Hande Ustamahmut yazdı: Periler Tehlikeli Bir Tarih!


“Birçok film ve animasyonda izlediğimiz periler gerçekten sevimli miydi? 17. yüzyıl Avrupası’nda yaşayan insanlar için kesinlikle değildi. Dünyayı yok etme gücüne sahip olduğuna inanılan periler, musallat olduğuna inanılan evlerin terk edilmesine, insanların öldürülmesine yol açtı. Hayaletler, cadılar, kara büyüler gibi periler de 20. yüzyıla kadar insanların en büyük korkusu oldu.” 

Richard Sugg tarafından ele alınan “Periler Tehlikeli Bir Tarih” isimli bu şahane kitap, tarihin bir döneminde batıl inançlara karşı olan algıların izini sürüyor. Kitabın bir bölümünde perilerin insanlara zarar verme noktasında vampir ve cadılara benzediği vurgulanır. Zira bu insanlara göre vampirler, insanların kanını, ruhunu ya da nefesini emebilirdi. Yazara göre bu inancın ikonik sonucu, tarihin çoğu döneminde çocukların perilerden nefret etmesi olmuştur. Kitapta bu durumla ilgili bir kişi şu şekilde ifadelerde bulunur: “Biz çocukken yanlış bir şey yaptığımızda yaşlılar bize “Bunu bir daha yaparsanız periler sizi alıp götürür” derdi… "Tintagel’de geceleri ateşin etrafında otururdum ve yaşlı kadınların periler ve hayaletler hakkında o kadar çok şey anlattığını duyardım ki karanlık çöktükten sonra kapıdan dışarı çıkmaya korkardım.” 

Kitapta insanların peri inancıyla ilgili bu şekilde birçok alıntı yer almakta. İnsanların perilerle ilgili ifadelerine bakınca küçüklüğümüzde birçoğumuzun cinlerle korkutulduğu aklınıza gelmiştir sanırım 🙂 Konuyla ilgili daha ilginç olanı da 1960 yılında yapılan bir araştırma üzerindeki çarpıcı detaylar… 1960 yılında bilim insanı Jacoba Hooykaas İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, Moravya, Yunanistan, Litvanya, Bohemya ve Macaristan’da insanların çocuk kaçıran peri ve elf türlerinden korktuğunu tespit eder. 

İnanca göre perilerin erkek, sarı saçlı ve mavi gözlü çocukları kaçırarak yerlerine peri ikameleri bıraktıkları düşünülürdü. Buna inanan insanlar, perileri etkisiz kılmak için 19. yüzyılın sonuna kadar akılalmaz eylemlerde bulundular. İnsanlar bebeklerini ve çocuklarını nehirlere soktular. Ya da kıyılardaki gelgitlerin uçlarına bıraktılar. Kimi bebekler de ebeveynleri tarafından sıcak kömürlerin üzerinde bekletilerek ateşlerin üzerinde asılı bırakıldılar. Bazıları bebeklerini dondurucu havaya maruz bırakıp zehirli yüksük otu ile yıkadılar. Bunların yanı sıra şeytan çıkarma ritüelleri de yapıldı. 

Tüm eylemlerin sonucunda eğer bebek şanslıysa hayatta kalıyordu. İnsanların bu çılgın davranışları yaparken çocuklarını perilerden kurtarma motivasyonuyla hareket ettiklerini görüyoruz. Şu an bize çılgınca ve ürkütücü gelen bu uygulamalar, o dönemin insanları için mantıklıydı. Kanımca her yerin Tanrılarla, ifritlerle, habislerle dolu olduğu dünyada bu insanların başka  bir kozmos algısı yaşamaları pek de mümkün değildi.

[zombify_post]


0 Yorum

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir