Sana dün bir kafeden baktım ey güzel Amsterdam!


Geçen kafede iki kişinin sohbetine tanık oldum. Biri hakkında “O arkadaş çok varlıklı ama masraf olmasın diye evlenmiyor!” diye bir laf edildi!
Lan tamam insan tutumlu olur ama…

******

Hollanda’da yaşayan Türk olmak da ayrı problem arkadaş ya!
Önüm sıra bisikletli bir dayı gidiyor. Bisikletin üstünde koltuğa uzanmış gibi yatar halde, gövde sabit ama kafa fırıl fırıl, her pedal çevirişte bir sağa, bir sola dönüyor.
Konu ne?
Çevrede “Selamialeykim!” diyecek biri var mi?

******

Demin biri geldi “Abi ben senin Türk olduğunu bilmiyordum, Portekizli sanıyordum seni!” dedi.
“Yok lan Sivaslıyım ben!” dedim.
“İçinden mi abi?” dedi.
“Porto!” dedim, biraz düşündü gitti.

******

Bugün 18-20 yaşlarında birkaç genç turist uğradı kafeye.
“Cigaralık var mı?” dediler.
“Yok biz satmıyoruz!” dedikten sonra “Nerelisiniz siz?”diye sordum.
“Türküz abi Fransa’dan geliyoruz!” dediler.
“Niye içiyonuz lan siz böyle şeyler! Gebertirim bak sizi!” dediğimi fark ettim.
Yaşlanmış Türk olmak da çok zormuş. Az kalsın çocukları Fransa’ya geri gönderiyordum.
Personel sakinleştirdi valla!

******

Demin kafeye adı ve soyadı Türkçe olan, Hırvat asıllı Hollandalı bir hanım geldi.
“Belki de aslen Türk olabilirim!” dedi.
“Türksen kesin Konyalısındır” dedik.
Zamanında Sırbistan’a iş için giden arkadaşlar bindikleri taksinin soförünü Türke benzetip, Sırp olduğuna inanmayıp uzun süre, “Olm emin misin lan, aynı Turke benziyon sen ya. Türksün lan sen, şaka yapıyon olm eheherreek!” diye ısrar edince elin Sırp taksicisi de, “500 sene misafir ettik ulan, daha mi benzemesin!” diye içli bir cevap vermiş.
Hayat naadar garip lan!

******

Yanımdan dedikodu yaparak iki yaşlı Türk kadını geçti. Kendi aralarında bir yakınlarını çekiştiriyorlardı.
Biri, “Aradım aradım açmadı, eyicene baktım telefonu çevrim içiydi!” dedi.
Yalnız yer Amsterdam, bu ney abi şimdi ya?

******

Bugün kafeye çiçek satmaya gelen Konyalı dayıyı, müşterilerimize ‘Karısına deste deste çiçek almış bir Türk erkeği’ olarak tanıttım ve herkesi buna inandırdım.
Mutluyum çünkü başardım!

******

Dün akşam Amsterdam’ın Türk restoranlarından birine gittim. Gerek içerinin düzenleniş şekli, gerek mobilya seçimi, personelin hal ve gidişi, özellikle de çalan müzik tarzı bana 70’li yıllar Ankara-Tandoğan otogarını yaşattı. Asıl gidilecek yer orası değildir de, gideceğin yere giderken öylesine veya mecburen uğramışsındır.

Servis yapan kişilerin bütün duygu ve sinirleri alınmıştır da sadece gerekeni yapar gibidirler, ifadesiz, tepkisiz, aceleci ve gerektiği kadar. Mobilyalar Ankara Siteler’den tanıdık mobilyacıdan alınmıştır, Estetik kaygı gütmeden, patronun tanıdığından ve uygun fiyata ayarlanmıştır. Yemekler fotoğraf gibidir, aslına benzer ama tadı yoktur. Aslının bir benzeri veya farklı bir materyalden aslına uygun yapılmış gibidirler.

Tatsız…
Müzik… Ah o müzik!
Bergen mi desem, Zehra Sabah mi?
Zaman tüneli gibi lan bu, para versen alamazsın bak…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube and Vimeo Embeds
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı