snopkov hakikaten korktu, çıplak ayakları üzerine dikildi ve yürümeye koyuldu. İçi yanarak on verst kadar yürüdü ve bir sazlığın yanında oturdu. Oturdu ve bir efkar bastı. Buraları tanımıyor, hiçbir şeye anlam veremiyor. Ruhu buz kesiyor. Bir de acayip acıkmış.

İvan Yakovleviç Snopkov olup biteni ancak sabaha karşı öğrendi. Geçen birine sordu.

Yolcu ona dedi ki: 

“Üzerinde bir tek don, ne hal böyle?” 

Snopkov dedi ki: “Ben kendim de bilmiyorum ki. Söyleyin lütfen, neredeyim ben?” 

Neyse, konuştular. Yolcu dedi ki: 

“Buradan Yalta’ya otuz verst falan var. Bu kadar gel­mişsin besbelli!”

Neyse, yolcu ona depremi, nerelerin yıkıldığını, nere­lerin yıkılmakta olduğunu anlattı.

Tabii Snopkov depreme çok üzüldü ve Yalta’ya doğru yola düştü.

Yalta’nın bir başından öte başına donla yürüdü. Gerçi kimse, deprem yüzünden onun bu haline aldırış etmedi.

Sonra Snopkov zararlarını hesapladı, bunu da gayet düzenli yaptı. Şahsına ait nakit, altmış ruble; ceket, sekiz ruble; pantolon, bir buçuk ruble; ayakkabıları da neredey­se yesyeniydi. Hepsi yüz ruble kadar ediyordu; kulübede­ki kayıplarıysa ziyana dahil değildi.

İ. Y. Snopkov şimdi Harkov’a gitmeye hazırlanıyor. Alkolden kurtulmak istiyor. Yola koyuluyor.

Peki yazar, bu edebi ürünüyle ne söylemek istiyor?

Bu ürünüyle yazar, sarhoşluğa karşı enerjik bir şekil­de pozisyon alıyor. İçki ve alkole karşı bu edebi hicivle bir iğneleme yapıyor.

Yazar, içen insanların yalnızca daha hoş şeyleri değil depremi bile fark etmeyeceklerini söylemek istiyor.

Ya da, bir afişte yazdığı gibi: “İçme! Sarhoş gözlerle sınıf düşmanını bile kucaklayabilirsin! “

Hakikaten de öyle, yoldaşlar. 

(1930)

Verst: Rusların kullandığı 1,066 m ölçü birimi.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı