• Kaostan önce sis vardı: Sisli bir günde sis tanrılarına dair

    Bir önceki yazımı yazmaktaki temel motivasyonum o günün fırtınalı bir gün olmasıydı. Bu yazımı yazmaktaki motivasyonum da bir doğa olayına dayanması bakımından aynı: Bulunduğum şehirde...

    Tüm Yayını Görüntüle
    Bir önceki yazımı yazmaktaki temel motivasyonum o günün fırtınalı bir gün olmasıydı. Bu yazımı yazmaktaki motivasyonum da bir doğa olayına dayanması bakımından aynı: Bulunduğum şehirde günlerdir süren sis. Dolayısıyla sis tanrılarını anıp sisin bir an önce kalkmasını dilemek amacıyla böyle bir yazı yazmak istedim =) Fakat mitoloji bu konuda fırtına tanrılarında olduğu gibi bereketli değil....
    70
  • Ayten

    On sekiz yaşında Türkan Şoray güzelliğinde bir kızdı. Çocuktum, Ayten'i ilk gördüğümde aşık olmuştum. Mahalledeki herkes aynı fikirdeydi.

    Tüm Yayını Görüntüle
    Öğretmen olan babamın tayini Ardahan'dan Pendik'in mahallesi Taşlıbayır'a çıkmış, taşınmışız. Okulla mahalle arasında günler geçerken karşımızdaki üç katlı binanın çatısı sökülüp tuğlalarla duvarlar örüldü, şimdinin bir artı bir'i kadar bir ev yapılıp çatısı yeniden kapatıldı. Birkaç hafta sonra mahallemizin jönü çok sevdiğim Mustafa abi, ailesinin karşı çıkmasına rağmen Ayten isimli birini kaçırıp evi kiraladı. İş...
    10
  • Benim için büyük, Gırgır içinse…

    Belki de adım bile değildi. Bir minibüs kuyruğunda beklerken vakit geçsin diye aldığım Gırgır dergisinin ikinci sayfasında ‘Her pazartesi karikatürlerinizle birlikte bekliyorum’ diyordu. Uzun süredir...

    Tüm Yayını Görüntüle
    Belki de adım bile değildi. Bir minibüs kuyruğunda beklerken vakit geçsin diye aldığım Gırgır dergisinin ikinci sayfasında ‘Her pazartesi karikatürlerinizle birlikte bekliyorum’ diyordu. Uzun süredir zaten çevremdekilerin pek beğendiği  bir şeyler çiziktiriyordum, alıp götürmeye karar verdim. Sonra, işte o pazartesi günleri okuduğumuz okuldan, çırak olarak çalıştığımız berber dükkanından, tamirhaneden fırlayıp koltuğumuzun altında çiziktirdiklerimizle Cağaloğlu’nun yolunu...
    129
  • T3R5 MAHALLE 8: BİN SEKİZ YÜZ DOKSAN DOKUZ

    Dergâhtakiler, İhsan ve Oktay’ın ne iş yaptıklarını da anlamazlardı. Delikanlılar, biz puslu kıtaların atlasını satacağız, derlerdi de başka bir şey demezlerdi.

    Tüm Yayını Görüntüle
    Bazı mahallelerde bazı şeyler ters giderdi. T3R5 mahallede her şey ters giderdi. Zaman bile tersine akardı. Yıllar birer birer değil yüzer yüzer geriye gitti. TV’lerin üzerine köşegen serilmiş dantellerin olduğu dünyadan TV’siz radyosuz dünyaya gidildi. Metrolar ve tüneller, asfalt yollar ve arabalar yok oldu. Yayalar, atlar, merkepler ve kupa arabaları çoğaldı. Beşiktaş saman iskelesine, Eyüp...
    51
  • Yerde ve gökte

    İnançlar üzerine yapılan bu tür sohbetlere bizim kültürümüzde elbette sıkça rastlanır. Günlük hayatta, sokakta böyle heyecanlı konuşmalara kulak misafiri oluruz.

    Tüm Yayını Görüntüle
       Sular idaresinin, çarşıdaki merkez binasına gitmiştim. Faturamı  yatıracaktım. Yolumun da üzerindeydi. Ama bayağı erken gitmişim. Öğle tatiliydi ve veznelerin açılmasına daha kırk dakika vardı. Geri dönmeye veya gidip başka bir yerde beklemeye üşendim. Orada bir yere oturdum.     Hemen yanımdaki bahçenin kenarında, dört kişi ayakta konuşuyorlardı sevgili okurlar. Daha doğrusu üçü bir konu üzerinde...
    23
  • Sonsuz…

    Eşim geldi akşamüstüne doğru… Mezarımdaki yabani otları yoldu. Bakmayı bilmediğinden, pek bakıma ihtiyacı olmayan bir dünya sukulent dikti mezarıma.

    Tüm Yayını Görüntüle
    Öldüm ben. Bir ay önce güneşli bir Pazar sabahı koltukta öylece otururken duruvermiş kalbim. Tanımadığım bir adamın yanına gömdüler beni. Necip abinin… Necip Hiçdurmaz…  Tabii ben abi diyorum kendisine ama o öleli çok olduğundan pek de yaşını göstermez olmuş artık. “Hoş geldin yoldaş!” dedi. Gayet tok ve düzgün bir sesle… – Yalnız şu bacaklarını biraz...
    15