Tepeköy’e damat gelen Taso amcanın hikayesi

Belki yalnızlıktan bunaldığı için kahveye gelmişti, belki evdeki eşinden kaçmıştı ama konuşmaya istekliydi. Taso imiş adı. 70 yaşındaymış.


Gökçeada’da en sevdiğim yerlerden biri olan Tepeköy’deki Rum kahvesi her daim kalabalıktı. O akşam, kahve içmek ve karşısındaki tavernanın müziklerini dinlemek için gitmiştik kahveye… Ama yer yoktu. Sonra uzun okul sırası gibi olan bölümden birkaç kişi kalktı. Oturduk. Oraya gelene kadar çok yol yürümüştük o yüzden otururken biraz ofladım sanırım, farkında bile olmadan. Uzun sıranın yanında oturan yaşlı adam, “Aman vücudunuzun kıymetini bilin, bak ben zamanında çok çalıştım, üç işte birden çalışırdım o yüzden her yerim ağrıyor” dedi. 

Belki yalnızlıktan bunaldığı için kahveye gelmişti, belki evdeki eşinden kaçmıştı ama konuşmaya istekliydi. Taso imiş adı. 70 yaşındaymış. Gençliğinde üç işte birden çalışırmış. Gece üçte çıkarmış evden bir işe giderken. Çocukları pek yüzünü göremezmiş. “Ama şimdi iki kızımın da evi, işyeri, arabası var. Hepsini ben yaptım” derken gururla bakıyordu. Eşi idare edermiş evin her şeyini. Parayı… Karısı, kızlarına çok harçlık vermezmiş.

“Tepeköylü müsün?” diye sorduk. Zeytinli köyündenmiş, buraya damat gelmiş. 22 yaşındaymış o zamanlar. Sonradan evlendiği sevdiği ise 18… Tepeköylü bazı gençler, kendi köylerinden bir kızla konuşuyor diye ona kabadayılık yapmak istemişler. Ama o gönüllerini almış. Sattığı yiyeceklerden onlara krallara layık bir sofra kurdurmuş. Ondan sonra onu aralarına almışlar. “Atla gelin aldım ben hanımı” derken uzaklara dalıp gitmişti gözleri… O zaman sarı saçları uzunmuş. “Şöyle yandan attım mı, herkes bakardı” dedi.

Sonra karşıdaki tavernadaki eğlenceyi seyre daldı bir süre… Küçük kızını Selanik’te düğünle evlendirmiş. Büyük kızı ise Tepeköy’deki bu meydanda evlenmek istemiş. “Tepeköy’deki daha pahalıya çıktı” derken gülüyordu.

Küçük kızı, şimdi evli olduğu erkekle çıkıyorken “damat adayı” biraz serseriymiş. Hatta bir gün arkadaşlarına uyup bir arabayı ters çevirip hasar vermiş içinde kimse yokken. Kızı, “Ben böyle bir erkekle arkadaş olmam” deyince çok pişman olmuş yaptığına, özür dilemiş. Bir daha da hiç öyle şeyler yapmamış.

Biraz daldan dala sohbet ediyordu Taso amca… Ama sohbeti çok tatlıydı, bölmeden, soru sormadan dinledik.

Küçük kızına erkek arkadaşıyla buluşacak diye o zamanın parasıyla bayağı fazla harçlık vermiş. Hatta kızı “Annem cimri ama sen cömertsin” demiş. O da “Hayır, ben çok çalışıyorum, sizi görmüyorum ama hepimizi annen idare ediyor” diye yanıtlamış. Kızı, elindeki harçlığı gösterdiğinde gözleri parlamış arkadaşının. “Sen zengin kızısın” demiş. “Gel, seni babamla tanıştıracağım” deyip Taso amcanın çalıştığı mobilyacının önüne götürmüş erkek arkadaşını. Koca bir üçlü koltuğu kucaklamış giden Taso amcayı görünce “İşte benim babam bu” demiş, “Zengin değil ama mert, bizim için kaç işte birden çalışıyor.”

Damat, yıllar sonra aileye kabul edildiğinde Taso amcaya “Sizi o koca koltukla görünce ne kadar güçlü bir adam diye düşündüm. Beni isteseniz döverdiniz” demiş. Ama şimdi araları çok iyiymiş.

Bu anısını anlatırken gözleri yaşlıydı, sesi titriyordu. Ben de aynı onun gibiydim. Dokunsalar ağlayacak gibi…

Pandemi nedeniyle kızları bu yıl Selanik’ten ziyarete gelememiş. O da gidememiş. Torunlarını çok özlemiş. Kalbinin üstündeki cebinden, mendile özenle sarılmış fotoğraflarını çıkarıp gösterdi bize… Küçük kızının bir oğlu bir kızı, büyük kızının da bir kızı varmış. Bize gösterdikten sonra yine aynı özenle sardı fotoğrafları, kalbinin üzerine koydu.

Eskileri anlatırken gözleri dalıp hüzünlenince “Eşiniz yaşıyor mu?” diye sorduk. “Yaşıyor, evde” dedi. “Artık para kazanamadığımdan olsa gerek çok söyleniyor” diye güldü. Anladık ki, evdeki dırdırdan kaçıp soluğu kahvede almış.

15 Ağustos’ta Patrik Bartholomeos adada Meryem Ana Panayırı için bir ayin düzenleyecekti, her yerde ilanları asılıydı. Taso amca “Bartholomeos ile ben kardeş çocuklarıyız. Teyzemin oğlu. Babası berberdi” dedi. Meryem Ana Panayırı’nda koyun, keçi kestirip etlerini de dağıtıyorlarmış. Eskiden Kurban Bayramı ile aynı zamana denk gelirmiş. O da kestirdiği koyunların etlerini dağıtırmış komşulara… “Buradaysanız, siz de gelin” dedi. Tatilimizin daha önce biteceğini söyledik.

Taso amcanın Tepeköy’ü ve Selanik’i mekan tutan anıları kah hüzünlü, kah komikti… Kahveler bitmişti, otele dönmemiz gerekiyordu. “Kendinize iyi bakın, sonra benim gibi erken ihtiyarlarsınız” diye el salladı.

Dönüşte Tepeköy’de yıldızlara baktık. Gökyüzü pırıl pırıldı. Milyonlarca kilometre uzaklardaki yıldızlar göz kırparken şu dünyada ne kadar minik bir yer kapladığımızı düşündüm. Gözlerimi kapadım. Bize kalan sadece güzel anılar işte böyle diye düşündüm. Sadece anılar…

Loading...

Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı